Çanakkale'den Bugüne...

MAKALEYİ DİNLE

Ölümcül bir hastalığa yakalandınız mı bilemiyorum.

Siz yakalanmadıysanız da yakalananlara şahit olmuşsunuzdur.

Hastalığın teşhisi konulduğunda ve size ilan edildiğinde bundan sonrası için karşınıza iki seçenek çıkar:

Ümitsizliğe düşüp kendinizi bırakmayı ve dağılmayı mı tercih edeceksiniz?

Yoksa şartlar ne kadar kötü olursa olsun bir çıkış yolu olacağına inanarak hastalığın tedavisi için gerekeni yapmak suretiyle hayata mı tutunacaksınız?

Bir başka ifadeyle hastalığın sizi yenmesine mi izin vereceksiniz, yoksa hastalığı yenmek için mücadele mi edeceksiniz?

Seçtiğiniz seçeneğe göre de geleceğinizi şekillendirirsiniz. 

Bu durum bana göre milletler için de geçerli. 

Millet olarak varlığınızı tehdit eden bir tehlikeyle karşılaştığınızda teslim olmayı mı, kaçmayı mı yoksa mücadele etmeyi mi seçeceksiniz?

Yani varolmayı mı yok olmayı mı tercih edeceksiniz?

Var olacaksanız "onurunuzla mı" yoksa "onurunuza rağmen" mi yaşayacaksınız?

Tercihiniz ne ise millet olarak kaderiniz de ona göre belirlenecek demektir.

Tıpkı Çanakkale'de olduğu gibi.

Eğer dedelerimiz "şartların ne kadar kötü olduğuna" bakarak mücadelenin gereksiz olduğuna hükmetselerdi bugün Türkiye Cumhuriyeti'nden bahsetmek mümkün olabilir miydi?

Onlar "bitti" denilen yerden bile başlamanın mümkün olduğunu biz torunlarına bu şanlı zafer ile gösterdiler.

Ve dediler ki "şartlara aldanmayın, size düşen vazife gerekeni Allah'tan (C.C.) başka kimseden korkmadan yapmaktır."

Kaçarak değil...

Canınızı korumak için taviz vererek değil...

Canınızdan vazgeçmeyi göze alarak...

Bunu günü kurtarmak bilinciyle değil gelecek nesillere ait sorumluluğumuzu da unutmadan yaparak...

Nasıl olursa olsun varolmak için değil...

Onurlu yaşamak ve bu onuru korunması gereken miras olarak gelecek nesillere bırakmak için...

Köle ruhlu yaşamanın anlamsız olduğunu nesilden nesle aktarabilmek için...

Ve bunu sağlayacak azmi gelecek nesillerde de canlı tutabilmek için...

Çünkü "iman" bunu gerektirir.

İman eden insan "bitti denilen yerden" de başlanabileceğini ve bunun için ölümden korkmadan mücadele edilmesi gerektiğini bilen insandır.

Onun için "geleceği parlak" nice genç bu savaştan kaçmayı ve "hayatlarını kurtarmayı" değil "ölümü" korkmadan seçebilmiştir.

Komutanlar "iktidar" mücadelesi yerine "vatan" mücadelesi üzerine yoğunlaştıkları için "kurtuluş savaşı" söz konusu olabilmiştir.

Ve kurtuluş da mümkün olabilmiştir.

Akabinde yeni bir devlet kurulabilmiştir.

Peki, dedelerimiz bugün torunlarının halini görse ne derlerdi sizce?

Cenab-ı Hak cümlesinden razı olsun...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR