Biz hâlâ 1 Temmuz’u Denizcilik Bayramı olarak kutluyoruz…

MAKALEYİ DİNLE

Yıl, 1926…
Aylardan temmuz…
Temmuzun biri…
Yani 85 yıl önce bugün…
Türkiye’de çok önemli bir kanun yürürlüğe girdi.
815 sayılı Kabotaj Kanunu…
Bu kanun, “Türkiye limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşıması ile kılavuz ve römorkaj hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmünü getirdi.
Yani ne oldu?
Yabancıların elinde bulunan limanlar millileştirildi…
Kanunda belirtilen hizmetleri sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabilmesi karara bağlandı.
Ne için?
Ülkenin çıkarları için…
Ne güzel değil mi?
İşte o gündür bu gündür, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı olarak kutlanır.
***
İyi de, “Kabotaj” nedir?
Kabotaj, Fransızca kökenli bir kelime…
“Bir devletin kendi limanları arasında yolcu ve yük taşıma hakkı” anlamına geliyor.
Bu hak, Osmanlı Devleti tarafından kapitülasyonlar çerçevesinde yabancı ülke gemilerine verilmişti.
Lozan Barış Antlaşması’yla, bu hak yabancılardan geri alınarak Türkler’e verildi.
Yasa, 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe girdi.
***
Yıl, 1926…
Yıl, 2011.
Bugün denizciliğimizin, kabotaj hakkımızın, limanlarımızın durumu ne?
Geride bıraktığımız 85 yılda denizciliği, liman işletmeciliğini geliştirmek için neler yaptık?
Ülke olarak “denizcilik karnemiz” artı mı, eksi mi?
Lafı kıvırmadan söyleyeyim.
Bu konudaki karnemiz, kelimenin tam anlamıyla “felaket”.
Bakın, anlatayım.
Lozan’dan sonra, yabancıların elinde bulunan limanlarımızı millileştirdik.
Kabotaj Kanunu ile de liman işletme hakkını geri aldık.
Ancaakkk…
Aradan geçen 85 yılı çok kötü kullandık.
Çok çok kötü…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı Devleti’nin kapitülasyonlar dönemine geri döndü.
Millileştirdiğimiz tüm limanlar, “özelleştirme” adı altında yabancılara yeniden peşkeş çekildi.
Karadeniz’deki Samsun, Ordu, Trabzon, Ereğli ve Sinop limanları yabancılara satıldı.
Ege’deki İzmir, Dikili ve Kuşadası limanları da bizim değil.
Akdeniz’deki Antalya, Mersin, Alanya, İskenderun limanları da artık Türk değil.
Limanların durumu böyle.
Ya 85 yılda “denizden yararlanma başarımız” ne?
Üç tarafı denizle çevrili olup da, denizi bu kadar sevmeyen, denizden bu kadar yararlanmayan başka bir millet yoktur.
Denizde ıslanmayı biliriz de, yüzmeyi bilmeyiz.
Avlanmayı bilmediğimizden deniz ürünlerini tükettik, şimdi ağzımızı açıp bakıyoruz.
Deniz yolunun yük taşımacılığındaki payı ise çok gülünç… Binde 3…
300 milyar dolar olan dünya deniz taşımacılığından, Yunanistan 60 milyar dolar pay alırken, bizim payımız sadece 2 milyar dolar.
Japonların yaptığı araştırmaya göre, karayolu taşımacığı, deniz yoluna göre yüzde 166 daha pahalı.
Hal böyleyken, Türkiye’de, Avrupa’daki sayıdan daha fazla kamyon ve otobüs var.
Görüldüğü gibi, “denizden yararlanma başarımız” da çok kötü.
***
Bugün, 1 Temmuz 2011 Cuma.
Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nın 85.’nci yıl dönümü.
Saat 10.00’da, Kocaeli Valiliği alanında tören var.
“Törenciler”, Atatürk Anıtı’na çelenk koyacaklar…
Sonra İzmit Liman Başkanı İlker Tuncer ile Donanma Komutanlığı temsilcisi “günün anlam ve önemini belirten” birer konuşma yapacaklar.
Saat 10.00’da başlayan tören 35 dakika sonra sona erecek.
***
Şimdi sizlere dönsem, desem ki, “Biz neyin bayramını kutluyoruz?”
Olmayan limanlarımızın bayramını mı?
Denizlerimizi, yabancılara peşkeş çekmenin bayramını mı?
Siz ne dersiniz?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR