Kutlanamayan Bayram; Kabotaj Bayramı…

MAKALEYİ DİNLE

“Ulaşım Politikası” ve “ulaşım tercihi”, bir ülke ekonomisi için çok büyük öneme sahiptir.

Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde, “normal koşullarda” en büyük ulaşım tercihinin DENİZYOLU ulaşımı olması gerekir. Oysa, ülkemizde insan ve yük taşımacılığının yüzde 93 gibi büyük bir kısmı KARAYOLU ile yapılmaktadır.

Denizyolu taşımacılığının “KİMLER” tarafından yapıldığı da ayrı bir önem arzeder. Osmanlı döneminde İstanbul ve çevresinde yolcu taşımacılığı işini üstlenen “Şirket-i Hayriye”, Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyince, tüm vergi gelirlerine ve önemli üretim kaynaklarına el koyan “Duyun-u Umumiye İdaresi” tarafından yabancı bir şirkete devredilmişti. Limanlarımız arasındaki yük ve yolcu taşıma işi yabancıların elindeydi. “LOZAN Antlaşması” ile bu hak, Türk gemilerine bırakıldı. 1 Temmuz 1926’da ise, TBMM’de çıkarılan yasa ile, “KABOTAJ HAKKI” yani “Türk limanları arasındaki yolcu ve yük taşıma hakkı”  resmen Türk gemilerine ait oldu.

1926 yılında, Marmara ve Karadeniz’de “tarifeli yolcu taşıma” işi yapılıyordu. Benim çocukluk yıllarımda İzmit-İstanbul arasında yolcu vapuru çalışırdı.

1950’den sonra denizyolu ulaşımı, tıpkı DEMİRYOLU ulaşımı gibi yok sayıldı!.. Dünyanın yeni egemeni ABD ve Türkiye’ye gönderdiği “sözde uzmanları” KARAYOLU ulaşımını dayatıyorlardı! Çünkü, ABD’li otomotiv şirketleri bize otomobil, kamyon, otobüs ve yedek parça satacaktı!

1958 Üsküdar Faciası, zamanın siyasal iktidarı Demokrat Parti’nin, deniz ulaşımını bitirme siyasetinin bir sonucudur! Facia öncesi gerek İzmit’te gerekse ülke ölçeğinde yayınlanan gazetelerde haber ve makale olarak; “Körfez’de çalışan vapurların yetersiz olduğu ve fazla yolcu taşıma yüzünden her an bir felaket olabileceği” defalarca yazılmıştı.

 

Neden Deniz Ulaşımı?

Bilimsel olarak belirlenmiştir ki; Deniz ulaşımı en ucuz ulaşım tercihidir. Yol yapım ve bakım giderleri yoktur! Daha fazla yük ve insanı, “daha güvenli”  taşıma olanağı vardır.

Üstelik, Türkiye’nin üç tarafı denizle çevrilidir.

Komşumuz Yunanistan, özellikle turistik deniz seyahatleriyle çok büyük gelir sağlamaktadır. Gazetelerde Ege, Akdeniz ve Adriyatik’te düzenlenen gezilerin reklamları dikkatinizi çekmiş olmalı.

 

Kabotaj Hakkı’nı Kullanıyor muyuz?

Bu soruya “evet” demeyi çok isterdim. Türkiye, “yük taşımacılığı” alanında -çok yeterli olmasa da- varlık gösteriyor. Ancak; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı pek çok armatör ve şirketin gemileri “yabancı bayrak taşıyor!” O büyük yatırımların sahipleri, ulusal ve uluslararası deniz ticaretinde kazandıkları paradan bu devlete vergi vermek istemiyorlar! AKP iktidarı, çiftçiye pahalı mazot satarken, YAT sahiplerine düşün fiyatla mazot veriyor, yani vergi almıyor ama pek çok yatta yabancı ülke bayrakları dalgalanıyor!

Karasularımızda yolcu taşıma işi son derece güdüktür.

Somut bir örnek verelim; “Yüksek Hızlı Tren getiriyoruz” diye Adapazarı-Haydarpaşa Banliyö hattı üç yıl kullanılamadı. Bu iş başlarken; “İzmit-İstanbul arasında Deniz Otobüsü seferleri başlatın” diye yazmıştım. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi yeni otobüsler alarak, karayolu ile ulaşımı tercih etti! Demiryolu ile ulaşım tercihi ve alışkanlığı içinde olan binlerce insan, zorunlu olarak karayoluna yöneldi. Şimdi, İzmit-İstanbul karayolu tam bir “çile yolu” oldu.

 

Bugün, 1 Temmuz Kabotaj Bayramı!

Oysa, limanlarımızı yabancı gemiler ziyaret ediyor!

Karadeniz’de, Ege’de, Akdeniz’de yolcu taşıyan büyük gemilerimiz yok. Karayollarında her yıl 6-7 bin insanımız ölüyor. Milyarlarca lira ulusal servetimiz yok oluyor. Yol ve köprü yapımları ile “Küresel otomotiv şirketlerini sevindiriyoruz.”

Kabotaj Bayramı’nın hiçbir anlamı kalmamış! Halkın büyük kesimi de zaten işin farkında değil!

Bu ülkedeki en büyük soygun ve ihanet, ulaşım siyasetinden kaynaklanıyor. Farkında mısınız?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



YÜKLENİYOR