Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90’ncı yıldönümü ve bitmek tükenmek bilmeye

MAKALEYİ DİNLE

********
Sevgili okurlarım, bugünden itibaren sizlere “Avrupa Birliği” masalını anlatmaya çalışacağım.
Bu masal, tam 54 yıldır dillerde.
“Dediklerimizi yaparsanız, sizi Avrupa Birliği’ne alacağız” diye bizi avutuyorlar…
Bize “havuç” gösteriyorlar…
Ara sıra da, “Söylediklerimizi yapmazsanız, Avrupa Birliği’ni unutun” diye bizi tehdit ediyorlar.
Emperyalist devletler, hainliklerini AB aracılığıyla uygulamaya çalışıyorlar.
Şimdi bazılarınız, “Avrupa Birliği kötü bir şey mi? Bizi almak istiyorlar, ama bizde iş yok” diyecektir.
Ben bildiklerimi anlatayım, isteyen istediği gibi düşünmekte serbest!
**********
Sıkıcı bulacaksınız, ama bir özet vermeliyim.
Geçmişi bilmeden, bugünü anlamak mümkün değil.
Avrupa Birliği, AET adıyla Roma’da 25 Mart 1957’de altı üyeyle kuruldu.
Kuruluşundan iki yıl sonra, yani 1959’da önce Yunanistan, ardından Türkiye (31 Temmuz 1959) “üye olmak için” başvurdu.
Dikkat edin, biz üye olmak için başvuran sekizinci ülkeyiz.
Ne zaman başvurumuzu yapmışıyız?
Tam 54 yıl önce…
Sonra neler oldu?
1 Ocak 1973’te İngiltere, Danimarka ve İrlanda birliğe girdi ve birliğin üye sayısı 9 oldu.
Bizimle aynı tarihte başvuran Yunanistan ise 1981 yılında AB’ye kabul edildi.
Tam tamına 32 yıl önce…
1986 yılında İspanya ve Portekiz, 1995 yılında da Avusturya, İsveç ve Finlandiya AB’ye katıldı.
1 Mayıs 2004’te beşinci büyüme yaşandı.
Çek Cumhuriyeti, Slovenya, Estonya, Slovak Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Güney Kıbrıs ve Malta birliğe alındı.
2007’de Bulgaristan ve Romanya, AB üyesi oldu.
Ve nihayet 1 Temmuz 2013’te Hırvatistan’ın katılımıyla AB üye sayısı 28 oldu.
Tarih ve sayılara dikkat edin!
Bizim üyelik için başvurduğumuz tarihten bu yana 54 yıl geçmiş ve bizden sonra 21 ülke üyeliğe kabul edilmiş.
Biz, hep bekleme odasındayız…
Otur otur… Kalk kalk…
Bugün git, yarın gel!
54 yıldır kapılarında bekletiyorlar.
Bize “dilenci” muamelesi yapıyorlar.
Bizi resmen aşağılıyorlar…
İşin üzücü tarafı, bu süre içinde bir onurlu devlet adamımız çıkıp da “Bizimle dalga mı geçiyorsunuz?” deyip gereğini yapmıyor.
Alt tarafı bir birliğe kabul edilmek için 54 yıl kapı önünde bekletilerek aşağılanan başka bir ülke var mı, bilmiyorum.
Kıbrıs Rum’unun “dandik” devleti üye, Türkiye üye değil.
Üstelik, aldık alıyoruz diye yarım asrı aşkın süredir kapı dışında bekletiliyor.
********
Artık şunu görmeliyiz.
54 yıldır yaşadıklarımız, “bir ülkenin AB’ye alınma prosedürü” değil.
Bu yaşadıklarımız, Türkiye’yi “süründürme” ve Türkiye’yi “bölme” prosedürü…
Anlatacaklarımı dikkatle okursanız, bana hak vereceksiniz.
Avrupa Birliği’nin ülkemiz üzerindeki hainliklerini anlayabilmeniz için, bu birliğin Türkiye ile ilgili kararlarına bakmamız yeter.
“Karar” derken, Türkiye’den istenenler, Türkiye’ye dayatılanlar…
AB’nin taleplerini duyunca, Türkiye’nin bir “sömürge” olduğunu sanırsınız.
AB ülkeleri, acaba yüzyıllarca sömürdükleri ülkelerden böyle isteklerde bulunabilmiş midir?
İstekleri, hep “emir” ve “buyruk” şeklinde…
Yarın, AB’nin emir ve buyruklarını anlatacağım.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR