Gelin hep beraber bir anonim şirket kuralım

MAKALEYİ DİNLE

80 milyon kişi bir araya gelelim ve bir anonim şirket kuralım. Hepimizin tüm vatandaşların 1 TL’ lik eşit hissesi ve eşit oy hakkı olsun.

Şirket bizim, hepimizin. Yani patron biziz.  Ama hepimizin farklı uzmanlıkları ve işleri var. Dolayısı ile şirketi yönetecek birilerine ihtiyacımız var. Seçeceğimiz bu yöneticilerin içimizden birileri olması şart. Bu şirketin yönetim organizasyonu da şöyle oluşturalım.

-Sermaye sahibi ortaklar

-Şirket sahiplerinin vekil olarak seçtikleri yönetim kurulu

Şirket sahiplerinin denetleme için atanmasını uygun buldukları denetçiler

Şirket yönetimi için adaylar arasından seçerek yetki verdikleri genel müdür

-Genel müdürün kendisine yardımcı olması için seçtiği icra kurulu

**

Uygun mudur?

Şimdi bu şirkete bir isim verelim. Şirketin adı Türkiye Cumhuriyeti olsun.

Alışılagelmiş olan şirket terminolojisini, bu şirket için biraz değiştirerek, yönetim kademelerine farklı isimler verelim.

**

-Sermaye sahibi ortaklar

HALK

 

-Vekil olarak seçtikleri yönetim kurulu

MECLİSE SEÇTİĞİMİZ VEKİLLER

 

-Denetleme için atanan denetçiler

YARGI

 

-Şirket yönetimi için yetki verdikleri genel müdür

CUMHURBAŞKANI ( BAŞKAN )

 

-Genel müdürün kendisine yardımcı olması için seçtiği icra kurulu

BAKANLAR KURULU

**

Nasıl? Ülke yönetim sistemine benzedi mi? Bu sistem yeni anayasa taslağında önerilen sisteme bence çok benziyor. Bana göre bazı doğruları var, ama bazı eksik ve yanlışları da var. Buyurun hep beraber değerlendirelim.

-Yeni sistemde,

Başbakan yok, ( fiili durum) yürütmenin bütün yetkilerini Cumhurbaşkanı alıyor (fiili durum). Bu kötü mü?  Bence seçeceğimiz kişinin makamına vereceğimiz isim hiç önemli değil. Biz genel müdür arıyoruz. Adı Cumhurbaşkanı da olabilir, başkan da…

Tabii ki Başkanlık Sistemleri, bütün yetkileri bir kişiye verirken, bunu dengeleyecek sınırlayacak bir veya birkaç güç belirlemelidir. (Yani yönetim kurulu ve denetim kurulu gibi) En az iki kurum olmalıdır. Politik terminolojide buna kuvvetler ayrılığı sistemi deniyor.

Önerilen sitemde Kanun teklifini hem meclis, hem de başkan verebilir diyor.

Evet; Kanun teklifi gerek meclis (yönetim kurulu), gerekse başkan (genel müdür) tarafından yapılmalıdır.

Ama yasalaştırma yetkisi,  yani kanunun kabulü halkın (şirket sahiplerinin) seçtiği vekiller (yönetim kurulu) tarafından mecliste yapılmalıdır. Bunun alternatifi olmaz kuralları şirket sahipleri koyar. Genel müdür yönetir.

Getirilmek istenen sistemde, Meclis, kanun çıkarabiliyor ama yasama tekeli elinden alınmış durumda. Meclis kanun çıkarabiliyor ama başkan da kararname ile kanun çıkarabiliyor. Bence bu hiç doğru değil. Genel müdür, yönetim kurulunun üstünde olamaz.

Genel müdür belirlenen kurallara ve yönetim kurulunun isteğine göre şirketi yönetmeli. Yani, kanunları meclis yapmalı, kanunlara göre yönetmelikleri de, bakanlar kurulu ve başkan yapmalı. Doğrusu budur.

Başkan, bakanlıkları kurabilir, bozabilir, yetkilerini, disiplin hükümlerini düzenler.

Bence ülkeyi seçimle gelen başkan idare edecekse; evet bakanları seçmeli, bakanlıkları kurmalı veya fes etmelidir. Meclisin belirlediği, onayladığı kanunlar çerçevesinde devletin işleyişi ile ilgili düzenleme yapabilme yetkisini Başkan’a verebiliriz. 

Meclis kanun çıkarttığında, başkan bu kanunun uygun olduğunu düşünmüyorsa, veto edip tekrar görüşülmesini isteyebilir ve meclise iade edebilir. Vetoya rağmen meclis kanunda ısrar ediliyorsa başkan, yüksek yargıya kanunun iptali için başvurabilir olmalıdır. Yargı inceler ve kararını verir. Doğrusu budur, yani kuvvetler ayrılığı.

Bu madde tekrar yazılmalıdır. Önerideki gibi mecliste, başkan da kanun çıkartmamalı. Bence bu çok çok yanlış olur.

Cumhurbaşkanı artık partili Cumhurbaşkanı olacakmış. Olabilir herkesin bir fikri ve siyasi görüşü zaten vardır. Sanki bugüne kadar partili değil miydi?

Türkiye'de sistem ABD'deki gibi değil, burada disiplinli partiler var deniyor. Doğru, demek ki seçim sistemini dar bölge seçim sistemine çevirmeliyiz. Böylece lider sultasına son vermiş oluruz. Biz ortaklar için bu daha uygun değil mi? Neden kimse bunu söylemiyor? Nedeni belli işin içinde iş var, kimse eline geçirdiği düdüğü başkasının çalmasını istemiyor.

Partili Cumhurbaşkanı bugün olduğu gibi, yeni sistemde de partinin genel başkanı olarak milletvekili grubunu belirleyecekmiş. İşte bu çok ama çok yanlış olur.

Şemamızı hatırlayalım, yönetim kurulunun tek belirleyicisi olmalı, o da sermaye sahipleri yani halk. Seçim yasası değişmezse kendi paramızla genel müdürün esiri oluruz.

Kesinlikle seçim sistemi değişmeli ve her il, her ilçe kendi adayını, hem de adayın ismine geçmişine, doğruluğuna, eğitimine, hem de partisine ve görüşlerine göre sıralamalı ve belirlemelidir.

Tasarıda, Meclis ve Cumhurbaşkanı aynı seçimde seçileceklermiş.

Eğer seçim sistemi değişir, dar bölge olursa, vekil adaylarını her il kendisi belirlerse, bunda bir sakınca yok. Ama eğer değişmezse bu sistem bizi çok ama çok üzebilir.

Sistemin denetlenebilir olması için daha önce başkanlık sistemini denemiş olan ülkeler başkan ve meclis seçimlerini farklı zamanlarda yaparak daha fazla kontrol sağlandığını denetim sağlandığını görmüşler. Biz neden yapmıyoruz. Neden her işimiz yarım ve her işimizde kişisel menfaatler söz konusu?

Bence Başkanlık Sistemi için doğru olan başkan ve meclisin farklı zamanlarda seçilmesidir.

Hiçbir başkan ülkemizi babasından miras zannetmesin. Zannederse, malımızı mülkümüzü peşkeş çekerse, biz de buna meclis ile yargı ile mani olmalıyız.

Bakanlar üzerinde Meclis'in denetim yetkisi olmayacakmış. Olmasın kardeşim, bakanları seçen adam başkansa, bakanlarından sorumlu da başkan olmalıdır. Peki taslak böyle mi? Hayır!  

Ama böyle olmalı. Her bakan yanlış yaptığı takdirde adaletin keskin kılıcını hissetmeli.

Şu anda anayasada Cumhurbaşkanın işlediği suçlar karşısında cezai sorumluluk tarif edilmiyormuş. Yeni düzenlemede 'Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk getirdik' deniliyor. Güzel. Bu iyi bir şey hiç kimse kanunlar üstü olmamalı.

Taslakta, Cumhurbaşkanı hakkında Meclis Soruşturması istemek için yüzde 51, yani 301 imza gerekiyor. 360 imzayla Meclis Soruşturma Komisyonu kurulabiliyor, 400 imzayla da Yüce Divan'a sevk edilebiliyormuş.

Bu rakamları yakalamak gerçekten zor ama imkansız değil. Bence % 51 seçilebiliyorsan, gene % 51 ile o koltuktan kalmalısın. Dolayısı ile % 51 yani 301 imza yeterli olmalı.

Taslakta Cumhurbaşkanının parlamentoyu fesih yetkisi varmış.  İşte bu çok ama çok yanlış ve saçma.

Ey başkan!  Benim vekilimi sen nasıl yok sayarsın, ben halkım! Bu madde kabul edilemez bir maddedir. Şirket örneğini hatırlayın. Genel müdür, yönetim kurulunu fes ediyor! Olacak şey değil.

Taslakta yargının başkan tarafından atanması ile ilgilide maddeler var. Olamaz, olmamalı, yanlıştır.

Gene şirket örneğine dönelim. Yargı, şirketin denetim kuruludur. Denetim kurulu, sermaye sahiplerinin haklarının korunup, korunmadığını denetler. Kimi denetler genel müdür ve icra kurulunu. Kendisini denetleyecek adamları genel müdür seçerse, sizce burada denetim olur mu? Olmaz.

Yüksek yargı mensuplarının yarısı, meclis tarafından, diğer yarısı da kendi içlerinden liyakat usulüne göre atanmalıdır.

Yenilik yapalım, yapalım ama akıl ile düşünerek yapalım, ülkenin ve halkın menfaatlerini kollayacak şekilde yapalım. Yöneticilerin keyfine göre yapmayalım.  

Geçenlerde televizyonda Sayın Burhan Kuzu şöyle dedi. “Ben bu tasarıya 40 yıllık emeğimi verdim”.

Ben de hocama şöyle takılıyorum; “40 yılına yazık etmişsin hocam, öğrencilerine sorsaydın sana yarım günde bunları doğru şekilde söylerlerdi. 40 yıl uğraşmışsın ama nafile, yönetim sisteminin nasıl olması gerektiğini çözememişsin yada çözmek işine gelmiyor.”

Sonuç, önerilen değişikliklerin çok önemli bazı maddelerinde çok büyük yanlışlar ve eksikler görüyorum. Birçok kişi gibi bende otoriter bir rejimde yaşamak istemiyorum. Benim anladığım Cumhuriyet rejimi, halkın egemen olduğu laik, demokratik, bir hukuk devletidir.

Umarım mevcut “YASA YAPICILAR” yani Meclisteki vekiller, orada bizim yani “halkın” menfaatlerini korumak ve kollamak için bulunduğunu hatırlar ve vicdanları ile hareket ederler.

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Haluk Ulusoy - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR