Geçen yıl nereniz büyüdü?

MAKALEYİ DİNLE

Başbakan Erdoğan’ın şu “büyüme böbürlenmesi” son derece sinir bozucu.
2010’da, yüzde 8.9 büyümüşmüşüz…
Avrupa’yı bile sollamışız…
İktidar, adeta “büyüme hastalığı”na tutuldu.
Başka hiçbir olumsuzluğu gözü görmüyor.
Büyüyoruz da işsizlik artıyor…
Dış borç artıyor…
Cari açık artıyor…
İthalat artıyor…
Dış ticaret açığı artıyor…
Yoksulluk artıyor…
Zengin-fakir uçurumu artıyor…
İnsanlar mutsuz…
Ama Türkiye büyüyor.
Bu nasıl iş?
Bu büyüme, senin benim işime yaramadığına göre, kimin işine yarıyor?
Yazıyı okuyan sizler, lütfen kendi kendinize sorun.
Geçen yıl büyümeden ne pay aldınız?
Nereniz büyüdü?

Tamam…
Türkiye, geçen yıl yüzde 8.9 oranında büyüdü…
Ama bu büyümeyi nasıl yakaladı?
Büyümenin kaynağı ne?
İç tasarruf ve üretim artışı mı?
Yoksa…
Borçlanma ve ülkeye giren sıcak para mı?
İkincisi…
O halde büyüme modelimiz tamamen yanlış.
Bizde ithalat varsa, büyüme de oluyor.
AKP’nin düşük kur politikası, ithalatı körüklüyor.
İsterseniz…
Bir lira eşittir bir dolar yapın!
Cari açık katlar…
Büyüme ise patlar.
Bu nedenle iktidarın büyümesi matematiksel bir olaydır.

Bir ülkenin ekonomisi değerlendirirken en önemli kriter cari açıktır.
Türkiye, 1923-2002 yılları arasında toplam 42.8 milyar dolar cari açık vermişti.
Sadece 2010 yılının cari açığı ise 48.5 milyar dolar.
79 yılda verdiğimiz cari açığın fazlasını bir yılda verdik.
Biz ürettiğimizden fazlasını tükettikçe…
Kazandığımızdan fazlasını harcadıkça…
Cari açık hiç peşimizi bırakmayacak.
Bu nedenle bizim büyümemiz sağlıklı değil, göstermelik.
Aslında…
Ülkelerin gelişmişliği, ekonomik büyüme ile ölçülmüyor.
Kriterler çok farklı.
Kişi başına milli gelirin ne?
Rekabet gücün ne?
Satın alma gücün nasıl?
İnsani gelişmişliğin ne durumda?
Evet, biz dünyada 16’ncı büyük ekonomiye sahibiz.
Ama satın alma gücü paritesine göre 84’ncü sıradayız.
Küresel rekabet gücü endeksinde ise 61’nci…
İnsani gelişme endeksi sıramız ile 83.
Rakamları yan yana koyduğunuzda, Türkiye 16-61-83 ve 84’ncü sırada bulunuyor.
Demek ki, Türkiye, Başbakan’ın söylediği sırada değil.
Dahası var.
Türkiye, dünya ülkeleri yaşam kalitesi sıralamasında 50’nci.
Basın özgürlüğü sıralamasında ise 138’nci.
İster inanın, ister inanmayın!
Meksika, Fas, Cezayir, İsrail, Ukrayna, Irak, Kamerun ve Bangladeş bile sıralamada Türkiye’nin üstünde.
Mısır, Lübnan, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Katar, Oman, hatta yamyam olduğunu söyleyen İdi Amin’in Uganda’sı bile basın özgürlüğünde Türkiye’den iyi durumda.
Bunları biz uydurmuyoruz.
Uluslararası kuruluşların raporları böyle.
Demek ki…
Yanlış politikalarla sağlanan ekonomik büyüme, karın doyurmuyormuş.
Aileler, büyümeyi cüzdanında görmeli, sofrasında hissetmeli.
Büyüme, cüzdana ve sofraya yansımıyorsa, bir anlamı yok.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR