Çılgın proje, çıldırmış başbakan

MAKALEYİ DİNLE

Önceki gün, Başbakan Erdoğan’ın yine “çılgınlık” günüydü.
İstanbul’dan sonra Ankara’da da bir “çılgınlık” yapmazsa, Başkentliler’e ayıp olurdu.
Bir “çılgınlık” da Anadolu’nun kalbinde patlatıverdi.
* Ortadoğu’nun en büyük hayvanat bahçesi.
* İki bin dekar alana botanik park.
* 40 bin kişilik stadyum.
* Dev adalet sarayı.
* Sağlık kompleksi.
* 500 bin kişilik yeni bir şehir.
* Keçiören’e 15 km. uzunluğunda tünel.
Ohh! Ohh!
Neyle yapılacak bunlar?
Milyar dolarlarla.
Türkiye’de var mı bu söylediğinizden?
Dışarıdan kredi olarak alıyoruz.
Ne zaman ne kadar istesek, veriyorlar.
Türkiye’nin kredibilitesi çok yüksek canımmm…
Ne var bunda?
“İstanbul çılgınlığı” için de kredi alacağız, “Ankara çılgınlığı” için de…
Daha sırada İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Diyarbakır “çılgınlıkları” var.
Bu “çılgınlıklar”ın kredileri de hazır.
***
Televizyonda, Recep Tayyip Bey’in “çılgınlıkları”nı izlerken, emperyalizmin uzun yıllar “Ekonomik tetikçiliği”ni yapmış olan John Perkins’in sözlerini hatırladım.
“Hedef ülkeye milyar dolarlık krediler ayarlanır. Bununla havaalanları, yollar, köprüler, limanlar yapılır. Halkın hiçbir ihtiyacını görmeyecek bir yığın inşaat dikilir.
Bunun için gider önce yetkilileri buluruz. Onlara gerekli miktarda rüşvet takdim ederiz. Büyük miktarda bir krediyi almaya ikna ederiz. Nasılsa bu paranın yüzde 90’ı Amerika’ya geri gelecektir. Ülkeyi büyük bir borca sokarız. Bu borç durmadan büyür. Hedef ülkenin bütçesinin yarısını bulur. Sağlık ve eğitime kuruş kalmaz, tarım mahvolur. Topraklara el konur. Ülkede küçük bir azınlık rüşvetlerle olağanüstü zenginleşir. Halk yokluk içinde debelenir…”
John Perkins’in bu sözleri direkt bir ülke için değil.
Dış borç batağındaki tüm ülkeler için…
Adı Dünya Bankası, IMF de olsa, “küresel tefeciler” sürekli iş başındadır.
Ellerinde kredi paketleriyle gelirler. Her paket, halkın kalbine saplanan, gırtlağına dayanan bıçaktır.
Ülkeleri borçlandırabildikleri kadar borçlandırırlar.
Zavallı ülkeler, borç kapatmak için yeni borçlar alırlar.
Sanayi ölür, tarım ölür, üretim biter, borçla yaşanmaya başlanır.
Cari açık tavan yapar.
İthalat, ihracatı ikiye katlar.
Dış ticaret açığı ürkütücü boyutlara ulaşır…
İşte tam bu sırada, eşzamanlı olarak “etnik kaşıma” başlar.
Sütü bozuk gazeteciler, yemlenen gruba dahil olur.
Her akşam TV kanallarında “demokratlık” taslamaya kalkarlar.
***
Özetle…
Bir ülkeyi borçlandırmak, küresel bir siyasettir.
Bir ülkeyi işgal etmenin “ürkütmeden” ifadesidir.
Borç büyüdük “emperyal baskılar” başlar.
“İnsan hakları” derler…
“Demokrasiniz eksik” derler…
“Açılım yap!” diye diretirler.
Etnik gruplar, “küresel çeteler”le işbirliği yaparak sivil itaatsizliğe başlarlar.
Sokaklar kan gölüne döner.
Bu, sonun başlangıcıdır.
***
Ülkemizin borçlarını biliyorsunuz.
İç ve dış borç toplamı 550 milyar dolar.
Cari açık, bu hızla giderse yıl sonunda 90 milyar doları bulacak.
2010’daki dış ticaret açığımız ise 71 milyar dolar.
Anlayacağınız, ülkemizin borçları torunlarımızın çocuklarını dahi kapsıyor.
Hal böyleyken…
Başbakan Erdoğan, Türkiye’yi daha da borçlandırmak istiyor.
Bizleri “çılgın projeler”e mahkum edecek.
Çıldırmış…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR