Yenikapı’nın kazananı, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu

MAKALEYİ DİNLE

Miting yapıldı bitti, tartışması ve yankıları devam ediyor.

Türkiye, Yenikapı’yı konuşuyor…

Dünya, Yenikapı’yı konuşuyor.

Beş milyon kişinin katıldığı bir miting…

Devlet orada…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Kahraman, Başbakan Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Bahçeli, Genelkurmay Başkanı Akar…

Türkiye, ilk defa böyle bir birlik beraberlik yaşıyor.

Bütün kırgınlıklar dargınlıklar bir tarafa bırakıldı, vatanımızın ve milletimizin geleceği için el ele verdik.

Dünyaya, “Söz konusu vatan olunca, biz tek yumruğuz” dedik.

İyi de oldu.

Bizi, bölünmüş, parçalanmış, dağılmış gibi görenler; bu muhteşem “güç gösterisi” karşısında şaşırdılar.

Pazar günü…

*Millet olduğumuzu gösterdik…

*Devlet olduğumuzu gösterdik…

*Vatanımız için bir ve beraber olduğumuzu gösterdik…

 

Böyle bir mitingin kaybedeni olabilir mi?

Olamaz…

Ama kazananı çok!

Demokrasimiz, kazandı…

Vatanımız, kazandı…

Milletimiz, kazandı…

Mitinge, ayak sürümeden katılan muhalefet liderleri kazandı…

Hepimiz kazandık.

Belki “kazananı” değil de, “en çok kazananı” ortaya çıkarmak mümkün.

En çok kazanan, kimdir veya kimlerdir?

 

Bence Erdoğan ve Kılıçdaroğlu…

Neden Erdoğan ve Kılıçdaroğlu?

Şundan…

Bir defa demokrasi nöbetlerinin ve demokrasi mitinglerinin fikir babası Erdoğan’dı.

Yenikapı mitinginde de; ne yaptı etti, gövde gösterisine muhalefet liderlerinin katılmasını da sağladı.

Batı dünyasına, “Siz beni istemiyorsunuz, ama gördüğünüz gibi bu zor günlerimde muhalefet liderleri de benimle beraber” mesajını verdi.

İyi de oldu.

Hem kendi yönünden, hem ülkemiz açısından…

Erdoğan’ın, birlik ve beraberliğin devam edeceği vurgulamaları da önemliydi.

 

Kılıçdaroğlu’nun durumu

Kemal Kılıçdaroğlu, bence ipten döndü.

CHP, ilk kararında ısrar etseydi, yani Kılıçdaroğlu mitinge katılmasaydı, parti de lideri de çok şey kaybedecekti.

Çünkü…

*Gün, “yan çizme” günü değildi.

*Gün, “mazeret üretme” günü değildi.

 *Gün, “kısır siyasi çekişme” günü değildi.

“Ülkemizin bekası” söz konusuydu, gün bir ve beraber olma günüydü, ülkeyi yönetme iddiasında olan ana muhalefet partisi lideri de orada olmalıydı.

Neyse ki hata yapmadı ve Kılıçdaroğlu mitinge gitti.

İyi ki de gitmiş, güzel bir konuşma yaptı.

Soyut değil, somut…

Hamasi değil, gerçekçi…

Kuru kuru eleştirmedi, öneride bulundu.

Şunları şunları yaparsak devlet düzlüğe çıkar, dedi.

AKP ve MHP seçmenine de hitap etme imkânı buldu.

Beğendim…

Pek çok kişi beğendi.

    

Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri neden önemli?

Kılıçdaroğlu, partisinin Taksim mitinginde 10 maddelik bir “manifesto” açıklamıştı.

Yenikapı mitinginde ise 12 maddelik bir mesaj yayınladı.

“Doğru teşhis ve tedavi için bunları yapmalıyız” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun söyledikleri neydi?

1-) Camiye, kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayalım. Camiye sokarsak toplumu böleriz. Adliyeye sokarsak adaleti bulamayız. Kışlaya sokarsak darbeyi önleyemeyiz.

2-) Siyasette öz eleştiri yapmak ve geçmişi iyi tahlil etmemiz gerekiyor.

3-)Milleti kardeş kılma yolunda kararlılığımız sürdürmeliyiz.

4-) Devletin inşasında liyakat sistemini esas almalıyız.

5-) 15 Temmuz darbe girişimi demokrasinin ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi. Ne darbe, ne dikta, yaşasın tam demokrasi diyoruz.

6-) Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkmalıyız. Eğer bugün Cumhuriyet olmasaydı, Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı olamazdı. Eğer bugün Cumhuriyet olmasaydı Sayın Karaman TBMM Başkanı olamazdı. Eğer bugün Cumhuriyet olmasaydı Sayın Yıldırım Başbakan olamazdı. Eğer bugün Cumhuriyet olmasaydı Anadolu’nun kuş uçmaz köyünde doğan Kılıçdaroğlu CHP Genel Başkanı olmazdı.

7-)Parlamenter sistemi güçlendirmek zorundayız.

8-) Medyanın özgürlüğü. Bakın 15 Temmuz akşamı bağımsız medya olmasaydı belki hiç kimse sokaklara çıkmayacaktı.

9-) Yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı. Hepimiz bunun üzerinde durmalı ve titremeliyiz.

10-) Laikliğin ne kadar önemli olduğunu 15 Temmuz gösterdi. Laiklik din ve vicdan özgürlüğü demektir. Herkesin istediği gibi inanması ve ibadet etmesi demektir.

11-) Demokrasinin kalkınması için mutlaka ve mutlaka sorgulayan bir eğitim sistemini hayata geçirmemiz gerekiyor.

12-) Artık bütün dünya FETÖ’yü biliyor. Bu örgüt geçmişte Balyoz, Ergenekon, Casusluk davası dediler. Hiçbir günahı olmayan pek çok subayı hapse attılar. Buradan çağrı yapıyorum. Geçmişin mağdurlarına haklarını, itibarlarını iade edelim.”

Kılıçdaroğlu’nun bu söyledikleri çok önemli.

Her biri, devleti devlet yapan unsurlar.

Her biri, eğer gereği gibi uygulanırsa, bizleri düzlüğe çıkaracak ilkeler.

Eğer geçmişte uygulasaydık, bugün ülke olarak zaten böyle sıkıntılı durumda olmazdık.

Ama biz yapmadık.

Boş verdik…

Sandığa oynadık…

Seçim kazanmayı “önemli”, seçim kazanmak için kaybettiğimiz değerleri “önemsiz” gördük.

Camiye de, kışlaya da, adliyeye de siyaseti soktuk.

Dinimizi; siyasi ve ticari amaçlarımız için kullandık.

Devletin gücünü zaman zaman cemaatlerle paylaştık.

Devlet yönetiminde liyakatı bir tarafa bıraktık, dini özellikleri olan kişileri aramaya başladık.

Din ve vicdan özgürlüğü demek olan laikliği önemsemedik.

Başta eğitim olmak üzere tüm devlet kadrolarını cemaatçilere teslim ettik.

Sonuç?

Sonuç, işte geldiğimiz nokta.

15 Temmuz’da şeraitçi ve dinciler, darbe yapmaya kalkıştı.

Her şeyin alt üst olmasına ramak kalmıştı.

Allah, bizleri korudu.  

Allah, bizlere acıdı.

Türkiye, ipten döndü.

Şimdi, şapkamızı önümüze koyup düşünmek durumundayız.

Kredimiz artık tükendi.

Artık hatalarımızı devam ettirme lüksümüz yok!

Tamam, Allah bizi koruyor…

Tamam, Allah bize acıyor…

Ama Allah’ın işi sadece bizimle değil.

Gün gelir, bakar ki biz başımıza gelen felaketlerden ders çıkarmıyoruz, “Ne haliniz varsa görün” diyebilir.

Bu nedenle aklımızı başımıza toplamalıyız.

Türkiye, son yol ayrımında.

Ya; çağdaş, demokratik, evrensel hukuk kurallarına uyan, çalışan ve üreten, ekonomik-sosyal ve siyasal yönden güçlü bir ülke olacak…

Ya da; başına onlarca felaket gelmiş olmasına rağmen ders almasını bilmeyen, hâlâ aynı hataları tekrarlayan, ayrışmış, her gün bombaların patladığı bir Ortadoğu ülkesi…

Karar bizim.

Ya o, ya bu!

Tercihimizi yapalım, ona göre davranalım.

Geçmişi eleştirelim…

Geçmişten ders çıkaralım…

Ama önümüze bakalım.

Geleceğimizi planlayalım…

Geçmişte takılıp kalmak, bize bir şey kazandırmaz.

Kısır hesaplaşmalar, hep ayağımıza takılı prangalar olur.

Akıllı olalım…

Akıllı ülkeler gibi davranalım.

Başka Türkiye yok!

Vatanımıza sahip çıkalım!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

02

HASAN - yeni kapının kazananı millet kaybedeni Türkiye düşmanlarıdır. SİYASETEN KAZANANI DA SAYIN BAHÇELİ'DİR.

Yanıtla . 0Beğen 09 Ağustos 17:46
01

Kartal - Kılıçdaroğlu ve Erdoğan el ele vermelidir...gün o gün büyük kucaklaşmayacak varmak....

Yanıtla . 0Beğen 09 Ağustos 17:46
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR