"Hz. Peygamber (S.A.V.) ve Birlikte Yaşama Ahlakı ve Hukuku"

MAKALEYİ DİNLE

Başlık sanırım birçoğunuza tanıdık gelmiştir.

Evet, bu sene kutlu doğum haftası etkinlikleri kapsamında Diyanet İşleri Başkanlığı'nın belirlediği tema, yazımızın başlığını içeriyor.

Özellikle günümüz açısından oldukça anlamlı...

Zira gerek Türkiye'de gerekse diğer Müslüman ülkelerde bu konuda ciddi problemler yaşandığı bir gerçek.

Ve bu gerçeğin en acı veren yönü, birlikte yaşama ahlakı ve hukuku konusunda örnek model getirmiş bir dinin ve örnek model oluşturmuş bir Peygamber'in (S.A.V.) ümmetinin bugün bu konuda problem yaşıyor olması...

Söz konusu problemin ciddiyetini görmek için bahsi geçen ahlak ve hukukun prensiplerini tekrar hatırlayalım:

Ne getirmişti İslam?

Birlikte yaşama ahlak ve hukukunun aynı değerleri paylaşan insanlar için öncelikle "kardeşlik" hukukuna dayanması gerektiği ilkesini (Hucurat, 10).

Aynı değerleri paylaşmaya vesile olan iman birliğinin oluşturduğu kardeşlik hukuku içinde bir kardeşin bir diğer kardeşinin malına, canına, izzetine ve iffetine zarar vermesi mümkün müdür? 

Kardeşin kardeşe düşman kesildiği günümüzde bunu anlamak zor tabii...

Biz devam edelim...

Birlikte yaşamanın en önemli engeli tarih boyunca "farklılıklar" olarak karşımıza çıkar.

Farklılıkların bir engel olmadığını, tam tersi "tanışmamız" için Allah (C.C.) tarafından birer ayet olarak yaratıldığını vurgulayan İslam (Hucurat, 13), farklılıkların ayrışma değil kaynaşma vesilesi olması gerektiğinin de altını çizer.

Peki, bu nasıl olacak?

"Hayırda yarışarak" (Bakara, 148).

Rekabetin sebebini "hayır" olarak belirlediğinizde farklılıklar ayrışma vesilesi mi yoksa bütünleşme vesilesi mi olur?

Birbirimizin farklılıklarını aynı amaç doğrultusunda birleştirmeye ve bu farklılıklar ile her birimizin kendini geliştirmesine zemin teşkil etmez mi?

Eder ve etmiştir.

Teşkil ettiğinin en güzel örneklerini tarihimiz bize veriyor.

Bununla da bitmiyor...

İslam tüm Müslümanların sadece kendilerinden değil,  toplumdan da sorumlu oldukları prensibini de getirerek bu prensibi zekat gibi müesseselerle bir yükümlülük haline de getirmiştir.

Yani her birimiz birbirimizin derdi ve sıkıntısını gözetmek ve elimizden geldiği kadar çözmekle de mükellefiz.

Bu temel prensipler etrafında birleşmiş bir toplumun "ben"den "biz"e dönebilmesi şaşırtıcı olur mu?

Birlikte yaşama ahlakını ve hukukunun temelinde bundan daha anlamlı hangi istek yer alabilir?

İşte bugün temel meselemiz de aslında bu...

Birbirimizden ne kadar farklı olduğumuzu anlatarak "biz" olabileceğimizi sanıyoruz.

"Biz"i "ben" uğruna yıkarak bunu başarabilen bir toplum henüz mevcut olmamış...

Ve olamaz...

Birlikte yaşamak mı istiyorsunuz?

Önce "biz" olmayı hatırlayacaksınız...

Aksi halde İslam'ın prensipleri size hiçbirşey anlatamaz...

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR