Spor analiz

MAKALEYİ DİNLE

Toplumumuzun spora bakış açısını dünden günümüze değerlendirdiğimde, maalesef ülkem adına kocaman bir fiyasko çıkıyor karşımıza.

Bu benim şahsi bakış açım. Çünkü spor hangi branş olursa olsun, bireyin ilgisi ve bilgisi dahilinde yapılabilmeli ki, spora gönül verenler bireyden topluma taraftarıyla, sporcusuyla, yönetimleriyle (taban birlikleriyle) hizmet eden, etmeyen tüm ülke bu konuda keyif alsınlar, mutlu olsunlar.

Kazandıkları maddi manevi şampiyonluklar, kupalar analar analarının ak sütü gibi helal olsun onlara.

Bu bağlamda helal haram kavramları inancımız gereği çok ama çok önemli olmasına rağmen, maalesef hiç de arzu edilen yerde değiliz.

Spor dahil hayatımızın her evresinde alt yapının öneminden bahseder ama haram kazancın kul hakkı olduğunu biliriz, yine de bile bile es geçeriz.

Aslında esas alt yapının hakkaniyet olduğunu menfaat adına unutuveririz. Maddi çıkarlar ön planda yerini aldı mı, nefsimize tutsak olur, haram yeriz.

Doğumdan ölüme, insanlığın vazgeçmemesi gereken “ahlak”lı bireyler olma konusunda maalesef inanç zaafiyeti içersinde olduğumuzu düşünüyorum.

Söylemlerimizle önce ahlak ve çok çalışmak olduğunu yineliyor, eylemlerimize gelince, şeytanın oyuncağı oluyoruz.

Her türlü alt yapıya önem verdik diyelim, o imkanları kullanacak insan profilinden herhalde haberdarız. Yeni yapılmış hizmete hazır tesisler, müsabaka sonrası paramparça. Neticede şu kadar meblağ zarar yapıp, kulübüne fatura etmek taraftarlık değildir.

Sporculara gelince, yaptıkları sporun teoride ve pratikte çok noksanları olduğunu biliyoruz. Şöyle ki, Trabzonspor’un şimdiki teknik direktörü Hami Mandıralı, bir müsabakada endirekt atışı direkt kaleye vurmuş, top filelerle buluşunca sporcular, yöneticiler ve taraftarlar adeta sevgi yumağı oluşturmuşlardı. Ama kural golü geçersiz sayıyordu. Hakem de öyle yaptı. Bunun üzerine fanatikler hakeme neler yaptı tahmin ediyorsunuzdur herhalde, buraya yazıp ağzınızın tadını bozmak istemiyorum.

Özellikle şunu iyi bilmeliyiz, sporun bir oyun olduğunu, kazanan ve kaybedenin yanında puanların paylaşıldığı beraberliklerin de kaçınılmaz olduğunu ama sporun insan sağlığı, birlik ve beraberliğin olmazsa olmaz gerçeğine artık inanmak ve yaşamak zorundayız.

Gidişat her gün daha da kötüye gidiyor maalesef. Önlemek şart. O da öncelikle bireylerin eğitimi olmalı. Birinci madde Allah korkusu, helal haram kavramlarına sadakat olmalı. Bu kafayla taraftarlara şirin görünme adına kulüpleri milyon dolarlar borca sokan başkanlarla bir yere gidemeyiz. Bu bağlamda rahmetli Necip Fazıl Kısakürek şöyle sesleniyor topluma:

“Hasis sarraf, kendine yeni bir kese diktir,

Ahirette geçer akçe neyse onu biriktir.”

Yazımın netice içerikli olmadığını anlayabilir okuyucularım. Netice skor olarak yukarıda ifade etmeye çalıştığım manada gerçek alt yapının semeresini umarım önümüzdeki yıllarda görürüz.

Maddi kazanç değil, bizimki bu kubbede hoş bir seda bırakabilmek. İnancım o ki, spor hayatımızın her evresinde, özellikle gençlik çağının bu güzel günlerinde kurallara uyan, centilmenliği öncelik sayan, rakiplerine, müsabakayı yöneten hakemlere saygı duyan, taraftarlara karşı önyargılı olmayan camialar olmayı arzuluyorum.

Böyle duygularla bu heyecana heyecan katan tribün şovlarına ihtiyacımız var. Yaşam kalitemize katkı sağlayacağına inandığım duygularla spora gönül veren tüm canlara en içten sevgi ve saygılarımı sunuyor, başarılı, spor dolu, sağlıklı yarınlar diliyorum.

Kalın sağlıcakla.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Yılmaz Kırlı - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR