İletişim kurabiliyor muyuz?!..

MAKALEYİ DİNLE

İnsanı “insan” yapan temel etmenlerden biri ve belki de en önemlisi, “insanın insanla iletişim kurabilmesi” olmalı.

Yaşadığımız yüzyıla “Bilişim Çağı” ve bu çağda yaşayan toplumlara da “Bilgi Toplumu” diyorlar!

İnsan, bir başka insanla iletişim kurmak için çeşitli araçlar kullanıyor. En öncelikli ve etkin olanı “yüz yüze iletişim.” Ya da bir diğer adı ile “sözlü iletişim.”

İnsanoğlu, bir diğeri ya da uzaktaki bir başka toplumla iletişim kurmak için tarihsel süreç içinde birçok iletişim aracı bulmuş ve teknolojik gelişmeler yaşamış.

Şekil çizmiş, eliyle anlatmaya çalışmış, sonra sözlü iletişime geçmiş. Derken yazıyı bulmuş. Uzaklardakilerle iletişim kurmak için çareler aramış. İlk olarak, 1865 yılı 17 Mayıs günü ilk kez telgrafla iletişim kurmuş.

Sonra telefon, telsiz, radyo, televizyon, bilgisayar derken, iletişim teknolojisinde akıllı cep telefonlarına kadar ulaşmış.

Kıtalararası görsel ve sesli iletişim kurabiliyoruz.

Bütün bunlara karşın, “gerçek anlamıyla İLETİŞİM kurabiliyor muyuz?!”

Nüfus hızla artıyor, kalabalık kentlerde yaşıyoruz. Ama “iletişim kurmakta” zorlanıyor ve git gide “yalnızlaşıyoruz!”

Cep telefonlarımızın, bilgisayarlarımızın ve televizyonlarımızın içinde yapayalnızız!

Aile bağları zayıflıyor!

Çocuklar anne-babasıyla, eşler birbiriyle iletişim kuramıyor! Birbirini dinleyemiyor! Hepimiz o kadar meşgulüz ki!..

Bilgisayar başında gözlerimiz kızarıyor, beynimiz ve bedenimiz radyasyonla besleniyor, zaman hızla tükeniyor ve yaşamaya zaman kalmıyor!

Eş, dost ve akraba düğünlerine gitmek zor geliyor artık! TV’deki dizi filmi kaçırmak istemiyoruz! İnternette kim ne yapmış, nereye gitmiş? Daha çok merak ediyoruz! Kahvaltı, yemek sofralarıyla internete çıkıyoruz! İnternet ortamında doğum günü, düğün kutlamaları yapıyor, ölümler halinde taziyelerde bulunuyoruz. Ya da cep telefonlarıyla mesajlar atıyoruz! RUHSUZ iletilerle iletişim kurduğumuzu sanıyoruz!

Son model “akıllı cep telefonları” ile SOSYAL STATÜ peşinde koşuyoruz! Ama, günlük yaşamda 100-150 sözcükle konuşuyoruz!

Kimi zaman o sözcükleri bile anlamakta zorlanıyoruz!

Gazete, dergi, kitap okuyana “çağdışı bir yaratık” gözüyle bakıyoruz!

Hele, şiirle, herhangi bir sanat dalıyla ilgilenenlere “uzaylı” gibi bakıyoruz!

Eğitim Düzensizliğimiz, “EZBERLE-UNUT-ÇOKTAN SEÇMELİ YARIŞ” aldatmacası üzerine kurulmuş! Üniversite bitiriyoruz ama “mesleksizlik” nedeniyle iş bulamıyoruz!

Kolay ve bol paralı işler düşlüyoruz! Ama, “ben büyük maddi varlığı hak ediyor muyum?” diye düşünmüyoruz!

Sonra bir de bakıyoruz ki, biri ya da birileri bol bol konuşuyor! Hayret ve hayranlıkla bakıyor, kuzular gibi peşlerine takılıyoruz! Bunlar kimi zaman bir eş, kimi zaman bir siyasetçi oluyor! Sonunda hüsranla uyanıyoruz!

Belki bir Segah şarkı ile avunuyoruz; “Dönülmez akşamın ufkundayız vakit çok geç!”

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR