CHP’deki krizin nedenleri…

MAKALEYİ DİNLE

Peşinen belirteyim…

CHP’nin “siyaset yapış şekline” bayılıyorum.

Çok renkli, çok hareketli!

Ne sistem var…

Ne kural…

Ne mantık…

Ne sağduyu…

Ne saygı…

Herkes “aklına geldiği gibi” siyaset yapıyor.

Sadece kendi çıkarlarını ön planda tutuyor.

Parti çıkarları hiç mi hiç önemli değil!

Ülke çıkarlarını zaten düşünen yok.

Konuyu “dava” olarak ele almak mı, o da ne?

Hani Perşembe Pazarı’na gidersiniz ya, her kafadan başka ses çıkar…

Herkes kendi malını satmak için çığırtkanlık yapar…

İnanın, Perşembe Pazarı’nın hali CHP’den daha iyi!

 

***

 

Bir partiden, o partinin mensuplarından beklediğiniz bir “davranış biçimi” vardır.

CHP’liler şimdiye kadar beni hiç yanıltmadı.

Aldıkları kararlar, yaptıkları hareketler beni hiç şaşırtmadı.

Olaylara yaklaşımları…

Sorun yaratma biçimleri…

İnsan ilişkileri…

Genel konulara bakış açıları…

Hep aynı!

Sanki “karbon kâğıdı” yla çoğaltılmış mübarekler!

Tipik özellikleri nedir biliyor musunuz?

*Kendileri, vazgeçilmezdir.

*Kendileri listede olmazsa, o seçim mutlaka başarısız geçer.

*Kendilerinin listede olmadığı seçimlerde, “çalışıyormuş gibi” görünürler, ama çalışmazlar.

*Çoğu, mevcut adaylar başarısız gözüksün diye kendi partisine bile oy vermez.

*Eleştirmeyi çok severler… Eleştirdikleri konuların düzeltilmesi için hiçbir sorumluluk üstlenmezler.

*Kendi çıkarları, parti ve ülke çıkarlarının hep önündedir.

*Partinin başarılı olması değil, kendilerinin başarılı olması önemlidir.

*Milletvekili seçilenler milletvekilliğini, belediye başkanı seçilenler de belediye başkanlığını “müktesep hak” olarak görürler.

*”Hizipçilik” yaparak, iyi “siyaset” yaptıklarını sanırlar.

*Aralarında gerçek anlamda sevgi, saygı, yardımlaşma yoktur.

*Özetle… Kendileri varsa her şey çok iyi, kendileri yoksa batsın dünya!

 

***

 

CHP, yıllarca bu“partili profili” ni bir türlü değiştiremedi.

Aralarına gençleri, yeni isimleri pek almazlar.

Alırlarsa, kendi hükümlerinin kalmayacağını sanırlar.

Aldıklarını da kısa zamanda kendilerine benzetirler.

Bir de bakmışsınız, o pırıl pırıl gençler de bir süre sonra (eğer o hastalıklı yapıdan kendilerini koruyamamışlarsa) eski kaşarlaşmış “partili büyükleri” ne benzerler.

Aynı özellikleri onlarda da görürsünüz.

Bu yapı, bu kafa yıllardır değişmediği için de, CHP’nin başarıları hep “kısıtlı” kalmıştır.

 

Bütün bunları ne için yazdım?

Sevgili okurlarım, biliyorsunuz ben partili değilim.

Şimdiye kadar ben ve ailem herhangi bir siyasi partiye üye olmadık.

“Gazetecinin partisi olmaz” ilkesini savunan ve uygulayanlardanız.

Bu nedenle her parti ve her partili hakkında, “yazılabilecek veya yazılması gereken her şeyi” yazabilme hürriyetine sahibiz.

Biz, bütün siyasi partilerin “sağlıklı yapı”da olmasını isteriz.

Sağlıklı yapıda olsunlar, iyi hizmetler yapsınlar ki, demokrasimiz gelişsin, devletimiz güçlü olsun ve Türkiye’miz kalkınsın.

Bizim siyasete ve olaylara bakış açımız budur!

Şimdi gelelim, bütün bunları yazmama neden olan olaylara…

 

***

 

1 Kasım’da yeniden sandık başına gidiyoruz…

Cumhurbaşkanı hazretleri, 7 Haziran seçim sonuçlarını beğenmedi ve seçmene “Kararınızı beğenmedim. Benim partimi tek başına iktidara getirmediniz… Şu kararınızı bir daha gözden geçirin” dedi.

Kimse kem küm etmesin, yaşadıklarımızın anlamı bu!

Seçim takvimi çok dar…

64 gün sonra seçim var.

Partilerin iki ayağı bir pabuçta, böyle bir takvimde nasıl başarılı olabilirimin arayışı içinde!

Erken seçime “en hazırlıksız” yakalanan parti, kabul edelim ki, CHP!

Neden CHP?

Türkiye’nin en eski partisi olmasına rağmen kendisine hâlâ “yönetim sistemi” kuramadığı için zamanında genel kurullarını ve kurultayını yapamadı.

İl ve ilçe örgütlerinin halini bir bilseniz, acırsınız.

Hemen hemen hepsi; yorgun, bitkin, heyecansız…

Bunca seçim geçirdiler, eskidiler…

Adaylık ve özel nedenlerden dolayı istifalar yaşandı.

Çoğu bölük pörçük hale geldi.

Yerel seçimlerden sonra kongrelerini yapmadılar, genel seçimi zar zor geçirdiler, şimdi araya bir de “erken seçim” girdi, yine yapamıyorlar.

CHP’nin yaşadığı en büyük zaaf bu!

 

CHP’de önseçim yapılabilir mi?

CHP Genel Merkezi, sıkışık seçim takvimi nedeniyle, tüzüğü gereği yapması gereken “önseçim”i yapamayacağını Yüksek Seçim Kurulu’na bildirdi ve kuruldan “olur” cevabını aldı.

Yani CHP, Türkiye genelinde “önseçim” yapmaktan kurtuldu.

Partinin merkez yürütme kurulu da, adayları belirleme konusunda Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na tam yetki verdi.

Genel merkezdeki hava, 7 Haziran seçimlerindeki aday listesinin büyük oranda korunacağı şeklinde.

Zorunlu bir iki değişiklik yapılacaksa, yapılacak…

Parti, milletvekili seçilen kişileri değiştirmeyi etik de bulmuyor.

İki üç ayda nesini gördü de değiştirecek?

Bence doğrusunu yapıyor.

Özetle…

*Bu kadar dar seçim takviminde “önseçim” yapılabilmesi mümkün değil.

*Milletvekili seçilen kişilerin bu haklarını ellerinden almak da ahlaki değil…

 

“Önseçim” yaygarası koparanlar…

Türkiye, bu şartlarda seçime giderken…

CHP, “kısıtlı takvim” nedeniyle zor durumdayken…

Ortada milletvekili seçilen kişilerin hakları varken…

Kentimizdeki “malum partililer”, her zamanki “anlaşılmaz” tutumlarını yine sergilediler.

Kim bunlar?

Konuşulan pek çok isim var…

İçlerinden, kendilerini “vazgeçilmez” kabul eden dördünün ismini sayayım.

Hurşit Güneş…

Hikmet Erenkaya…

Yalçın Kuşkan…

Cüneyd Özkürkçügil…

İyi insanlar, ama siyaset yapma biçimleri yanlış!

Ne zaman, nasıl davranacaklarını bilmiyorlar.

Bu nedenle de çoğunlukla kaybediyorlar.

Şimdi “önseçim” isteyenlere sormak istiyorum…

7 Haziran seçimlerinde listenin ön sıralarında olup milletvekili seçilselerdi…

Yani Fatma Kaplan Hürriyet, Haydar Akar ve Tahsin Tarhan’ın yerinde olsalardı…

Erken seçim öncesi, “önseçim” diye tuttururlar mıydı?

Namusları ve şerefleri üzerine bu konuda doğruları söylesinler.

Genel prensip olarak “önseçimden yana olmak” başka, bu şartlarda “önseçim yapılsın diye diretmek” başka!        

 

İl yönetim kurulu da hatalı

Doğruya doğru, eğriye eğri…

İl yönetim kurulu, baskılara dayanamayarak “önseçim yapılması konusunda tavsiye kararı almakla” hatalı davranmış oldu.

Hem de bu kararıyla, genel merkezin kararına ve eğilimine ters düşmüş oldu.

İl Başkanı Cihat Altunyuva, dün saat 17. 30’da aldıkları kararı Ankara’da Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na yazılı olarak iletti.

20 kişiyle toplanan yönetim kurulunun oybirliğiyle aldığı kararı okuyan Kılıçdaroğlu’nun ne tepki verdiğini çok merak ediyorum.

Ben olsam, bu şartlarda böyle bir karar alan yönetim kuruluna sıcak bakmazdım.

“Partinin başarısı için gece gündüz çalışacağınıza böyle ıvır zıvır işlerle mi uğraşıyorsunuz?” diye sorardım.

Hatta il başkanından istifasını bile isteyebilirdim.

Öyle ya, il başkanı, genel merkezin aldığı karar doğrultusunda çalışma arkadaşlarını ikna edeceğine, muhalefetteki “malum” kişilerin istekleri doğrultusunda “ters karar” aldırıyor…

 

Bunun adı, krizdir!

Sizlere, erken seçime az bir zaman kala CHP’de olup bitenleri anlatmaya çalıştım.

Anlattıklarımın eksiği vardır, fazlası yoktur.

CHP, tam bir kriz ortamında!

Bir tarafta, 7 Haziran’da seçilmiş milletvekilleri…

Diğer tarafta, bu milletvekillerini beğenmeyenler.

Erken seçim adaylarının “önseçim”le belirlenmesini isteyenler…

Ve böyle bir ortamda muhalefetle birlikte hareket eden ve aldığı kararla genel merkeze ters düşen il yönetimi!

Söylemek istediğim şu:

CHP bu krizi çözmeden seçimlere giderse, hüsrana uğrar!

Bunun lamı cimi yok!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR