Demirel’in ardından…

MAKALEYİ DİNLE

Türk siyasal yaşamının en renkli kişilerinden biri olan Süleyman Demirel de Hak’kın rahmetine kavuştu.

Yaradan günahlarını bağışlasın.

Rahmetler olsun.

Bir “insan” olarak, Demirel’in ölümünden sonra söyleyebileceğim budur.

Ancak, “Siyasala kimliği ile Demirel” denince, söylenebilecek çok şeyler var!

Kimilerine göre;  “Tarih Tekerrürden İbarettir.”

Bana göre ise; “Tarih, tarihten ders almasını bilmeyenler için tekerrür edebilir. Ama, tarihten ders almasını bilen, tarihi olayları doğru bilip doğru dersler çıkaranlar için tarih tekerrür etmez.!”

Tarih, insan ve toplum yaşamına tutulan bir aynadır. Tarihteki olayları unutan “balık hafızalı” insanlar bunu anlayamazlar!

Türk siyasal yaşamı içinde Demirel’in çok büyük rolü ve etkisi olmuştur. Tarihsel süreç içinde anımsayalım;

Demirel, 1960 Askeri Darbesi sonrası kurulan Adalet Partisi (AP) ne gizil güçler tarafından paraşütle indirilmiş ve özenle yıldızı parlatılmış bir siyasetçidir. AP kurucu başkanı Ragıp Gümüşpala’nın koltuğuna oturtulduğu zaman, genel kanı; “ABD’nin çıkarlarına uygun bir siyasetçi” olduğu yönündedir. Bu nedenledir ki, “Morrison Süleyman” olarak nitelenmiştir!

Demirel, Türk Solu’na karşı bir eylem olarak geçen “12 Mart 1971 Muhtırası” sonrası, “adaletsiz bir yargılama süreci sonunda” idama mahkum edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları için hem de ayağa kalkıp AP grubunu kontrol ederek “evet” oyu vermiştir! Menderes, Polatkan ve Zorlu’nun “siyasal bir karar” ile idamları ne kadar yanlış ise, bu üç genç insanın idamları da o kadar yanlıştır! Bu tercihle, “siyasal intikam ve kutuplaşma” süreci başlamıştır!

Demirel’in bu ülkenin geleceğine yönelik en büyük yanlışlardan biri; “24 Ocak Ekonomik İstikrar Önlemleri” adı verilen pakettir! Bu paketi hazırlayan Turgut Özal da bu günahın ikinci ortağıdır! Bu paket, İMF ve Dünya Bankası’nın, yani “Küresel Sermayenin” Türkiye üzerindeki operasyonudur aslında! Ama bu paketi, o günkü siyasal dinamikler içinde hayata geçirmek mümkün değildir! Bunun için, Demirel’in “Milliyetçi Cephe” hükümetleri döneminde düğmeye basılmış ve “Faili Meçhul Cinayetler” serisi içinde bir çok aydın insan ve genç, alçakça öldürülmüşlerdir!

O dönemde, özellikle sağ siyasal çizgide bazı gençler, “tetikçi” olarak kullanılmış, Türkiye “Kontr Gerilla” ile tanışmıştır! Ne yazık ki Demirel; “Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz” diye savunma yapmıştır!

En büyük rakibi gördüğü Ecevit için; “Bunların sonu da Allende gibi olacaktır.” Diyebilmiştir!

ABD’nin onay ve desteği ile gerçekleşen “12 Eylül askeri darbesi” bu faili meçhul cinayetlerin ardından Türk Siyasal yaşamı ve demokratik düzenine, etkileri hala sürmekte olan bir “kara düzen siyaseti” ortaya çıkarmıştır!

Kimilerinin “Demokrasi havarisi” saydığı Turgut Özal, 12 Eylül Darbesi’nin Bülent Ulusu başkanlığında oluşturduğu hükümette “Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcısı” olarak, 24 Ocak Kararları’nı usul usul hayata geçirmeye başlamıştır! Bu kararlar sonucudur ki; ÖZELLEŞTİRME adı altında “Ulusal Varlıklar” seri şekilde yerli ve yabancı sermayeye dağıtılmış, Küresel Sermaye Türkiye’yi “verimli bir Pazar” olarak kullanmaya başlamıştır!

Bu günah sürecinde Demirel’in büyük payı vardır!

Demirel, Türkiye’deki ABD Üslerini yok saymış; Türkiye’de üs yoktur, ortak savunma amacıyla kurulmuş tesisler vardır” demagojisiyle de tarihe geçmiştir! Bugün Türkiye, yabancı üslerle sarılmış ve “İsrail’e yönelik bir saldırı olasılığına karşı” kurulan Patriot Üsleriyle komşuları için bir tehdit ve HEDF konumuna gelmiştir! Bu süreci başlatan ise Demirel’dir.

Demirel, 1980’li yılların sonunda, “küresel sermaye tarafından kullanıldığının ve Türkiye’nin büyük bir tuzağa çekildiğini” fark etmiş olacak ya da “pişman” olmuş olacaktır ki, siyaset üslubunu “Ulusalcı” bir çizgiye çekmiştir! Oysa, “Milliyetçi Cephe” hükümetleriyle “ayrışma ve siyasal düşmanlık” yerine “Ecevit’i dinleyerek AP-CHP Koalisyonunu kurabilse belki bugün yaşadıklarımız olamayacaktı!

Demirel, tek başına iktidar olduğu dönemde, “İLKSAN Yolsuzluğu” için; “Parayı verdimse ben verdim, ne olmuş” diyebilen, ÇORUM KATLİAMI yaşanırken; “Çorum’u bırakın Fatsa’ya bakın” diyebilen pervasızlıklar içinde olabilmiştir!

Tarihsel olayları ve kahramanlarını Tarih Bilinciyle, “bilgi ve belge” ile irdelemek ve değerlendirmek gerekir.

Demirel de artık aramızda yok. Siyasal ürünleri ile yaşayacak.

Allah günahlarını bağışlasın.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Zekai - BÜtün övmelerden sonra bu iyi geldi.

Yanıtla . 0Beğen 18 Haziran 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR