Esnafın çilesi…

MAKALEYİ DİNLE

Geçtiğimiz günlerde, değerli ağabey ve dostum Esnaf Odaları Birliği Başkanı Kemal Kaya’yı ziyaret ettim.  Kasaplar Odası Başkanı Rasim Özkul ile Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Serim de oradaydı.

Esnaf kökenli bir ailenin çocuğu olarak, esnaf sorunlarına karşı duyarlıyım. Kemal Bey’le, günlük yaşamda esnafla ilgili karşılaştığım kimi sorun ve gözlemlerimi aktarmak, görüşlerini almak istemiştim. Ziyaretimin nedeni buydu.

Hani, “bir dokun bin ah işit” derler ya, Birlik ve Oda Başkanları ile sohbetimiz tam bu deyimin karşılığı oldu!

Bir vatandaş olarak, Halk Otobüsleri şoförlerinin kimi yanlışlarından söz ederken, onların da ağır bir stres altında bu işi yaptıklarını dile getirdim. Şoför-yolcu ilişkisinde yaşanan kimi sorunların kaynağının “eğitim ve iletişim sorunu” olduğu görüşümü belirttim.

Kemal Bey de, diğer Oda başkanları da beni onayladılar.

Sonra, et fiyatlarındaki artış ve hükümetin getirmek istediği “tavan fiyat” karşısında kasapların durumu gündeme geldi. Oda Başkanı Rasim Bey’den öğrendim ki; kasaplar çok zor durumda. İşyerini kapatmak zorunda olan kasap sayısı giderek artıyor. Çünkü, et işi çeşitli hilelerle dolu! Dürüstçe işini yapmak, “helal kazanç” ile ailesinin geçimini sağlamak tercihinde olan kasap esnafı için bu koşullarda ayakta kalmak mümkün değil! Sorunun kaynağı üretimden başlıyor. Üreticinin maliyeti yüksek, kazancı “yok” hükmünde. Besicilik can çekişiyor. Üretim girdilerinin maliyetini düşürerek besiciyi desteklemesi gereken hükümet, canlı hayvan ithal ederek piyasayı terbiye edeceğini sanıyor! Fransa, eski Tarım Bakanı Mehdi EKER’e “Üstün Hizmet Ödülü veriyor!” Neden? Fransa’dan yaptığı canlı hayvan alımı nedeniyle, Fransız ekonomisine ve besicilerine verdiği katkılar için!

“İthalatla piyasayı adam etmek” gafletinden en çok kazanan büyük marketler oluyor, dürüst kasaplar pes ediyor!

Pazarcı esnafının çilesi büyüktür. İlkokuldan-lise yıllarıma kadar ben de pazarcılık yaptım. Haftanın 7 günü Pazar var. Pazarcı esnafının tatili, dinlenmesi yok. Özel ve sosyal yaşamı da yok hükmünde. Sosyal güvencesi yetersiz. Hastalansa, doktora-hastaneye gidecek zamanı yok. Yağmur, çamur, kar-kış- fırtına da olsa pazarcı ekmeğini kazanmak için tezgah açmalıdır. Ama, o pazarcıdan ürün alan tüketiciler de şikayetçi! Donmuş portakal, çürük elma almak istemiyor tüketici! Her ürünün üstünde etiket görmek istiyor! Bu kez, Pazarcılar Odası Başkanı Ahmet Bey sözü alıyor; Pazarcılar Odası’nın bu konuda denetim ve yaptırım yetkisi yok! Oda’ya yetki verecek bir yasal düzenleme bir türlü yapılamıyor! Belediye Zabıtasını pazarda gören, denetim yaptığına da tanık olan yok!

Minibüs-Halk Otobüsü sahip ve şoförlerinin de çok yönlü denetimi ve öncelikle de EĞİTİMİ gerekli.  Bir yandan yüksek hızla araç kullanırken, bir eliyle de cep telefonun tutup konuşurken, ya da yüksek hızla yolcuları kaygılandırmaya hakları yok! Ama onlar da kendi açılarından haklı! Yaptıkları iş monoton ve stres yüklü. Onların da anlaşılmaya, hoş görülmeye ihtiyaçları var.

Yolcuların da eğitilmesi bir o kadar önemli! Aklına estiği yerde “müsait yerde ineyim” ya da, araç kırmızı ışıkta durduğunda “aç kapıyı da ineyim” demeye hakları yok! Karşılıklı olarak birbirini anlamaya, empati kurmaya ihtiyaç var.

Bakkal esnafının dramatik halini konuşmaya pek zaman kalmadı. Ama, mahalle aralarında, dar sokak aralarında Hastane kurmaya izin veren belediye yönetimlerini sorgulamak ve o mahallelerde bir zamanlar var olan “Mahalle Bakkalları neden yok?” diye düşünmek gerek! Yerli ve yabancı sermayeli AVM’ler, küçük market şubeleriyle mahalleleri de sarmış ve küçük esnafı hızla yutuyor!..

Esnafımıza sahip çıkmalıyız… 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

cenk - TBMM indeki süreki biribirleriyle kavga eden parlementerlerin çilesi,Yargı özgür değil, hakimlerin savcıların avukatların çilesi, kendierine saldırı yapıan doktorların çilesi,

Basın -yayın baskı atında gazetecilik yapılamıyor gazetecilerin çilesi, Fırıncıların çilesi, , işçierin-memurların çilesi, Şöförlerin çilesi derken şimdi de esnafın çilesi!..

Valla azizim, şu kadarını söyeyelim ki, bu ükede çile ve sıkıntı çekmeyen sadece ve tek kesim

sade vatandaşlarımızdır ! Bunu herkes çok iyi biliyor ve ve ona göre davranıyor !

Helâl olsun !

Yanıtla . 0Beğen 13 Mart 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR