Başımızı kaldırmaya vakit yok…

MAKALEYİ DİNLE

Evet, çok yoğun şekilde çalışıyoruz bahar başından beri. Hatta kışı da buna dahil edebiliriz. Seçimlerin biri biterken diğeri başlıyor. Yerel seçim süreci zaten milleti ziyadesiyle yormuştu.

17-25 Aralık operasyonlarının gölgesinde, hükümet cemaat arasındaki işbirliğinin, muhalefet-cemaat ilişkisine girmesinin gölgesinde yapılan seçimlerin heyecanı tam olarak bitmeden kendimizi cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde bulduk.

Çalışmalar, mitingler adayların mesajları derken ilk turda bitirdik bu seçimleri de…

Milletin gaz verdiği Recep Tayyip Erdoğan, başbakanlığın ardından bu kez de cumhurbaşkanlığına kadar uzandı.

Bu kadar siyasi hengame bizi kesmedi tabi. Önce CHP karıştı. Parti içinde birileri Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı çok net bir biçimde bayrak açtı. İstifa etmesi gerektiğini söyledi. Emine Ülker Tarhan öncülüğündeki ilk grup, neredeyse Kılıçdaroğlu’nu ihanetle suçlarken, sonradan ortaya çıkan Muharrem İnce ise daha sert bir üslup ile kongrenin fitilini ateşleyen kişi oldu.

Neyse büyük kurultay yapıldı. Genel başkanlığı bir kez daha Kılıçdaroğlu seçildi. Ancak 177 imza ile genel başkanlığa aday olan Muharrem İnce’nin seçimde neredeyse üç katı fazla oy alması elbette Kılıçdaroğlu’nu rahatsız etmiştir. Bu durum büyük olasılık ile Parti Meclisi seçimlerine de yansıdı.

Ben, açıkçası parti yönetiminde ‘İnce İnce’ el altından çalışacak çok muhalif partilinin olduğunu düşünüyorum. Göreceksiniz, bu durumun patlak vereceği zaman ise çok büyük olasılık ile milletvekili adaylarının açıklandığı dönem olacaktır. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliği ve kendisine doğru olan bir takım mecburiyetler, 2015 seçimleri öncesinde yerini öfkeye ve kavga ortamına bırakacaktır.

Bu yüzden CHP’nin genel merkez kurultayından bahsedildiği gibi birlik ve beraberliğin değil, ayrışmanın çıktığı görüşüne sahibim. Bunu milletvekili sıralamalarının belli olması ile çok daha net göreceğiz.

Elbette bu benim kişisel fikrim…

***

CHP’de bunlar yaşanırken AK Parti’de geri kalmıyor tabi. Onlar da şimdiden ilçe ve il kongrelerinin telaşesine düşmüş durumdalar. Muhtemelen tek liste ile yapılacak bu kongreler, beklendiği gibi heyecandan uzak şekilde geçecek.

Her ne kadar başkanın adı sandıktan çıksa da, bu işin adı atamadan öteye gitmeyecektir. Yani genel merkez ve bir takım mantıksız anlayışın sahipleri kendi belirledikleri ismi partililerine dikte edecek, “Ben ne dersem o. Bu adama oy vereceksiniz. Vermeyen olursa işte kapı orada…” diyerek net bir tavır alacak…

***

Şimdi beni tanıyanlar, yani en azından Körfez üzerinden yorumlarımı bekleyen okurlarım benden isim ve yorum bekliyor olabilir. Evet, bunların da sırası gelecek. Kimin ilçe başkanlığına niyetinin olduğunu, kimin başarılı olabileceğini, kimin boşuna kürek salladığını, cemaate yakınlığından dolayı kimlerin parti yönetimlerinin gözünden düştüğünü buradan okuyacaksınız.

Ancak süreci biraz daha beklemeliyiz. Hele şu meseleler bir netleşsin, ondan sonra elbette söylenecek bazı sözler olacaktır. Verdiğimiz bir iki küçük ipucundan sonra bile bu kadar dönüş oluyorsa, kendini diken üzerinde hisseden var demektir.

Elbette bu dostlarımızla da görüşeceğiz. Hepsi sıkıntıda aslında. İşin özünde tek listeyi kimse istemiyor. Çünkü şansını denemek isteyen partili sayısı çok fazla. Fakat bir taraftan bakıldığında ise partililer böyle bir durumun mecburiyet olduğunun da farkında. Zira Cumhurbaşkanı sıfatı ile artık Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’nin mitinglerine katılmayacak.

Şurası da kesin ki, milletin Erdoğan’a olan bakış açısı ile Davutoğlu’na olan bakış açısı arasında fark olma ihtimali vardır. İşte bu ihtimal AK Partili dostlarımı endişelendiren tek nokta.

Tamam, Erdoğan’ın eli bir şekilde parti yönetiminde olacaktır. Mesela Yalçın Akdoğan gibi bir ismin 62. hükümet içinde yıldızının çok parlayacağını düşünüyorum. Bence kendisine verilen vazife bakanlıktan çok köprü olma görevidir. Bu süreçte çok etkin olacaktır. Problem ise Erdoğan’ın bu etkisinin milletten nasıl elektrik alacağıdır. Erdoğan’ın karizmasına sirayet edecek oy potansiyeli Davutoğlu’na da yansır mı, korkulan nokta bu.

Haliyle böyle bir risk varken bir de teşkilat sorunları ile uğraşmak istemeyen genel merkez yönetimi tek liste kararı aldı.

Kendi açılarından haklı olabilirler, ancak benim bildiğim demokrasi bu şekilde izah edilemez.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR