Hayatın akışında mutluluk aramak…

MAKALEYİ DİNLE

Şöyle kendi kendimizi bir dinleyelim!
Hayatımız, değişik “ses” ve “görüntüler” arasında akıp gidiyor.
Duyuyoruz, görüyoruz…
Müdahale etmeye kalkıyoruz…
Başaramayıp, o akışa biz de kendimizi kaptırıyoruz.
Başkaları tarafından hazırlanan bir ortamda…
Başkaları tarafından planlanan olaylar içinde…
Bizim olmayan bir hayatı, ucundan köşesinden yaşamaya çalışıyorsunuz.
Rastladığımız “mutluluk kırıntılarıyla”, kendimizi avutuyoruz.
*******
Durup, insanları gözlediğiniz oluyor mu hiç?
Caddede yürüyenleri…
Pazar yerinde alışveriş yapanları…
Statta maç izleyenleri…
Lokantada yemek yiyenleri…
Kahvehanede çay içenleri…
Bankada işlem sırası bekleyenleri…
Çay bahçesinde güneşin altına oturup tembellik edenleri…
Elinden tuttuğu çocuğunu okula götürenleri…
Bir gözleyin!
Yüzlerine bakın!
Özellikle gözlerine…
Aslında gözler, her şeyi anlatır.
Duygularını yansıtır…
Sevicini, üzüntüsünü…
Mutluluğunu, mutsuzluğunu…
*******
Sokaklar “mutsuz yüzlerle” dolu.
Yürürken kulak kabartın, “öfkeli mırıldanmalar” duyarsınız.
TV kanallarında haberleri izlerken içiniz kararır.
*Suriye ile savaş hazırlıkları…
*PKK ve BDP’nin hainlikleri…
*Kürtaj kararını protesto eden kadınların coplanması ve kelepçelenerek gözaltına alınması…
*Uludere katliamı sorumlularının gizli tutulması…
*THY çalışanlarına grev yasağının getirilmesi…
*Memurlara yapılan komik maaş artışı…
*AKP yandaşlarına yargıda sağlanan avantajlar…
*Haklarını arayan üniversiteli gençlerin, derhal bir örgüte üye yapılıp hapse atılması…
*Silivri’de sahte delillerle, gizli tanıklarla söndürülen hayatlar…
*Türk Ordusu’na tasfiye ve zulüm uygulanması…
*Trafik kazasındaki ölümlerin her geçen gün artması…
*Kadınlara yönelik koca vahşeti…
*İşsiz öğretmenler…
*Boş gezen üniversite mezunları…
Özetlersek…
Terör saldırıları, gözaltına almalar, tutuklamalar, ölümler, haksızlıklar, baskılar, kayırmalar, yalanlar, dolanlar…
Ekonomik kriz, esnaf ve tüccarın perişan hali, protesto olan senetler, ödenmeyen çekler…
İşte bu “çirkin parçacıklar” içinde yaşam sürüyoruz.
Daha doğrusu yaşamaya gayret ediyoruz…
Böyle olayların içinde yaşayan insan, akşam eve mutlu gidebilir mi?
Sabahları mutlu uyanabilir mi?
Herhalde en doğrusu şu:
Yakaladığımız küçük mutluluklarla “mutlu” olmak…
O “an”ı iyi yaşamak…
Kaçırmamak…


Kerpe ve Gazanfer Evin’in feryadı
******
Önceki akşam Gazanfer Evin aradı.
Kerpe’den…
Kerpe, biliyorsunuz Kandıra’nın denize en yakın sahili.
İlçe merkezine 10 kilometre…
Üstelik Karadeniz’in denize girilecek en güzel yeri.
Sesi iyi gelmiyordu.
Belli ki,Kerpe’de iyi gitmeyen şeyler vardı ve bunu bana aktarmak istiyordu.
Ne olsa biz de 30 yıllık Kerpeli’yiz...
Dediği şu:
“Hani Kerpe’nin tek kumsalı var ya. İşte yağmur sularını bu kumsalda toplayıp, buradan denize vereceklermiş. İki çarpı iki ebadında açık kanalları yapıp kumsala bağladılar. Anlayacağınız, bundan sonra her yağmurdan sonra sahildeki kum biraz daha azalacak, zamanla kaybolup gidecek.”
Gazanfer Evin’in söylediği önemli bir konu…
Kerpe’nin avuç içi kadar kumsalı var, orası da yanlış projeye feda edilirse, iş kötü.
Kerpe’ye gidenler, şöyle uzanıp güneşleyecekleri kum bulamayacaklar.
Aslında Kandıra sahillerinden başka şikayetler de geliyor.
En iyisi, uygun bir zamanda gidip dolaşmak…
Bakalım ne zaman fırsat bulacağız.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR