İki ağzı, bir kulağı olanlar…

MAKALEYİ DİNLE

Hiç düşündünüz mü?
Tanrı, acaba insanları neden iki kulaklı ve tek ağızlı yarattı?
Herhalde, “Çok dinleyin, az konuşun” mesajını vermek istemiştir.
Eğer Tanrı, insanların az dinleyip, çok konuşmalarını istemiş olsaydı…
İki ağızlı, bir kulaklı yaratırdı.
İstisnasız herkesin, iki kulağı, bir ağzı var.
Ama bazıları, sanki iki ağza sahipmiş gibi çok konuşuyor.
Gerekli, gereksiz…
Yerli, yersiz…
Bunlardan birisi de Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç…
Mübarek, bıraksan 24 saat konuşacak.
Uzatılan her mikrofona, mutlaka ama mutlaka uzun uzadıya bir şeyler anlatıyor.
Sonra da, söylediği bazı sözleri için pişman oluyor.
Başlıyor ağlamaya…
Son olarak “şike” konusunda aynı şeyi yaşamadık mı?
Cumhurbaşkanı Gül, şike yasasını veto edince, Arınç, ne söylemişti?
“Bir daha TBMM’ye getirmeye cesaret edemezler.”
Başbakan Erdoğan, “Bu yasa geçecek” talimatını verince, Bülent Arınç açığa düştü.
“Affedilmez bir hata yaptım” diyerek, kameraların karşısında gözyaşı döktü.
Kendileri, “duygusal” bir kişi.
Şiir okunurken, ağlıyor…
Hata yapıyor, ağlıyor…
Pişman oluyor, ağlıyor…
Ağlayan karşısında, ağlıyor…
Sanırsınız ki, “ağlamakla görevli başbakan yardımcısı”…
***
Bülent Arınç, geçenlerde yine döktürdü…
Bakın, neler söyledi?
“Kürtler’in varlığı bin seneden beri bir gerçektir. İnkar edemezsiniz. İnkar ederseniz, 1980 öncesine dönüş yaparsınız.
Kürtler’i tanıyacaksınız, haklarını tanıyacaksınız, Şerafettin Elçi Kürdüm dediği için ikibuçuk yıl cezaevinde kaldı. Bir insanın kimliğini inkar etmek, o insanı inkar etmek gibidir. Ben Kürdüm, Kürt kimliğiyle, Arap kimliğiyle, Boşnak kimliğiyle, Süryani kimliğiyle tanırım, saygı duyarım.
Irkçılığı reddediyoruz. Ben Kürdüm diyen bir insanın eğitim, kültür, dil hakkı ne varsa vereceğiz, etnik kimliğin varlığını kabul edeceğiz. Bu, ulufe ve bahşiş değildir.”
Bülent Arınç, daha önce de benzer şeyler söylemişti.
Açılım döneminde…
Sonra “pabucun pahalı” olduğunu görüp, çark etmişti.
Şimdi, aynı yemeği ısıtıp tekrar önümüze koydu.
Ben Kürdüm diyen insanın, eğitim, kültür, dil hakkı ne varsa, verecekmiş.
Ben Laz’ım, diyenin de…
Ben Gürcü’yüm, diyenin de…
Arap’ın da…
Boşnak’ın da…
Aklınıza gelen diğer etnik grupların da…
Helal olsun Bülent Arınç’a!
Helal olsun AKP’ye!
Ne bonkör bakanmış…
Ne bonkör partiymiş…
Dağıtın bakalım!
Dağıta dağıta geride ne bırakacaksınız?
Dünyanın süper gücü ABD’de, bilmem kaç etnik grup yaşıyor…
Ama konuşulan ve resmen kullanılan bir tek dil var.
O da İngilizce…
O dev ülkede…
O özgürlükler ülkesinde…
İkinci bir dilin resmi dil olarak kullanılması…
İkinci bir dilin eğitim dili olarak kullanılması, yasak.
Neden?
Çünkü dil, bir ülkenin, bir milletin birliğidir, beraberliğidir.
Bir ülkede ikinci bir dilin “resmi dil” olarak, “eğitim dili” olarak kullanılmasına izin verin…
O ülkeyi parçalanmaktan kurtaramazsınız.
Milli birlik, dil birliğinden geçer.
Dil birliğini ortadan kaldırın, geriye bir şey kalmaz.
Bunun dünyada pek çok acı örnekleri vardır.
Bir ülkeyi parçalamak mı istiyorsunuz?
O ülkede, birden fazla dilin eğitim veya resmi dil olarak kullanılmasını sağlayın, yeter.
Fazla uğraşmaya gerek yok.
***
Şimdi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Etnik kimliğin kabulünü kabul edeceğiz, kim ne isterse vereceğiz” diyor ya…
Buyurun!
Neden duruyorsunuz?
Neyi bekliyorsunuz?
Güç sizde.
İktidar sizde.
Elinizi kolunuzu bağlayan yok.
Ne vermek istiyorsanız, verin de görelim.
Boş sözler…
Halep oradaysa, arşın da burada.
Ne demişler?
“Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.”
Öyle konuşmakla olmuyor.
Yapın da görelim bakalım.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR