“1 NUMARA” da Tüysüzler’ e para vermiş… Neden acaba?

MAKALEYİ DİNLE

 

           

Günlerdir “tefeci-kuyumcular” ı yazıyorum…

Bu vurgunu, bu sorunu en iyi dile getiren gazete biziz.

Olup biteni bütün çıplaklığıyla yazıyoruz.

Yayınlarımız büyük takdir görüyor.

Her gün onlarca kişi telefon edip yayınlarımız nedeniyle bizi kutluyor.

“Allah razı olsun, ancak sizin sayenizde olup biteni öğrenebiliyoruz” diyorlar.

Mağdurlar telefon ediyor…

Gerçek kuyumcular arıyor…

Özellikle, “Bu piyasa, tefeci-kuyumculardan temizlenmeli” çağrımız büyük yankı buldu.

Yaşamlarını sadece altın alım satımı ile kazanan dürüst “gerçek kuyumcular”, mesaj çekerek “piyasanın temizlendiği günü” iple çektiklerini söylüyorlar.

                                                                             

 **********************************************************************************

 

“1 NUMARA”yı herkes biliyor

                                               *********

“Tefeci-kuyumcular”ı yazarken sık sık “1 NUMARA” dan söz ediyorum.

Kimse de telefon açıp “Tanzer Bey, kim bu 1 NUMARA?” diye sormuyor.

Çünkü herkes, “tefeci-kuyumcuların 1 NUMARA” sını çok iyi tanıyor.

“2 NUMARA” olan Tüysüzler kaçtı gitti, onlar hâlâ ellerini kollarını sallaya sallaya dolaşıyorlar.

Diyeceksiniz ki, “1 NUMARA ile 2 NUMARA arasında ne kadar fark var?”

Beşle çarpın!

“1 NUMARA”, “2 NUMARA” nın beş katıdır.

Yalnız duyduğuma göre, araları çok iyiymiş.

Hatta 1 NUMARA; “Batmasın, ortadan kaybolmasın, batıp kaçar giderse ben de sıkıntıya girerim” diye Tüysüzler’ e yüklüce para vermiş.

Ne kadar mı?

Epeyce yüklü…

Böylesi de ilk görülüyor.

İkisi de tefeci…

“Büyük tefeci”, kendisinden bir gömlek küçük tefeciye, “İflas ederse zarar görürüm” düşüncesiyle destek çıkıyor.

Ama olan oldu, 1 NUMARA’ nın paracıkları da uçup gitti.

                                                                                              *******

Madem başladık, devam edelim.

1 NUMARA, gönlünü biraz ferah tutsun.

Tüysüzler’ e para kaptıran “tefeci olmayan kuyumcular” da var.

Yani sadece kuyumculuk yapan…

“Nasıl olur?” diyeceksiniz.

Bal gibi oluyor işte!

Tüysüzler, “paraya o kadar güzel para” veriyorlarmış ki, sağda solda biraz parası olan kuyumculardan bazıları da götürüp parasını teslim ediyormuş.

“Paraya ne para veriyorlarmış, kâr payı ne kadarmış?” diyeceksiniz.

100 bin liraya her ay 6 bin lira…

Böyle kazanç nerede var?

“Tefeci-kuyumcu” ya para kaptıran “kuyumcu” sayısı çok mu?

Çok… İnanamazsınız.

  

 

Yakalanmaları an meselesi

                                               *********

Dün emniyet kaynaklarından öğrendim.

Tüysüzler’ in yakalanmaları “an” meselesiymiş.

İz sürmenin sonuna gelinmiş, konumları tespit edilmiş.

“Eli kulağında…” derler ya, ama bu saat, ama bir saat sonra.

                                                               *******

Telefon açıp soruyorlar:

Yakalama izni yokmuş… Bazı gazeteler böyle yazıyormuş…

Var, ilk şikâyetin yapıldığı 27 Haziran tarihinden beri var.

Tüysüz kardeşlerin yakalanması için 27 Haziran’da tüm illere ve sınır kapılarına talimat çekildi.

Yurt dışına çıkışları yok, yurt içindeler.

 

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

 

Otobüs ve minibüsçüler haklı…

                                                               *********

Sevgili okurlarım, konunun bu noktaya geleceği belliydi.

Dünkü manşet haberimizi görmüşsünüzdür…

Polis, “65 yaş üstü ücretsiz taşıma” tartışması sonunda, taşıma kooperatifinin iki yöneticisini tartaklayıp tekmeledi.

Alışmadığımız bir görüntü.

Çirkin mi çirkin…

Sanıyorum, o polis, o anın öfkesine kapılarak o hatayı yaptı.

Şimdi pişmandır, üzgündür…

Keşke, bu “tekmeleme” olayı hiç yaşanmasaydı.

                                                               *******

Bugünlere nasıl gelindi?

Daha önce de iki kez yazmıştım.

Yine aynı görüşteyim.

Devlet bir yasa çıkarıyor, diyor ki, “65 yaş üstündeki vatandaşları şehir içinde bedava taşıyacaksınız…”

Ulaşımı özelleştirilmeyen kentlerde bir sorun yok.

Ancak sorun, Kocaeli gibi ulaşımı “kısmen özelleştirilmiş” kentlerde…

Şehrimizde, belediye otobüsleri, 65 yaş üstündeki vatandaşlardan para almıyor.

“Halk otobüsü” dediğimiz taşıma araçları ve minibüsler ise ücretini istiyor.

Yasa, “Almayacaksın, bedava taşıyacaksın” diyor, ama otobüs ve minibüsçüler bunu kabul etmiyor.

Bence minibüsçü ve otobüsçüler yerden göğe kadar haklı.

Yasa çıkarılmış, ancak çıkarılan yasanın “adalet”i yok.

Sen bir kişiye, bir firmaya, bir kooperatife bedelini ödemediğin hizmeti nasıl yaptırırsın?

Bedava taşıyacaksın, para almayacaksın!

Ne münasebet!

Böyle bir uygulama, kafadan Anayasa’ya aykırı.

“Angarya” maddesinden…

Minibüs ve otobüsçülerin; lokantacıdan, berberden, kahvehane işleticisinden farkı ne Allah aşkına!

65 yaş üstündekiler; minibüs ve otobüse binince para vermeyecekse, lokantaya gidip bedava yemek yesin, berbere gidip bedava tıraş olsun, kahvehaneye gidip bedava çay içsin!

Öyle ya, minibüs ve otobüsçülerin günahı ne?

Yanlış bir yasa, yanlış bir uygulama…

Ya yasa değiştirilmeli, ya da 65 yaş üstündekiler bedava taşınacaksa, bunun bedelini devlet otobüs ve minibüs sahiplerine ödemeli!

 

 

 

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR