Ulusal egemenlik mi?

MAKALEYİ DİNLE

Kimi, gözü kör, vicdanları kapkara, masallarla beyinleri sulandırılmış varlıklar, “TÜRKİYE CUMHURİYETİ” denince, tüyleri diken diken oluyor!

Onlara “ULUSAL BAĞIMSIZLIK” ülküsünü anlatamazsınız.

Çok küçük yaşta “beyinsel tecavüz” kurbanları olmuşlardır çünkü!

“Dininizi, Kur’an’ı öğretiyoruz” diye Arapça ezberletilirken, bir yandan da “Laik Devlet, Mustafa Kemal ve TÜRK” kavramları birer öcü gibi sokulmuştur kafalara.

Onlara göre; “ULUS” yoktur! “ÜMMET” vardır!

Oysa, “Ulus” kimliği ile yaşama özgürlüğü olmayanın “Ümmeti” de olamaz!

Ulusal Egemenlik;

“vatan”  denilen toprak parçasında, “vatandaş” kimliği ile yaşayan,  “iç ve dış siyasette” yabancıların güdümüne girmeden özgürce karar verebilen, ortak tarih ve kültüre sahip, “ırk, din farkı gözetmeksizin” birlikte yaşama iradesi gösteren ve adına “ULUS” denen insan topluluğunun yaşam tarzıdır.

“Ulusal Egemenlik” kavramı ile Türk halkını tanıştıran ve buluşturan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK’tür.

Bu “insanca yaşama” idealine, yabancı işgaline karşı verilen bir “kurtuluş savaşı” ile ulaşılmış ve 622 yıllık yönetim geleneği olan “bir sultan ve soyuna bağlılık” yerine “ULUS EGEMENLİĞİ” idealine ulaşılmıştır.

Bu ideal, Mustafa Kemal’in 15 yıllık Cumhurbaşkanlığı döneminde en onurlu sayfasını yaşamıştır.

Yabancıların eline geçmiş tüm limanlar, deniz işletmeleri, telefon-elektrik şirketleri, REJi İdaresi bir bir ve bedelleri ödenerek geri alınmış, yeniden “Ulusun malı” haline getirilmiş; ülkede ulusal üretim seferberliği başlatılmıştır. Ülkenin temel iç ve dış siyaseti; “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ve “TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE” ilkelerine dayandırılmıştır.

Kimseden emir ve güdülenme kabul etmeyen, “Ulusal Çıkarları” savunan bir Türkiye.

1950 sonrası siyasette ulusal egemenlik ilk kez, Meclis İradesi dışında “KORE SAVAŞI’na asker gönderme” ile başlamış, arkası çorap söküğü gibi gelmiştir!

Emperyalist güçlerin askeri kanadı NATO’ya üye olunmuş, tüm ordular NATO emrine tahsisi edilmiş, bu yüzden 1964’de Kıbrıs’lı Türkler toplu kıyıma uğrarken, “garantör devlet” yetkisine rağmen “müdahale hakkı” kullanılamamıştır!

1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından da ABD AMBARGOSU ile cezalandırılmıştır ülkemiz.

1955’de; Türk Ulusal Bağımsızlık mücadelesini kendilerine örnek alan Cezayir Halkı, Fransız sömürgeciliğine başkaldırırken, o günkü sözde “Milliyetçi-Muhafazakar” Demokrat Parti iktidarı Fransa’nın yanında yer almıştır!

Günümüzde ise, ulusal egemenlik ayaklar altındadır!

Öncelikle “ekonomik gücümüz” özelleştirme adı verilen yağma süreci ile yabancıların eline geçmiştir. Bugün, Türkiye ekonomisinin yüzde 40’ı yabancı şirketlerin elindedir!

Kıbrıs sorununun çözümünde, tek taraflı olarak fedakarlı ve taviz Türk tarafından ve Türkiye’den istenmekte; “Limanlarınızı Rum gemilerine açın” diye dayatılmaktadır!

Limanlarımızın neredeyse tamamı yabancıların eline geçmiştir ve örneğin Mersin Limanı’ndan Türk ihracatçıları yararlanamamaktadır.

İngiliz eski Başbakanı Türk Başbakanına bir mektup yazarak İngiliz içki şirketlerinin vergi borçlarının iptalini sağlayabilmektedir!

Dağlık Karabağ sorunu çözülmeden, “Hocalı Katliamının” yaraları kanarken, ABD ve Avrupalı siyasetçilerin gözetiminde  “Ermenistan’la İşbirliği Protokolü” imzalanabilmektedir.

Bankalarımızın, sigorta şirketlerimizin tamamına yakını yabancıların elindedir.

Türkiye’nin dış borçları hızla çoğalmaktadır.

Avrupa’da “siyanürle altın arama” yasakken, yabancı şirketler Kazdağları gibi dünya cennetinde siyanürle altın arayabilmektedir.

ABD, Avrupa Birliği, NATO güdümünde dış siyaset; yabancı şirketlerin para kazanıp karlarını alıp götürdükleri bir ekonomi, tarımsal ürünlerinin çoğunu ithal eden bir tarım politikasıyla, ne ulusal egemenlik ne de TAM BAĞIMSIZ TÜRKİYE kavramlarından söz edilemez!

“Türk”, “Türk Milleti” kavramlarının silineceği bir Anayasa ve  bölünüp küçülmüş, yoksul ve borç bağımlısı olmuş bir Türkiye’de “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” da yok olacaktır!

Bugün, yeniden düşünme, yaşanan gerçekleri görme ve “ulusal bilinçle” yeniden “Tam Bağımsız Türkiye” özlemi ile yola çıkma zamanıdır.

Haydi, kolay gelsin…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR