Cumhuriyetimizin 90’ncı yıldönümü ve bitmek tükenmek bilmeyen hainlikle

MAKALEYİ DİNLE


*******
Dünkü yazımın başlığı, “Cumhuriyet’i nasıl kurduk, hainler nasıl yıkmak istiyorlar?” idi.
Yazının sonunda konuya bugün de devam edeceğimi yazmıştım.
Düşündüm…
Bu topraklarda “hain” o kadar çok ki, öyle iki güne filan sığmaz.
Bugünden itibaren, köşemin bir bölümünde, sizlere hainlikleri anlatmaya ve hainleri tanıtmaya çalışacağım.
Kaç gün mü?
Bilmiyorum.
Kaç gün devam ederse…
**********
Şu anda ismini hatırlayamıyorum.
Bir tarihte, tanınmış bir siyasetçi demişti ki, “Bu toprağın hainlerini orakla biçsen bitiremezsin!”
Araştırdım…
Gerçekten, “hain”i bizden daha çok bir ülke yok!
“Hain yetiştirmede”, rekor bizde.
Bu konuda hiçbir ülke elimize su dökemez.
**********
Hain, anlamı geniş bir kelime.
*Zarar veren…
*Kötülük eden…
*Üzen…
*Kıymet bilmez…
*Çıkarı için değerlerini satan…
Sayın, sayabildiğiniz kadar!
Bu tanımlama çerçevesinde…
Cumhuriyet’i kuranları küçümseyen ve aşağılayan da haindir…
Memleketinin kuruluş gerçeklerini unutanlar da.
Dedelerinin emanetlerine sahip çıkmayanlar da haindir…
Bu emanetleri emperyalist güçlere peşkeş çekenler de…
*********
Dünkü yazımda, 90 yıl öncesinin şartlarını özetlemeye çalışmıştım.
O günün şartlarını, bir de, hayatını Cumhuriyet’imizin kuruluşunu araştırmakla geçiren merhum Turgut Özakman’dan dinleyin!
Bakın, 1923’te Anadolu’nun şartları nasılmış?
Kemal Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni hangi şartlar içinde kurmuş?
“13 milyon nüfus…
İlkel bir tarım…
Sıfıra yakın sanayi…
Madenlerin büyük çoğunluğu, limanlar ve var olan bütün demiryolları yabancı şirketlerin yönetiminde…
Ülkede 153 ortaokul ve lise, sadece 1 üniversite var.
Halkın yüzde 7’si okur-yazar…
Ekonomik bakımdan yarı sömürge…
Kişi başına gelir 4 lira… Kişi başına ortalama kamu harcaması 50 kuruş…
Altyapı her alanda yetersiz.
Bilim hayatı ve düşüncesi yok sayılacak düzeyde.
Anadolu, yetersiz medreselerin elinde…
Her yanda tarikatlar, tekkeler ve dergahlar var.
Yasalar, çağın gerçeklerinin çok gerisinde.
Kadınların toplumsal hayatları ve hiçbir hakları yok.
Kadınların da bir gün erkekler gibi doktor, mühendis, avukat, belediye başkanı, milletvekili, bakan olabileceklerini hayal etmek bile zor. Ne seçme hakları bulunuyor, ne de seçilme… Kısaca vatandaş sayılmıyorlar.
Ülke neredeyse bütünüyle ve pek çok alanda ortaçağı yaşıyor…”
********
Türkiye, işte o günlerden bu günlere geldi.
Atatürk, umutsuzluktan, yepyeni bir güç, yepyeni bir devlet yarattı.
Cumhuriyet rejimi, 90 yılda bugünkü Türkiye’yi ortaya çıkardı.
Nereden nereye geldik…
Ama geldiğimiz noktanın kıymetini bilmiyoruz.
Bize bu günleri bahşedenleri unuttuk.
Bırakın unutmayı, haklarında söylemedik söz bırakmıyoruz.
Sanki bugünkü Türkiye, gökten zembille indi.
Cumhuriyetin değerlerini yok etmeye çalışıyoruz.
Atatürk ilkelerini hırpalıyoruz.
Sahip olduklarımızın değerini bilmiyoruz.
İleriye değil, geriye gidiş var.
Küresel sermayenin at koşturduğu bir ülke haline geldik.
Bizi ekonomik olarak teslim aldılar, siyasi isteklerine karşı koyamaz haldeyiz.
Emperyalist ülkeler, kendileri için “sakıncalı” gördükleri konuları, bizlere “zenginlik” olarak sunuyorlar.
Çok milletlilik…
Çok dillilik…
Çok kültürlülük…
Özetle…
Yolun sonuna geldik gibi.
Osmanlı’yı parçalayan Batı emperyalizmi, aynı oyunu şimdi Türkiye Cumhuriyeti Devleti üzerinde oynuyor.
Kaygılarımı, tespitlerimi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim.

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx



Sefa Sirmen’i kutlamayan var mı?
********
Münafıklığımdan değil, gazeteci merakımdan sordum.
“Sefa Bey, önseçimden sonra sizi kutlamayan milletvekili, aday adayı var mı?”
“Yok… Haydar Akar da, Mehmet Hilal Kaplan da aradı…”
“Hurşit Güneş’i saymadınız…”
“Hurşit Güneş de aradı galiba… Yanlışlık olmasın…”
“Aday adayları?”
“Önce İl Başkanı Yalçın Kuşkan aradı. Aday adayları da aradı…”
“Hikmet Erenkaya?”
“Önseçimin yapıldığı lisede öğretmen odasında beraberdik. Sonuçları beraber izledik, sonuçlar açıklanınca ellerimizi kaldırdık… Beraberiz…”
*********
Sefa Bey’in cevapları, noktasına virgülüne kadar böyle!
Yorumunu siz yapın!

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx


İbrahim Karaosmanoğlu, sizin bayramınızı yine kutlamadı
*********
Kurban Bayramı’nızı da kutlamamıştı…
Cumhuriyet Bayramı’nızı da kutlamadı.
Üzgünüm…
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, bu gazeteyi okuyan sizleri, bu kentte oturan kişiler olarak kabul etmiyor.
Ayrımcılık yapıyor…
Sizin ödemelerinizle oluşan belediye kasasından yandaş gazetelere ilan veriyor…
Yandaş gazete okurlarının bayramını kutluyor…
Sizin bayramınızı kutlamıyor.
Haberiniz olsun istedim.




# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR