Mustafa Kemal neler söylemiş?

MAKALEYİ DİNLE

Kısa bir süre önce devletimizin iki numaralı büyüğü 'Cumhuriyeti kuranlar dinsizdi.' mealinde bir açıklamada bulundular. Bu haber benim takip edebildiğim kadarı ile tekzip edilmedi. Büyük taarruz öncesi Atatürk Tabur Müftüsünü çağırır ve Fetih Suresi'nin okunmasını ister. Sabaha karşı harp başlar, Yunan ordusu yerle bir edilir ve kalanı da denize dökülür.  Cumhuriyetimizi kuran Ulu Önder Mustafa Kemal, bakınız Peygamberimiz hakkında 01.10.1922 tarihinde bir mevlit kandili gecesi TBMM kürsüsünde neler söylüyor,(Nutuk cilt 3, belge 264):

 

'Kendisine nebilik ve elçilik onuru verilen kainatın övüncü olan Peygamber'imiz Arap topluluğu içerisinde Mekke'de dünyaya gelmiş bir kutsal varlıktı.

Ey arkadaşlar, Allah birdir, büyüktür...Allah, Hazreti Adem Aleyhiselam'dan itibaren bilinen ve bilinmeyen sayısız denecek kadar çok  nebiler, peygamberler ve elçiler göndermiştir. Fakat Peygamberimiz aracılığı ile en son din ve uygarlık hakikatlerini verdikten sonra artık beşeriyetle temasta bulunmaya lüzum görmemiştir. Bu sebepledir ki, Cenabı Peygamber hatemülenbiya olmuştur, kitabı, en üstün ve en eksiksiz kitaptır. Son Peygamber olan Muhammet Mustafa (S.A.) 1994 sene önce rumi nisan içinde ve ekim ayının 12.pazartesi gecesi sabaha karşı tan yeri ağarırken doğdu. Gün doğmadan doğdu. Bu gün işte o gündür. Gerçekten arabi tarihlerde bu akşam Peygemberin doğumunun tam yıldönümüne rastlıyor. İnşallah bu hayırlı bir rastlantıdır.(İşallah sadaları) Hazreti Muhammet çocukluk ve gençlik günlerini geride bıraktı. Yüzü nurani, sözü ruhani rüşt ve rüyette emsalsiz, sözünde sadık ve halim ve mürüvetçe şaire ışık olan Muhammet Mustafa önce bu emsalsiz ve özel vasıfları ile kabilesi içinde 'Muhammedülemin'  sıfatını aldı. Daha Peygamber olmadan önce kavminin muhabbetine, hürmetine, itimadına mazhar oldu. Ondan sonra kırk yaşında nübüvvet ve kırk üç yaşında risalet (elçilik) geldi. Fahrialem Efendimiz, sayısız tehlikeler içinde sonsuz sıkıntılar ve güçlükler çekerek yirmi sene çalıştı. Ve İslam dinini kurma yolundaki peygamberlik görevini yapmada başarılı olduktan sonra Yüce Allah'a kavuştu. Kendisinin aydınlattığı bütün Müslümanlar ve özellikle ashabı güzin çok gözyaşı döktüler.'

Konuşma böylece devam edip gidiyor. İslam ülkeleri hakkında çarpıcı öngörülerde bulunuyor ve zaman içinde aynen gerçekleşiyor. Bu çarpıcı açıklamalarından sonra alkışlarla saltanat kaldırılıyor, Cumhuriyet ve Demokrasi yolu açılıyor.

 

Birisi dinimizin banisi, Yüce Allah'ın son elçisi Hazreti Muhammet (S.A.), diğeri kurtarıcımız, hatta bütün mazlum ülkelerin örnek aldığı lider Atatürk. O da peygamberimizin ümmetinden mütevazi bir kişi. İslam dünyasında yapılmayan bir şeyi yaptı. Bizlere çoğulcu demokrasi yolunu açtı. Onca yıllar geçmesine rağmen başka hiçbir Müslüman ülkesi bu yola giremedi. Hala birbirlerini öldürmekle meşguller. İşte, Suriye, Irak ve Libya, halen Sudan'da iç savaş nedeni ile ölen sayısı belli değil.

 

Bakınız Atatürk 27 Aralık 1927'de ne söylemiş. ''Biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil, bilakis bu tip yapılar din ve devlet düşmanı oldukları, Selçuklu ve Osmanlı'yı batırdıkları için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan eğer bu sözlerime dikkat etmezseniz göreceksiniz ki, bazı kişiler bazı cemaatlerle bir araya gelerek bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürecek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek ama sıra devleti bölüşmeye geldiğinde birbirlerine düşecekler.'' Bu söylem herkese yeter okuyup anlarlarsa. 15 Temmuz 2016 ayaklanmasına tanık olan insanlarımız tarih yazdılar ve TBMM gazi unvanını aldı. Tankların altına yatarak, yaralanarak veya ölerek Cumhuriyeti kurtaran gazi ve şehit yurttaşlarımız için Atatürk ne demişti Gençliğe Hitabesi'nde ''Muhtaç olduğunuz kudret damarlarınızda ki asil kanda mevcuttur.''

 

Yirmi yıl kadar önce dünyanın en zengin ülkelerinden Singapur'da idim. Zamanın da Müslüman bir emirlik olan bu küçük ülke kauçuk ticaretinin tavana vurduğu dönemlerde malum taktikler sonucu İngilizlerin eline geçmiş, sonralarda bağımsız olmuş, halen nüfusun %70'i Çin'li, %20'si Müslüman.

 

Kısacası şu anda Müslümanlar köle durumunda. Gezerken bir alışveriş merkezine girdim. Müslümanlara ait eşyalar satan bir mağazadan rahmetli anneme Yasin kaseti almak istedim. Mağazanın sahibi ile konuşmaya başladık. Bana, 'Bizim idealimiz siz Türkler gibi olmaktır, siz bizim gibi ülkelerin idolüsünüz.' demişti. Türk olduğumu nereden anladınız dedim. Cevaben, 'Medeni bir insan gibi giyinen, yabancı dil konuşan, beyaz tenli tek Müslüman ülke sizsiniz, ben Pakistanlıyım yıllar önce buraya geldim, ülkem hala kaos içinde.' cevabını verdi. Evet bir yirmi yıl daha geçti oralarda hiçbir ışık yok. Sadece kan ve gözyaşı var. Cumhuriyete ve çoğulcu demokrasiye sahip çıkmak her Türk'ün ilk görevidir. Tekke ve zaviyelerle, Fetö tipi tarikatlarla sadece toplum bölünür ve geri gider. Biz biriz ve birliğiz.

Ne mutlu Türküm diyene,  Ne mutlu Büyük Ulusumuza.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Feridun Güray - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

ZEREN78 - Tüm gençliğin O NUTUK'u okumalı..Çok güzel bir yazı olmuş...Teşekkürler.....

Yanıtla . 0Beğen 21 Eylül 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR