Başbakanın tatil kıyakları!

MAKALEYİ DİNLE

Sevgili okurlarım, tam bir “ilkel toplum” görüntüsündeyiz.

Yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü şekilde bir sistem içinde değil de, baştakilerin iki dudağı arasından çıkacak sözlerle yönetiliyoruz.

Yeni değil, yıllardır bu böyle!

Bu yıl dışarıdan fazla turist gelmedi, okulları 15 gün geç açalım da turizm işletmeleri kendilerini bir toparlasın!

Otel, lokanta ve eğlence yerleri ciro ve kâr açıklarını kapatsın!

Tamam, okulların açılmasını bayram sonuna erteledim!

Daha bitmedi…

Şu Kurban Bayramı tatilini de aradaki 2. 5 günü de tatil yaparak 9 güne çıkaralım!

Hay hay, Kurban Bayramı tatilini 9 güne çıkardım.

Ne ala memleket!

Medeni ülkelerde, gelişmiş ülkelerde bu tür konular konuşulmaz bile.

Gündeme dahi gelmez.

Böyle bir mantalite yoktur.

Yönetilenlerin aklına gelmez, yönetenler de “Tatili uzatarak vatandaşlara kıyak yapayım” diye düşünmez.

Genel tatil günleri bellidir, bunlar ne uzar ne kısalır.

 

Turizmcileri düşünelim derken…

Şu anlayışa bakar mısınız?

Okulların açılış tarihini erteleyelim, aileler daha fazla tatil yapsın, turizm işletmeleri para kazanıp zararlarını kapatsın!

Böyle bir mantık olabilir mi?

Böyle bir ekonomi anlayışı olabilir mi?

Koskoca bir ülkenin ekonomisi bu zihniyetle yönetilebilir mi?

Madem öyle…

Madem sadece turizm sektörünün ekonomiye katkısına odaklandık…

Başka kararlar da alsaydık.

*Adli tatili bayram sonuna kadar uzatsaydık da, avukatlar, hâkimler, savcılar daha fazla tatil yapsalardı, turizmciler daha fazla para kazansaydı.  

*İşverenlere, çalışanlarını bu dönemde 15 gün tatile göndermelerini zorunlu tutsaydık.

*Sağlık sektöründe çalışanların yasal izinlerine de 15’er gün ek yapılsaydı.

Olamaz mıydı yani?

“Okulları 15 gün geç açalım, turizm canlansın” gibi bir “düz vites zihniyeti”, yukarıdaki noktaları da gözden kaçırmamalıydı.

Profesör başbakanımız, gülücükler dağıtarak aziz ve muhterem halkımıza bu müjdeleri de verebilirdi.

Ne kadar büyük jest olurdu!

 

Turizmi kurtaralım derken…

Derin düşünen başbakanın, bu işte nasıl bir “ekonomik yarar” gördüğünü kimse anlayamıyor.

Okulların geç açılmasının, öğrencilerin 15 gün eksik eğitim almasının hiç mi “ekonomik değeri” yok?

Sonra, siz bir tarafı düzeltelim derken, diğer tarafı bozuyorsunuz.

Piyasanın dengesi altüst oluyor.

İşte siz okulların açılışını ertelediniz, kırtasiyeciler zor durumda, öğrenci servisi çekenler zor durumda, okullara yemek ve temizlik hizmeti verenler zor durumda!

Bunlar hiç düşünülmedi mi?

Geçenlerde bir kırtasiyeci dostumla konuşuyordum, dedi ki:

“Bizde en yoğun alışveriş, okullar açılmadan önceki günlerde yaşanır. Okullar açılmadan 15 gün içinde… Biz bütün hazırlıklarımızı okullar 14 Eylül’de açılacak diye planladık. Ona göre malzeme aldığımız toptancılara eylül sonuna, 30 Eylül’e çek verdik. Şimdi okullar 28 Eylül’de açılacak. Biz iki günde ne satacağız ki, bu çekleri ödeyelim?”

Haydi, buyurun bakalım!

Siz turizm işletmelerini kurtaralım derken, kırtasiyecilerin işini bozdunuz.

Öğrenci servisi çekenlerin, okullarda kantin ve büfe işletenlerin işlerini allak bullak ettiniz.

Okulların çevresindeki market ve kafelerin de işleri kesat!

Bu sektördekiler şimdi ne yapacak?

 

***

 

“Siyasetçi” olmak kolay, “devlet adamı” olmak zor!

Çektiğimiz sıkıntılar da hep bundan!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR