Bizans döneminde paralara resmi basılan balık, palamut…

MAKALEYİ DİNLE

Balıkla aranız nasıl?
Ya palamutla?
Diyeceksiniz ki, “Palamut da balık mı?”
Değil de, lüferi bul da ye!
Geçti o günler…
Lüferin işini bitirdik.
Sizlere ömür…
Çıktı çıkıyor derken, çıkan üç beş taneyi de balık lokantaları kapıyor.
Çoğu gün, balıkçı tezgâhlarında lüfer bulamıyorsunuz.
Bulsanız bile fiyatı 35-40 liradan aşağı değil.
Yiyebilirsen ye!
Eskiden öyle miydi ya…
Bazı yıllar, lüfer palamuttan daha fazla çıkardı.
“Artık büyüdü, “kofana” da yiyelim” derdik.
Tezgahlarda “minekop” bile bulunurdu.
Şimdi İstanbul’un çok lüks balık lokantalarında belki…
Çare yok, balık severler olarak “palamut”a talim edeceğiz.
İster ye, ister yeme!
İster beğen, ister beğenme!
*******
Palamut, bizim coğrafyanın en “bereketli” balığı…
Asırlardır bu böyle!
Bolluğu ve yemek açısından önemi nedeniyle, Bizans döneminde “resmi” paraların üstüne basılmış.
Coğrafyacı Strabon…
Yıllar önce, Boğaz’da sürüler halinde gezen palamutları anlatırken, elle bile tutulabildiğini yazar.
Şimdi de bol, ama demek, eskiden “zebil”miş.
70’li yıllardan hatırlarım…
Bazen o kadar bol çıkardı ki, kasalara bile konmaz, balık pazarının ortasına branda yayılır, üstüne dökülürdü.
Fakir fukara balığıydı…
Lüfer varken kimse, palamudun yüzüne bakmazdı.
Şimdi öyle mi ya…
Balığın kralı oldu çıktı.
Izgarası, tavası, pilakisi…
Yahnisi, köftesi, lakerdası…
Haşlaması, buğulaması…
Hatta torik kafasının çorbası…
*******
Bu balık, Türk dili açısından bile “bir zenginlik”…
Vonoz…
Çingene palamudu…
Palamut…
Torik…
Zindandelen…
Sivri…
Altıparmak…
Peçuta…
Hepsi bir tek balık için yapılan isimlendirme.
En küçüğünden en büyüğüne…
Palamut, sadece bizim balığımız değildir.
Su sıcaklığı 12-27 derece olan tüm denizlerde yaşar.
İspanyol ve İtalyanlar, palamuda “bonito” derler.
Yunanlılar ise “palamida”…
Romen dilinde ise “pelamide” dir.
*******
Biraz daha bilgi vereyim.
Bugünlerde soframızdan eksik olmayan palamutla ilgili “cahilliğimiz” azalsın.
Ben de yeni öğrendim…
Palamut, yıllık balık değilmiş.
Ömürleri, 9 yıl kadarmış.
90 santim boya ve 10 kilo ağırlığa erişebiliyormuş.
Palamutlar, iki yılın sonunda “torik” büyüklüğüne ulaşıyormuş.
Ve cinsel olgunluğa…
Bir dişi, 500 bin ila 2 milyon adet yumurta dökebiliyormuş.
Fakaaat…
İşin bir de “fakat” tarafı var.
Balık uzmanları diyorlar ki, “Palamudun yasal av boyu 25 santimetre. Halbuki üreme boyu 38 santimetre… Yani palamutların çoğu, üreme boyutuna gelmeden avlanıyor. Lüferde yaptığımız hatayı burada da yapıyoruz. Palamudun da kökünü kazıyoruz. Bu kafayı değiştirmezsek, çok değil, sekiz on yıl sonra, bugün beğenmediğimiz palamudu da arar hale geleceğiz.”
Acı, ama gerçek böyle!
Denizi tüketiyoruz…
Geleceği tüketiyoruz…
Bilinçsizce…
Balık tezgâhlarındaki çeşitler birer birer eksiliyor.
Bol yenilebilen, palamut ile hamsi kaldı.
Bunları da yok edersek…
Üç tarafı denizle çevrili ülkemizde…
Doğal deniz balığına hasret kalacağız.
İyi pazarlar!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR