Sahte içki, sahte siyaset!..

MAKALEYİ DİNLE

Son günlerde “sahte içki” nedeniyle 30 kadar vatandaşımız öldü. Bu yüzden kör olacak, sakat kalacakların sayısını bilmiyoruz.

Kimileri; “Oh olsun kafirlere, içki içmek haram, içmeselerdi” diyebilirler!  Turistik mekanlarda “içki içiyorlar” diye, hiç tanımadıkları insanlara saldırabilirler!

Ama, ölenler birer “İNSAN” ve bu ülkenin yurttaşları.

Demokrasi kültürü gelişmiş, HUKUK DEVLETİ kimliği olan ülkelerde, vatandaşın başına gelebilen her türlü felaketten ülkeyi yönetenler sorumludurlar ve bu tür olaylar karşısında “Bu faciayı önleyemedik, sorumluluk bizim” diyerek İSTİFA ederler!

İşte, en son örnek; Romanya’da 32 kişinin öldüğü “Disko Faciası” sonucu Başbakan Viktor Ponta istifa etti!

Bizde, seçim öncesi Suruç ve Ankara’da yüzlerce insanımız öldü, hükümet edenler, hiç sıkılmadan ;  “Yönetim zafiyeti yoktur” dediler ve “İstifayı düşünüyor musunuz?” sorusuna güldüler!

Galiba haklıydılar!

Çünkü, halkımız bu faciayı önlemek üzere yeterli istihbarat yapılmadığı ve önlem alınmadığı için “sorumluları” cezalandırmadı, aksine ödüllendirdi! Demek, bizim ülkemizde “KORKUTMAK” pirim yapıyor!

İçki içilmesini önlemek en katı yönetimlerde bile mümkün olamamış! İçecek olan, ne yapar bulur, gizli de olsa içer. Fahiş fiyatla içki satanlar kazanır!

Bugün Türkiye’de sigara- içki üretimi ve ticareti yabancı şirketlerin elinde. Uluslar arası antlaşmalara göre, “ticareti engelleyemezsiniz!”

Engellerseniz, altına imza attığınız “Uluslar arası TAHKİM” devreye girer, altından kalkamayacağınız tazminat cezaları alırsınız!

Bu bir yana; içki satışını “sözde” engellemek isteyen AKP iktidarı, İngiltere eski Başbakanı Tony Blair’in bir mektubuyla İngiliz içki firmalarının vergi cezalarını affetmedi mi?

Öte yandan, içki ve sigara üzerinde yüzde 85’lere varan vergi alınıyor!

Bu koşularda “sahte içki üretimi ve satışı” ile “kaçak içki sigara” olayları önlenebilir mi?

Peki çözüm nedir?

İçki ve sigarada, “fahiş vergi yükü” olmasa, ne kaçağı kalır ne de sahtesi.

Ama AKP iktidarı bu fahiş vergiden vazgeçemez!

O vergilerle “imam maaşları” dahil olmak üzere, memur maaşları, borç faizleri ödenecek!

Son sözüm, “inancım gereği içkiye karşıyım” diyenlere;

Dinimizce “içki haramdır” doğru.

Neden haramdır? İnsan beynini uyuşturur, bedensel ve ruhsal zarar verir, insanı kötülüğe sürükler. Bu da doğru.

Peki, ya “UYUŞTURUCU?”

Kitapta onun için bir şey yazmıyor!

Bu ülkede, hayli geniş bir kesim uyuşturucu üretimi ve ticareti yapıyor! En dindar olduğu bilinen kişilerin, tarlalarında uyuşturucu kaynağı olan otlar üretiliyor! Kimisi yakalanıyor! Ama, uyuşturucu üretimi ve ticareti tüm hızıyla sürüyor ve birileri bu işten “haram-helal” demeden büyük paralar kazanıyor!

Ezcümle; ticaretimizde de, siyasetimizde de “İKİYÜZLÜLÜK ve SAHTEKARLIK” sürüp gidiyor!

İnancımız bu sahtekarlığa izin veriyor mu?

Vicdanlarınıza bir sorun lütfen!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR