Her 1 Nisan’da Baki Komsuoğlu’nu yaşamak…

MAKALEYİ DİNLE

 

                           

Önceki gün Umuttepe’de duygusal saatler geçirdim.

Her 1 Nisan’da olduğu gibi, merhum Prof. Dr. Baki Komsuoğlu adına düzenlenen “Bilim Teşvik Ödül Töreni” için bir araya geldik.

O’nu 23 Ocak 2008 tarihinde kaybetmiştik.

Altı yıl önce…

“Neden “ödül töreni” 1 Nisan’da yapılıyor?” diyeceksiniz.

1 Nisan, Baki Bey’in doğum günü.

1 Nisan 1946…

Yaşasaydı, 68 yaşında olacaktı.

Erken ayrıldı aramızdan.

En verimli çağında…

Baki Hoca, her doğum gününde, her 1 Nisan’da genç bilim adamlarına ışık saçıyor.

                                   ********

Baki Bey’le hemşeriydik…

Isparta’nın Yalvaç ilçesinden…

Eğitim için O Erzurum’a, ben Ankara’ya gittim.

Sonra geçim kaygısı…

O Trabzon’da, ben İzmit’te.

Yıllar yıllar sonra İzmit’te yollarımız kesişti.

1992 yılında…

Arkadaş olduk.

Kaygılarımızı, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi paylaştık.

Kocaeli Üniversitesi yeni kurulmuştu.

Tıp Fakültesi’ni oluşturmak için şehrimize gelmişti.

Bina yok, kadro yok, ama fitne fesat çok!

Öyle günler…

Daha dün gibi gözümün önünde…

Derince Sopalı Hastanesi’nin bir bölümünde tıp fakültesi kurulacak ve hastane açılacak…

Sopalı Hastanesi o zamanlar SSK’ya bağlı…

Sendikalar ve bazı milletvekilleri, “İşçinin alın terini peşkeş çektirmeyiz” diye diretiyorlar.

Ne mantıksa, işçiler o tarihlerde İstanbul’daki üniversite hastanelerinin kapılarında sürünüyorlar, sendikalar ayağımıza gelmiş üniversite hastanesini istemiyorlar.

Rahmetli, ne mücadele vermişti.

Sinirinden ve çaresizliğinden gözünden yaş geldiği günleri bilirim.

Diretmeler karşısında yılmadı, uğraştı, didindi ve sonunda fakülteyi de hastaneyi de kurmayı başardı.

Bakın, tam yeri gelmişken unutmadan yazayım.

Üniversitenin tamamı da öyledir, ama özellikle tıp fakültesi ve hastanesi bugünkü varlığını Baki Hoca’ya borçludur.

Yine…

Eğer kentimiz bugün bu kadar “sağlık olanakları”na sahipse, bu da büyük oranda Baki Bey sayesindedir.

Kocaeli Tıp Fakültesi ve Hastanesi çok başarılı kuruldu ve o tarihten itibaren şehrimizin sağlıkta kaderi değişti.

Ankara ve İstanbul’a bağlı olmaktan kurtulduk, “sağlık hizmeti alan kent” değil, “sağlık hizmeti veren kent” haline geldik.

 

**********************************************************************************

 

Rektörlüğe giden yol

                                   *********

Baki Bey, bilim adamıydı.

Mesleğinin ve branşının en iyilerindendi.

Güvenilir insandı.

Hastalarının, Baki Bey’e görünmek için yıllarca Trabzon’dan İzmit’e taşındığını bilirim.

Onun kadar mesleğine ve çalışmaya aşık çok az insan bulunur.

Bütün gücüyle tıp fakültesinin gelişmesine odaklanmışken, üniversite içinde “fitne fesat” harekâtı başladı.

Rektör Atıf Ural, “ileride kendine rakip olabilir” varsayımıyla, Baki Bey’i dekanlık görevinden aldı.

Bu haksız olay, Baki Hoca’nın rektörlüğü düşünmesine neden oldu.

Ve 10 Kasım 1998 yılında rektörlük koltuğuna oturdu.

Kadrosunu kurdu, hedeflerini ortaya koydu, derken 17 Ağustos 1999’da yaşadığımız büyük felaket…

Deprem, üniversitenin elindeki kıt fiziki imkânları da yerle bir etti.

Ne bina, ne moral, ne ders araç gereci…

Hiç ama hiçbir şey kalmadı.

Ankara, “Bu durumda ders yapamazsınız, üniversiteyi bir yıl kapatalım” dedi.

Gerçekten şartlar, “ders yapılamaz” noktasındaydı.

17 Ağustos’ta deprem olmuş, ekim başında dersler başlayacaktı.

Bir buçuk ayda ne yapılabilirdi?

Baki Hoca, “üniversiteyi kapatalım” önerisine şiddetle karşı çıktı.

“1 Ekim’de değil, ama 1 Kasım’da dersler başlayacak. Bir aylık gecikmeyle…” dedi ve kolları sıvadı.

Kocaeli dinamik bir şehirdi.

Kişi ve kurumların imkânlarını seferber etti, çadır ve prefabrik kampus kuruldu ve söylediği gibi, bir aylık gecikmeyle üniversitede dersler başladı.

Dört saat uyuyorsa, 20 saat çalışıyordu.

Aşkla, şevkle…

Sanki kriz yönetmek için yaratılmıştı.

  

 

Ve Umuttepe Yerleşkesi…

                                   *********

Kafaya koymuştu.

Üniversiteyi bir an önce çadır ve prefabriklerden kurtarmalıydı.

Ama nasıl?

Elde bir tek bina kalmamış, hepsi yıkılmıştı.

Önce sağlam zeminli yeni bir yer bulunmalıydı.

Herkes düzlük yerleri öneriyor, O ise tepeleri dolaşıp yer arıyordu.

İzmit’e hem “yakın” hem “uzak”, zemini “sağlam” olmalıydı.

Şimdiki tepeyi buldu.

Orman ve Hazine’ye ait çalılık ve makilik bir araziydi.

İstimlâk parası ödenmeyecek, bir yazıyla tahsisi yapılacaktı.

Hepsini bir çırpıda halletti.

İyi de bu “tepe”ye bir isim lazımdı.

“Umuttepe” dedi.

Depremde yok olan umutları yeşertmek için.

Çoğu kişi bilmez, Umuttepe’nin “isim babası” da Baki Hoca’dır.

Yer bulundu, sıra paraya gelmişti.

Bütçeden, deprem yardımlarından bir “fon” oluşturuldu.

Bir mimarlık ofisiyle anlaşma yapıldı.

Bir yıl içinde Umuttepe’de inşaat çalışmaları başladı.

Ama ne çalışma…

Gece gündüz…

Üç yıl gibi kısa sürede ana binalar tamamlandı ve üniversite buraya taşındı.

Her yıl yenileri yapıldı ve üniversite bugün bu noktada…

 

 

Nereden nereye…

                                   ********

Önceki gün Umuttepe’deki ödül törenini izlerken, Baki Bey ve Kocaeli Üniversitesi ile ilgili yaşadıklarım gözümün önünden geçti.

Aslında Kocaeli Üniversitesi’nin yaşı (kuruluşu 1992) ile Baki Hoca’nın İzmit’teki yaşamı (şehrimize 1992’de geldi) iç içe.

Kocaeli Üniversitesi demek, Baki Komsuoğlu demek.

Baki Bey olmasaydı, Kocaeli Üniversitesi bu durumda olmazdı.

Emin olun bu böyle!

Olayların çok yakınında, hatta içinde olduğum için bunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum.

Kuş uçmaz kervan geçmez dağın tepesi; bugün ülkemizin, hatta dünyanın önemli bir bilim yuvası.

Yazımı bitirmeden size bazı rakamlar vermek istiyorum.

Dikkatle okuyun ve “Baki Komsuoğlu’nun üniversitesi” nasıl gurur verici bir noktaya varmış görün!

*Öğrenci sayısı, 70.814. (36.719 lisans, 30.529 önlisans, 2.721 yüksek lisans, 895 doktora)

*Öğretim üyesi ve elemanı sayısı, 2007. (221 profesör, 182 doçent, 470 yardımcı doçent, 278 öğretim görevlisi, 166 okutman, 666 araştırma görevlisi, 24 uzman)

*İdari personel sayısı, 1774.

*Dünyadaki ilk 1000 üniversite sıralamasına Türkiye’den giren 28 üniversiteden biri.

*Türkiye’deki “yenilikçi ülkeler” sıralamasında 23’ncü.

*Avrupa Üniversiteler Birliği üyesi.

Daha yazılacak pek çok şey var, ama yer kalmadı.

Son olarak şunu söylemek istiyorum.

Kocaeli Üniversitesi, Baki Komsuoğlu’nun bir eseri…

Sağlığını kaybetme pahasına arkadaşlarıyla birlikte gece gündüz çalışarak bu eseri ortaya çıkardı.

2006 yılında “hizmet bayrağı”nı eşi Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu’na devretti.

Sezer Hanım da 8 yıldır bu bayrağı arkadaşlarıyla başarıyla taşıyor.

Önümüzdeki kasım ayında görev süresi dolacak.

Dileyelim ki, üniversitemiz, Baki-Sezer Komsuoğlu ile 16 yılda yakaladığı çizgiden geri gitmesin.

İyi ellerde yoluna devam etsin.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR