Özdilek’te bir kırık çıkıkçı karşınıza çıkıp sizi tedavi etmek isterse…

MAKALEYİ DİNLE

Ahmet Turan, benim Balaban’da komşum.

Emekli…

Uzun yıllar ECA’da üst düzey yöneticiliği yaptıktan sonra çalışma hayatını sonlandırdı, şimdi zamanını okuyarak ve bahçesiyle uğraşarak geçiriyor.

Geçenlerde Özdilek’e gitmiş, çıkışta tam arabasına binerken bir bey önüne geçmiş, Ahmet Bey’in sargılı elini göstererek, “Geçmiş olsun, şu bileğinize bir bakabilir miyim?” demiş.

Bir taraftan “Allah Allah, kimdir nedir, benim elimdeki sargıyı nereden gördü, neden bakmak istiyor” diye aklından geçirirken, diğer taraftan da kolunu uzatıvermiş Ahmet Bey.

Kolunu uzatırken bileğinin burkulduğunu söylemiş, adam sargıyı özenle açmış, “Şimdi parmağımla şu noktaya basacağım, biraz acıyabilir” demiş, söylediği gibi Ahmet Bey acıyı hissedince biraz bağırmış, sonra bir iki noktaya daha dokunmuş, bileği sağa sola çevirmiş, “Tamam, şimdi bir şeyin kalmadı, kendini nasıl hissediyorsun?” diye sormuş.

Bütün bunlar Özdilek Alışveriş Merkezi’nin otoparkında oluyor…

Ahmet Bey, elini bileğini şöyle bir yoklamış, gerçekten bir şeyi yok!

Günlerdir çektiği sıkıntılar bir anda geçmiş.

Kim olduğunu sormuş karşısındakine.

Öyle ya, bir adam pat diye karşısına çıkıyor, iki hafta önce burkulan bileğini iki dokunuşta iyileştiriyor…

Kim bu adam?

Doktor olsa, doktor böyle bir davranış içinde olamaz.

Bir alışveriş merkezinin otoparkında, eli sargılı bir adam görünce, “Gel seni iyileştireyim” demez.

Peki, doktor değil de, kim?

“Ben kırık çıkıkçı Yılmaz” diye kendini tanıtmaya başlamış adam, “Akmeşe yakınlarında Süleymaniye Köyü’ndenim… Tezcan Galvaniz’de çalışıyorum… Eli sargılı birini görünce dayanamam müdahale ederim. Kusura bakmayın, sizi de böyle sargılı görünce hemen bir parmak atıvereyim dedim…”

                                               *******

Ahmet Turan’ın başından geçen bu olayı sizlerle paylaşmak istedim.

Sakın kırık çıkıkçıların reklamını yaptığımı sanmayın, bana ilginç geldi, anlattım.

Ben, Türkiye’de kırık-çıkıkçı döneminin bittiğini biliyordum, demek bitmemiş.

 

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Yaşlılığa dur demenin basit yöntemleri

                                      *******

Ertuğrul Akbay’ı Günaydın günlerinden tanırım.

O dönemin efsane gazetecisiydi.

Soğuk savaş dönemlerinde girilemeyen ülkelere girer, yaptığı röportajlar büyük ilgi görürdü.

Sonra GÖLGE ADAM’ı çıkardı…

Bazı mizah dergilerinin yayınını sürdürdü…

Şimdi yine basından kopmuş değil.

Oğlu Burak, SÖZCÜ Gazetesi’ni çıkarıyor.

                                      ********

Ertuğrul Akbay, bir süredir farklı bir uğraş peşinde.

Sağlıklı yaşamak…

Sağlıklı yaşlanmak…

Bununla ilgili hem yazıyor, hem konuşuyor, hem de kendi yöntemleriyle ürünler üretiyor.

Yayınladığı kitabı mutlaka okumuşsunuzdur…

“Yaş 75, Yolun Yarısı”…

Hani “Bir kitap yazdı, hayatı değişti” derler ya, Ertuğrul Akbay’ın hayatı da tam öyle oldu.

Kitap o kadar beğenildi ki, ünü o kadar arttı ki, şimdi konferanstan konferansa koşuyor.

Yurdun dört bir tarafından gelen konferans taleplerini karşılamakta zorluk çekiyor.

Ertuğrul Akbay’ın “yaşlılığın durdurulması” konusundaki görüşleri şöyle:

*Kaç yaşında olursanız olun, yaşlılığa dur diyebilirsiniz.

*Önce uykunuza özen gösterin.

*Az, ama öz yiyin.

*Midenizi asla şişirmeyin.

*İç organlarınızı hazmı ağır yiyeceklerle yormayın.

*İç organlarınız ne kadar az yorulursa, siz de o kadar genç kalırsınız.

*Bilinçli beslenmenin yanı sıra bilinçli spor yapmanız da şart.

     

  

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR