Yeni başbakan sandıktan değil, zarftan çıktı!

MAKALEYİ DİNLE

Yazıma, 17 Ağustos 1999 tarihinde yaşadığımız, hayatımızın bir dönemine damga vuran, bugünlerde yeni yeni etkilerini hissetmeye başladığımız büyük depremde hayatını kaybeden hemşehrilerimizi anarak başlamak istiyorum.

Allah, tüm deprem şehitlerimize rahmet etsin, mekanları cennet olsun…

O büyük acıların temelinde elbette alınmayan önlemler vardı. Bugün ise tam tersi şekilde bazı ciddi projelerin AK Parti iktidarı tarafından hayata geçirildiğini görmek güzel. Ben açıkçası bu konuda muhalif kanatta yer alan değerli dostlarımın birçoğu ile aynı şekilde düşünmüyorum. Özellikle kentsel dönüşüm çalışmalarının daha sistematik ilerlediğini görüyorum. Alınan radikal önlemlerin olumlu yansımalarının da yıllar sonrasında anlaşılacağına inanıyorum.

Ümidimiz bu yöndeki çalışmaların devam etmesidir.

 

Biz dönelim siyasete…

Malum, cumhurbaşkanlığı seçimlerini yarı sıkıntılı şekilde geçiren AK Parti’de bir büyük bilinmez soru da yanıtını bulmak üzere. Başbakan Erdoğan; milletvekilleri ve partinin önemli isimleri ile konu hakkındaki toplantılarını bitirdi. Hemen herkesten kapalı tutulan bir zarf içinde bulunan isimleri aldı.

Anladığımız kadarıyla ve kamuoyuna yansıdığı kadarıyla edindiğimiz ilk bilgilere göre ibrenin tahmin ettiğimiz gibi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na doğru döndüğünü anlayabiliyoruz. Hatta Davutoğlu’nun bakanlar kurulunun dahi hazır olduğu bilgileri geliyor bizlere. En azından zarflardan yüzde 70’in üzerinde adının çıktığı bilgisine güvenerek bunu söylersek herhalde yanılmış olmayız.

Ahmet Bey’in doluluk oranını tartışmam. Karakteri çok düzgün bir isimdir. Devleti özellikle bürokratik anlamda belki de en iyi temsil edecek isimlerden birisi olduğunu düşünürüm. Fakat bu meziyetler Başbakanlık gibi çok farklı ve etkin bir görev için yeterli midir, açıkçası bu da bana göre sorgulanması gereken bir başka konudur.

Zira alternatif liderlik zor bir iştir. Özellikle Erdoğan sonrasında…

Ahmet Bey’in açıkçası bu koltuğa layık bulunacağı 2011 seçim sürecinden belliydi. Özellikle Başbakan’ın olmadığı birçok platformda öncelikli temsil edecek kişi olarak gözlemlediğimiz Davutoğlu, yavaş yavaş değişik bir şekilde alternatif liderliğe soyunmuş gibiydi.

Katıldığı mitinglerde Başbakan’ın temsilcisi olarak yaptığı konuşmaları aklınızdan geçirin. İfadeleri, ses tonu, el kol hareketleri ile bir şekilde Erdoğan’ı canlandırmaya çalıştığını rahatlıkla görebiliyorduk. Yani Ahmet Davutoğlu, bu anlamda biraz da taklit etmek istediği Başbakan’ın özelliklerinin üzerine kendisinden bir şeyler koyamazsa sanırım liderlik olayında çok da ileri bir noktaya erişemez gibime geliyor. Hitabeti de bana göre Başbakan’ı çok aratacak kadar etkisiz Davutoğlu’nun…

Tabi bütün bunlar bir tespit. Herkes benim gibi düşünmek zorunda değil. Ancak gönlümün istediği ise daha radikal olabilecek, her alanda gelişimini tamamlayan, özellikle de hitabeti kuvvetli bir ismin genel başkanlık ve başbakanlık koltuğuna oturmasıdır. Bu özellikle koltuktaki şahsın halkta karşılık bulmasını da sağlayacaktır. Sanıyorum birçok AK Partili dostum da benim gibi düşünüyordur. Hatta buna rağmen bazılarının mecburiyetten dolayı zarfın içine Davutoğlu’nun adını yazdıkları fikrine sahibim.

Fakat bu liderde olması istenen kriterler, AK Parti’de bundan sonra ne kadar önemli olacak bunu da tam olarak kestiremiyoruz. Çünkü kendi ifadelerine bakacak olursak Tayyip Erdoğan, farklı ve daha etkin bir cumhurbaşkanlığı yapacak. Sadece kullanılmayan yetkilerin gündeme gelmesini değil, aynı zamanda perde arkasından başbakanlık makamını da yönetmek isteyecek.

Bu durum aynı zamanda 10 Ağustos seçimlerinden sonra, Devlet Başkanlığı’na giden yoldaki ikinci büyük adım olacaktır. Bu anlamda Davutoğlu’nun hitabet kabiliyeti, birçok noktada Erdoğan’ı taklit etmeye çabalaması gibi eksi olarak düşünülebilecek durumların çok da öneminin bulunmadığı fikrine kapılabilirsiniz. Doğru ya, halka hitap edemeyen bir ismi neden Başbakan yapasınız ki, olsa olsa bunun tek sebebi olabilir…

O yüzden sözü fazla uzatmadan neticeye gelelim. Karar ne olursa olsun, umarım herkes için faydalı bir sonuç içerir. Şayet Başbakan Erdoğan, olağan kongre tarihini 2015 seçimlerinden sonrasına bırakmasaydı, aklımdaki bir projeyi sizlerle paylaşmak isterdim. Ancak her halükarda Abdullah Gül’ün bir çıkışı olacaktır beklentisi içindeyim. Çünkü kardeşlik de, yol arkadaşlığı da bir yere kadar.

Cumhurbaşkanı Gül’ün, her zaman seçmene ve millete sırtını dayayan Erdoğan’a rağmen Başbakan’ın bu kez sandıktan değil de zarftan çıkmış olmasına karşı bir sözü mutlaka olacaktır. Sadece bekleyelim…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR