Tüysüz mağdurlarının acısı hâlâ dinmedi

MAKALEYİ DİNLE

Sevgili okurlarım, yerel gazete çıkarmak, sorumlu gazetecilik yapmak, yaşadığınız kentin “gözü- kulağı- dili” olmak, “eğriye eğri doğruya doğru” diyebilmek, zor iş.

Bunu 42 yıldır başarmaya gayret eden ender gazetelerden biriyiz.

Bu nedenle de son derece gururluyuz.

Biz sadece gazetecilik yapıyoruz.

Hiçbir siyasi partiyle, hiçbir siyasi kişiyle organik bir bağımız yok.

Ticari ve siyasi herhangi bir kaygı içinde değiliz.

Bizim tek kaygımız, ilkelerimizden taviz vermeden mesleğimizi sürdürebilmek.

Onun bunun oyuncağı, maskarası olmadan ayakta durabilmek.

Okuyucularımızın güvenini kaybetmemek…

Gerisi hikâye!

Bütün bunları neden anlattım?

Şundan…

Elinizde tuttuğunuz gazete, kentimizde, başı sıkışan, derdi olan herkesin kapısından içeri girip, telefon açıp sorununu rahatlıkla dile getirebildiği bir kurum.

Her gün onlarca kişi arar, arkadaşlarımız kendilerini dinler, gerekirse ayaklarına kadar gidip haber yaparlar ve bunu sayfalarımıza aktarırlar.

Daima haklının yanında yer alırız.

Hiçbir zaman “adaletsiz” davranmayız…

Haksızlık yapan kişi ve kurumun gücü ne olursa olsun, mücadele ederiz, savaşırız.

Bu yönde yaptığımız yayınların pek çok örneği vardır.

Yüzlerce…

Mağdurların ve mazlumların hep yanında olmuşuyuzdur.

 

Sözü “Tüysüzler sorunu”na getirmek istiyorum

Sevgili okurlarım, gün geçmiyor ki bir okurum “Tüysüzler sorunu” konusunda beni aramasın.

Telefon açıyorlar, ziyaretime geliyorlar, sızlanıyorlar, hatta ağlıyorlar; ne yapayım dinliyorum, yatıştırmaya çalışıyorum, yeni bir yazı daha yazacağıma söz veriyorum.

Başından beri “Tüysüzler’in tüymesini” en iyi biz haber yaptık, sorunun üzerine sürekli biz gittik, yazdık çizdik ya, “Tüysüz mağdurlarının dert babası olduk” desem yeridir.

Aradan 2.5 yıl geçti, sorunun sıcaklığı hâlâ devam ediyor.

 

Tüysüzler’in tüymesini bir hatırlayalım mı?

Tarih, 27 Haziran 2014…

Kocaeli, “Tüysüzler depremi” ni yaşayalı neredeyse 3 yıla yaklaşıyor.

Ne olmuştu 27 Haziran’da?

Kocaeli halkı o sabah uyandı, baktı ki, Tüysüzler tüymüş!

İzmit’te kuyumculuk yapan Tüysüz kardeşler, müşterilerinden topladıkları altın ve paralarla ortadan kaybolmuşlardı.

Bunun üzerine Sarraf Tüysüzler’den para ve altın alacağı olan 636 kişi, yanlış okumadınız 636 kişi, emniyet ve savcılığa giderek şikâyetçi olmuştu.

Bunun üzerine aranmaya başlayan Cemalettin Tüysüz, Yüksel Tüysüz, Cengiz Tüysüz ve Turgut Tüysüz bir süre kaçtıktan sonra teslim olmuşlar, tutuklanmışlar, “Borçlarımızı ödeyeceğiz” deyince serbest bırakılmışlardı.

Serbest bırakıldıktan sonra 7 aya yakın süre kendilerinden haber alınamamıştı.

Bu arada savcılık soruşturmasını tamamlamış ve Tüysüz kardeşler hakkında dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve Bankacılık Yasası’na muhalefetten Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açmıştı.

636 şikâyetçinin bulunduğu davanın ilk duruşması Kocaeli 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nde 19 Kasım 2014 tarihinde yapılmıştı.

Duruşmalara “can güvenlikleri olmadığı” gerekçesiyle Cemalettin Tüysüz, Yüksel Tüysüz, Cengiz Tüysüz, Turgut Tüysüz ve Turgay Tüysüz katılmamışlardı.

Sanık avukatları, Tüysüz kardeşlerin ifadelerinin “talimat yoluyla” alınmasını talep etmiş, bu talep de mahkeme heyeti tarafından kabul edilmişti.

 

İfadeleri nerede alınmıştı, ne söylemişlerdi?

İzmit’i terk ettikten sonra Tüysüz kardeşlerin bulundukları yer konusunda değişik spekülasyonlar yapılmıştı.

“Antalya’da” diyenler olmuştu.

“İstanbul’da” diyenler olmuştu.

Ankara’yı işaret edenler olmuştu.

Tüysüz kardeşlerin talimatla ifadeleri alınacaktı, ama hangi şehirde?

İz sürmüş, Cemalettin Tüysüz ile Cengiz Tüysüz’ün izine Ankara’da rastlamıştık.

23 Ocak 2015 Cuma sabahı saat 9. 30’da, Cemalettin Tüysüz ve Cengiz Tüysüz, Ankara Adliyesi’ne iki avukatla birlikte gelmişler, 6.Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifadelerini vermişlerdi.

İfadelerinde neler söylemişlerdi?

*Biz tefecilik yapmıyoruz…

*Biz komisyonculuk yapmıyoruz…

*Bizim borcumuz da, alacağımız da var.

*Borcumuzu ve alacağımızı kartlara yazıyoruz.

*Piyasada dolaşan kartların bazıları doğru, bazıları sahte…

*Ailemizin büyüğü Adem Tüysüz hayatına son verince, sıkıntıya girdik ve bu nedenle şehri terk ettik.

*Mallarımızı satıp borcumuzu ödemek istiyoruz, ancak malların hepsinin üstünde haciz var. Bütün alacaklılar haciz koymuş…

Her ikisinin de ifadesi, yukarıdaki gibiydi.

 

Peki, borçlarını ödediler mi?

O kadar çok Tüysüz mağduru ile konuştum ki, şimdiye kadar bir kişiden dahi “alacağımın şu kadarını aldım” dediğini duymadım.

Ne altın, ne para!

Demek ki, olaydan sonra ilk yakalandıklarında “Biz borçlarımızı ödeyeceğiz” diyerek kendilerini serbest bıraktırdılar, kimseye bir kuruş para ve bir gram altın ödemedikleri gibi, hepten ortadan kayboldular.

İlk aylarda zaman zaman da olsa telefonlara çıkıyorlardı, ödeyeceğiz falan filan deyip arayanları geçiştiriyorlardı, sonra hiç “ulaşılamaz” oldular.

Kendileriyle ilgili son gelen haber, İstanbul’da bir yakınlarının üzerine otel aldıkları ve bu oteli çalıştırdıkları yönünde…

Bunun ötesinde herhangi bir haber yok.

 

Tüysüzler’e para ve altın kaptıranlar perişan

Sevgili okurlarım, Tüysüz kardeşlere para ve altın kaptıranlarla bir konuşsanız inanın içiniz sızlar.

Her biri ayrı bir hikâye!

Kocasından habersiz altınlarını götürüp Tüysüzler’e veren kadınları mı ararsınız…

İşyerindeki kasada saklayacağım deyip eşinin altınlarını Kuyumcu Tüysüzler’e “faize veren” kocaları mı…

Anası ve babasından habersiz ailenin servet denecek kadar büyük paralarını Tüysüz kardeşlere kaptıranları mı…

Benim şimdiye kadar duyduğum en küçük para 50 bin lira, en yüksek rakam 2 milyon lira.

Altın olarak, en azı 500 gram, en fazlası 8 kilo.

636 kişinin kaptırdığı toplam para ve altın miktarını siz düşünün.

Kaç milyon lira, Euro ve dolar?

Kaç kilo altın?

Şimdi “Mağdur mağdur diyorsunuz da, altın ve paralarını herkes götürmüş kendisi vermiş” diyeceksiniz.

Doğru…

Tüysüz kardeşler sistem, daha doğrusu tuzak kurmuşlar, banka gibi çalışmışlar, bankanın iki üç katı “nema” vermişler, bunca kişiyi bir bir tuzaklarına düşürmüşler.

Sonra da topladıkları altın ve paralarla kaybolmuşlar.

Görünen bu!

Olup bitenlerden anlaşılan bu!

Tuzağa düşenler, perişan…

Tuzağa düşürenler, mağdurların altın ve paralarıyla mesut mutlu!

 

Mağdurlar, mahkeme sonucunu merakla bekliyor

“Tüysüzler depremi”ni yaşayalı neredeyse 3 yıla yaklaştı.

Kocaeli 3.Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan 636 müştekili dava 19 Kasım 2014 tarihinden buyana devam ediyor.

27 aydır…

Davada 3 suçlama var.

*Dolandırıcılık…

*Güveni kötüye kullanma…

*Bankacılık Yasası’na muhalefet…

Şikâyet sahipleri dinlendi.

Sanıklar dinlendi.

Bugünlerde, sanırım yarın, davanın yeni bir duruşması daha var.

“Bizim sorunumuzla ilgilenen sadece sizsiniz, ne olur bir yazı daha yazın sorunumuz unutulmasın” dediler, yazdım.

Mağdurlar, mahkemenin kararını merakla bekliyor.

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

Mehmet - Bir Amerikan ata sözü derki" çok kısa sürede çok para kazanmak isteyen çok para kaybeder".

Yanıtla . 0Beğen 15 Şubat 18:10
01

İsmail - Bire iki alırken nasıl memnun oldular şa şimdide memnun olsun lar.onlarca devlet güvencesi altında banka varken buraya verenleri acımamak lazım.

Yanıtla . 0Beğen 15 Şubat 18:10
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR