Unutkanlık!..

MAKALEYİ DİNLE

Bugün, 21 Eylül, “Dünya Alzheimer Günü.”

“Alzheimer” unutkanlık ve sosyal yaşamdan kopma hastalığı. Biz bu hastalığa kısaca “bunama” diyoruz.

Peki, neden yabancı bir dilde anıyoruz? Çünkü, bu hastalığın “nedenleri, önlemleri ve tedavisi” konusunda ilk kez görüş ve buluş ortaya koyan Alois Alzheimer adlı bir İngiliz Psikiyatr. Yani Ruh Bilim uzmanı.

Unutkanlıkla başlayan ve “bunama” ile noktalanan bu hastalığın

nedenleri arasında; kalıtsal faktörler, beyinde protein birikimi (beyin hücrelerinin ölümü), sinirsel sistemin bozulması ve çeşitli zehirli maddeler gösteriliyor.

Belirtileri ise şöyle sıralanıyor; günlük yaşamı etkileyecek kadar unutkanlık, gündelik işleri yapamama, tarihleri ve bilinen yolları hatırlayamama, çok basit konularda bile karar vermede zorluk, hesap yapamama, pratik düşünmede zorluk, eşyaların yerini karıştırmak, davranışlarda ve ruh halinde değişiklik, karakter özelliklerinin değişmesi, insanları suçlama, sorumluluk sahibi olmaktan kaçınma.

Bu hastalık, dünyada hızla yayılıyor. Dünya’da 20 milyonun üstünde insan bu hastalığın pençesinde. Ülkemizde ise 300 binin üzerinde Alzheimer ya da “Bunama” hastası var.

Hastalık, 50-55 yaş üstünde başlıyor, 65 yaş üstünde ise her 15 kişiden birinde görülüyor!

Yine, tıp ve ruhbilim uzmanları açıklıyorlar ki; bu hastalığın temelinde anne karnından başlayan ve yaşam sürecinde karşılaşılan sorunların rolü büyük;

  • Anne adayı yoksulsa, iyi (sağlıklı ve dengeli) beslenemiyorsa, karnındaki çocuk ilk darbeyi yiyor!
  • İlk 2 yılda anne sütü ile beslenen bebeğin beyinsel gelişimi ile anne sütünden yoksun kalan bebeğin beyinsel gelişimi aynı olmuyor!
  • Ailenin ekonomik, eğitim-kültür düzeyi, sosyal yaşam çevresi, çocuğun eğitim gördüğü okulların kalitesi de bir başka etken.
  • Bir insanın, “nitelikli bir meslek sahibi” olabilmesi, yaşamını kimseye boyun eğmeden sürdürebilmesi, sosyal ve kültürel  yaşama katılabilmesi, ileri yaşlarda “yaşam kaygısı” duymadan ve günlük yaşamda aktif olabilmesi de bu hastalığa karşı korunmada önemli bir etken.

İnsan, yaşadığı aile ve toplum içinde “artık bir işe yaramıyorum” duygusuna girdiği anda çöküyor! Beyin hücrelerinde paslanma ve tükenme hızlanıyor.

Yaşlı, emekli insanlarımız da “kaliteli bir yaşam” hakkına sahip olabilmeli. Bunun için, “hobi olanakları” olmalı. Beyin sürekli çalışmalı. Meşgul olacağı, “işe yarıyorum” diyebileceği bir uğraşı olmalı. Kitap okumalı ya da kitap okuma toplantılarına katılmalı. Bulmaca çözmeli. Ailesiyle ilgili görüş ve kararlara katılmalı.

Ailesinde yaşı ilerlemiş büyükleri olanlar bir gün kendilerinin de yaşlanacağını unutmamalı.

Bu konuda “SOSYAL DEVLET’e” düşen önemli görevler de var!

Ama, henüz beyin hücreleri tükenmemiş, Sosyal Devlet’in ne olduğunu bilen ve günümüz Türkiye’sinde Sosyal Devlet’i elde fener arayanlar da var!..

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR