Zamanı okumak

MAKALEYİ DİNLE

 

 


Zaman nedir? 
Bana göre bu soruya verilecek en güzel yanıt “hayatın kendisi” ifadesidir. 
Zira zaman içerisinde hayatın kendisini barındırır. Bu nedenledir ki birçok alanda zamanı kullanmaya yönelik teoriler ortaya çıkmıştır. 
Bireysel olarak zamanı iyi kullanmak hayatımızı verimli geçirmemiz açısından önemli olduğu için özellikle son yıllarda kişisel gelişimle alakalı her konuda "zaman yönetimi" mevzusu ilk sıralarda yer almaktadır.
Milletler tarihi açısından ise zaman o milletin geleceğe doğru devamını sağlaması bakımından kişisel anlamda taşıdığı değerden daha büyük bir öneme sahiptir.
Nitekim tarihe bakıldığında görülecektir ki yaşadığı dönemi hatta geleceğin neler getirebileceğini iyi değerlendiren milletler tarihe adını büyük harflerle yazdıran milletler olmuştur. 
Bir başka ifadeyle hem yaşadığı zamana hem de geleceğe dair tutarlı stratejiler oluşturabilen milletler.
Bu durumu kısaca "zamanı iyi okumak" şeklinde de formüle edebiliriz. 
Mesela Osmanlı Devleti tarihte yaşadığı zamanla beraber geleceği de okuyabilen en önemli devletlerden biridir ki Osmanlı devletinin bu yönünü anlamamıza yardımcı olan siyasetlerinin başında “iskan” siyaseti gelir.
Zannediyorum Osmanlı iskan siyasetine dair az çok hepimizin bir malumatı vardır.  
Ve bilindiği üzere bu siyasetin temelinde hoşgörü ve güvenin yatar.
Nitekim Osmanlı Devleti'nin varolduğu dönemde halkı en çok zorlayan iki önemli konu vardır: Vergi ve güvenliğin sağlanması. Bu iki hususa dair devlet politikası adaletle tesis edildiği için Osmanlı gittiği yerde uzun süre hükmünü sürdürmüştür. 
Yukarıda ifade ettiğim konunun en güzel örneğinin Balkanlarda yaşandığını görmekteyiz. Bugün orada hakimiyetimiz olmamasına rağmen sevgi ve özlemle anılıyorsak bu durum Osmanlı'nın uyguladığı siyasetin ürünüdür.
Ve zamanı doğru okumanın nerelere varabileceğini göstermesi açısından çok önemli bir örnektir.
Dün zamanı bu kadar isabetli okuyabilmiş bir milletin torunları olarak bugün bizler bırakın geleceği önümüzü görmekte bile zorlanıyorsak ciddi ciddi oturup düşünmemiz gerekir... 
Zira bilim ve teknolojinin hızla geliştiği bir çağda zamanı iyi yorumlayamamak milletleri geçmişe nazaran daha hızlı bir şekilde erozyona uğratmaktadır.
Özellikle iletişimin hızı düşünüldüğünde bu durum daha da net ortaya çıkmaktadır. 
Çünkü geçmişte iletişimin hızının bugüne göre daha yavaş olması, en azından bazı hataların telafisini mümkün kılabilmekteydi. 
Bugün ise yapılan hatalar anında dünya kamuoyuna sunulduğu için oluşan genel algının yıkılması çok zor olmaktadır.
Gezi olayları, Soma faciası gibi dış ve iç politikadaki bazı söylem ve uygulamaların ülkemizle ilgili özellikle yurtdışında oluşturduğu algıyı bir düşünelim...
Bu algı bizi yalnızlığa mahkum etmez mi?
Hoşgörü ve güven ortamı sağlanmazsa iç ve dış politikada hale ve geleceğe yönelik isabetli stratejiler geliştirmek, bir başka ifadeyle zamanı doğru okuyabilmek mümkün olabilir mi? 
Ve buna bağlı olarak genel-geçer politikaların esareti "kader" haline gelmez mi?
Cevabını bize tarih zaten veriyor, yeter ki "okuyabilelim"...
Saygılarımla…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR