Türkiye’nin Mısır ve Suriye’den başka derdi yok mu?

MAKALEYİ DİNLE

Dikkat ediyor musunuz?
Türkiye’yi yönetenler…
Türkiye’yi yönetmekten sorumlu olanlar…
Türkiye’nin dertleriyle ilgilenmeyi bıraktılar…
“Mısır ve Suriye” ile yatıp, “Mısır ve Suriye” ile kalkıyorlar.
Türkiye’nin Mısır ve Suriye’den başka derdi yok mu?
Ekonomi cayır cayır yanıyor.
*Benzin, 5 lira…
*Dolar, 2 lirayı gördü…
*Borsa, tepetaklak…
*İcra dairelerinde dosyaları koyacak yer yok.
*Batan şirketlerin ve kapanan işyerlerinin sayısı her geçen gün artıyor.
*İç ve dış borçlarımız nedeniyle “siyasi bağımsızlığımız” ipotek altına alınmış.
*”Sıcak para” elimizi kolumuzu bağlamış.
Ya ulusal güvenliğimiz ve toprak bütünlüğümüz?
*Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kurulduğundan bu yana hiçbir dönemde, “parçalanma, birlik ve beraberliğini kaybetme” tehlikesiyle bu kadar karşı karşıya kalmamıştı.
*Yönetim, memleketteki hainleri “kahraman” ilan etti, kahramanları ise cezaevine tıktı.
*Bölücü terör örgütü PKK, Güneydoğu Anadolu’nun pek çok yerinde, “fiili durum” ilan etti. PKK’nın polis gücü yol kontrolü yapıyor, ama devleti yönetenler, olup bitenlere “açılım aşkına” ses çıkarmıyorlar.
*”Komşularımızla sıfır sorun” politikasıyla yola çıktılar, bugün “küs olmadığımız” ve “kavga etmediğimiz” bir tek komşumuz kalmadı.
*Açılım dediler, barış dediler, memleketi perişan ettiler.
********
İşte memleketimiz bu haldeyken…
İşte affedersiniz bizim evi bok götürürken…
Ülkemizin sorunlarını çözmek sorumluluğunu taşıyanlar…
Sabah akşam Suriye ve Mısır’ın sorunlarıyla ilgileniyorlar.
Sadece onlar değil, onların güdümündeki medya da…
Açın televizyonları…
Tüm programlar Mısır ve Suriye üzerine.
Konuşuyorlar da konuşuyorlar…
Bakıyorum da, dünün zibidileri, bugünün “Suriye ve Mısır uzmanı” kesilmiş.
Hamasi sözler…
Yüzeysel yaklaşımlar…
Batı’ya yüklenmeler…
ABD, İsrail ve Birleşmiş Milletler’ e posta koymalar…
“Demokrasi havarisi” kesilmeler…
Baştan sona, sokak ağzı…
Tamam, Mısır ve Suriye’de yaşananlar önemli olaylar.
Ama bu kadar da olmaz ki!
Her işe “burun sokmak”, üstümüze görev mi?
Bakın, yeri gelmişken bir şey söyleyeyim.
Bugün Mısır ve Suriye’de kan gövdeyi götürüyorsa, bunda AKP iktidarının “vebali” vardır.
Sadece Suriye ve Mısır değil, buna Libya, Irak, Tunus, Filistin ve Lübnan’ı da ekleyin!
Önce emperyalist Batı ile bir olup “Arap baharı”nı başlattılar, sonra bahar “kış” oldu.
Kıvılcım, ateşe dönüştü…
Ortalığı yakıp kavuruyor…
Sonra ne yaptı Batı?
Türkiye’yi “sap gibi” ortada bırakıverdi.
Türkiye, “komşusuna tokat atan taşeron” durumuna düştü.
İran’la küsüz…
Irak’la küsüz…
Suriye ile küsüz…
Şimdi bunlara Mısır da eklendi.
Aramızın iyi olduğu bir tek komşumuz var mı, söyleyin Allah aşkına!
Sonra…
Güvendiğimiz dağlara kar yağdı…
Ne oldu Suudi Arabistan, Katar ve Arap Birliği?
Bunların, ABD’nin “piyonu” olduğunu dünya âlem biliyor da, biz mi bilmiyoruz?
Biz bu kadar “vizyon fakiri” miyiz?
Siz, şimdiye kadar Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, Arap Birliği’nin, Afrika Birliği’nin ABD’nin emrinden çıktığını gördünüz mü?
Suudi Arabistan ne yapıyorsa, ABD’nin talimatıyla yapıyor.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şimdiye kadar Suudi Arabistan ve Katar’da “büyük ilgiyle” karşılanmışsa, bunu “Müslüman kardeş” olmalarına değil, ABD’ye borçludurlar.
Şimdiye kadar pek çok örneğini gördük…
ABD, çıkarı bulunmayan bir ülkeye “selam dahi” vermez.
Çıkarı varsa, bir başkanı, bir başbakanı göklere çıkarır, alacağını alamazsa veya alacağını aldıktan sonra, bırakıverir.
Onun için “kişi” ve “rejimin biçimi” önemli değildir.
Önemli olan sadece “çıkar”dır.
“Hani Mısır’a demokrasi gelecekti…” diye dövünüp durun.
Ne demokrasisi?
“Hani ortaya sandık koyduk, Mursi seçildi ya…”
Mursi, dün ABD’nin işine geliyordu, bugün gelmiyor.
ABD, “ılımlı İslam” istiyor.
Mursi’nin “Müslüman Kardeşler”i, iyice radikalleşti.
Kontrolden çıktı…
ABD, “söz tutacağını” söyleyip de “söz tutmayanı” sevmez.
*********
ABD’nin sevmediğini, Başbakan Erdoğan ve “takipçilerinin” neden çok sevdiğini pek anlayabilmiş değilim.
Sevilecek nesi var Mursi’nin?
Şunun şurasında kısa bir süre iktidarda kaldı.
CHP’li Hüseyin Aygün, Mursi’nin yaptıklarını sıralamış ve basına göndermiş.
Bazıları şöyle:
*Hükümeti kurar kurmaz, kadınların denize girmesini yasakladı.
*Kız çocuklarının 9 yaşında evlenmelerini yasallaştırmaya çalıştı.
*Ölen eşin cesediyle 8 saat cinsel ilişkiye girme hakkını anayasaya koymaya çalıştı.
*Kadınların pazarlardan muz almasını yasakladı.
Böyle biri, sizce peşinden gidilmesi gereken biri mi?
********
Başbakan Erdoğan’ın, önceki akşam Trabzon ve Rize’de yaptığı konuşmaları izlediniz mi?
Mısır’la başladı, Suriye ile bitirdi.
Arada sözü Türkiye’ye getirdi.
“İnşallah bizim ülkemizin meydanları ikinci Tahrir olmayacak. Edeviyye olacak, Rabia olacak, Mansuriye olacak, demokrasinin egemen olduğu meydanlar olacak…”
Allah Allah!
Şimdi bu söz ne demek?
Böyle şeyler durup dururken söylenmez.
Erdoğan’ı panik içinde gördüm.
Sanki milletin, “kendisine sahip çıkması gerektiği” mesajını veriyordu.
“İnşallah bizim ülkemizin meydanları ikinci Tahrir olmayacak” ne demek?
“Benim karşımda olanlar, beni düşürmek isteyenler Tahrir gibi meydanları dolduramayacak” demek…
“Meydanlar Edeviyye, Rabia, Mansuriye olacak” demek ise…
“Bana sahip çıkanlar meydanları dolduracak” anlamını taşıyor.
Size söyleyeyim…
Başbakan’ın bu panik hali, hayra alamet değil!
**********
Biliyorum…
Böyle bir yazı, pazar gününe hiç gitmedi.
Ama neylersiniz ki, gelişen olaylar, millete ve biz gazetecilere pazar mazar bırakmadı.
Yine de sizlere iyi pazarlar diliyorum!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR