Cüneyd Hoca…

MAKALEYİ DİNLE

Adı, Cüneyd Özkürkçügil…
Üroloji uzmanı…
Profesör doktor…
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görevli…
Aslen Konyalı, 1996 yılından beri İzmit’te…
CHP’nin önde gelen isimlerinden rahmetli Ömer Türkçakal’ın kendisi gibi avukat olan kızı Meral Hanım’la evli.
Bir dönem CHP İl Yönetim Kurulu’nda görev yaptı.
Geçen dönem Kocaeli Tabip Odası Başkanı idi.
Cüneyd Hoca, önceki gün akşama doğru Diş Hekimi Fatih Çağlar ile birlikte ziyaretime geldi.
Daha önce de bir kez Tabip Odası Başkanı iken görüşmüştük.
Konuşkan, cana yakın…
Sürekli gülen yüzü, hoşgörülü yapısı ve insan ilişkileri konusunda ipucu veriyor.
Siyasette bu özellikler çok önemli.
Bazı siyasetçiler, gülmedikleri, gülümsemedikleri için eleştirilir.
Ellerinde değil…
Bazı insanlar isteseler de gülemez, gülümseyemezler.
Cüneyd Hoca, öyle değil.
Doğal davranışı içinde gülüyor da, gülümsüyor da…
Karşısındaki ile kolay iletişim kurabiliyor.
*********
Çaylarımızı söyledik, sohbete başladık.
“Hayırlı olsun” diye söze girdiğimde, konuya açıklık getirdi.
“Ben şimdiye kadar kimseye ‘İzmit Belediye Başkan adayıyım’ demedim. Adaylığım için toplumda zemin yokluyorum, kendimi tanıtıyorum. Eğer toplumdan bir karşılık alabilirsem, aday olacağım…”
“Değişik bir yöntem… Adaylık düşünenler, önce ilçe ve il örgütlerinde zemin yoklarlar. Siz direkt seçmene, vatandaşa gidiyorsunuz…”
“Önemli olan örgütte değil, seçmende kabul görüp görmeyeceğimiz… Örgüt benimsemiş, seçmen benimsememiş ne işe yarar. Biz şimdi arkadaşlarımızla seçmene dokunabiliyor muyuz, sıcaklık sağlayabiliyor muyuz, bunu ölçüyoruz. Başaracağımıza önce kendimizin inanması gerekir.”
“Neden Tavşantepe’den başladınız?”
“Tavşantepe, Cedit, Erenler, 28 Haziran, Bekirdere, Yeşilova ve Yenişehir partimizin en zayıf olduğu bölgeler… Bu mahallelerdeki durumu görmek istedik. Şimdilik esnaf ziyareti yapıyoruz. Eğer aday olmaya karar verirsem, daha geniş bir kadroyla ev ziyaretlerine başlayacağız.”
“Aday olmaya karar verdiğiniz halde, partiniz sizi aday göstermezse…”
“Gezdik, tozduk, profesör birini neden aday yapmadılar diye düşünmem ve kırılmam. CHP, zengin bir partidir. Biz bu zenginlik içinde ufak bir parçayız. Benim aday olmam, benim seçilmem değil, CHP’nin seçimi kazanması önemlidir. Aday olmasam bile var gücümle çalışırım.”
“ Esnaf ziyaretlerinde ne görüyorsunuz? Tespitleriniz neler?”
“Toplum üzerinde iktidarın müthiş baskısı var. Vatandaş korku içinde… Bu psikolojik ortamın giderilmesi lazım! Bu da ancak genel merkezden verilecek mesajlarla mümkün olur.”
********
İki ay kadar önceydi…
İsmi “aday olabilecekler” arasında geçtiği zaman, CHP’nin bazı“çok bilmişleri” yorum yapıyordu:
*”Daha erken değil mi?”
*”Kayınpederi Ömer Türkçakal’ın siyasi mirasına mı güveniyor?”
*”İl ve ilçe örgütlerinin onayını almış mı?”
Ben, Cüneyd Özkürkçügil’in “taban çalışmasını” takdirle karşılıyorum.
Toplumsal duyarlılığı yüksek bir kişi…
Kendisi aday olmaya karar verir vermez…
Aday olmaya karar verir, partisi göstermez…
Bunlar hiç önemli değil!
Önemli olan, Cüneyd Hoca gibi birinin ortaya çıkıp, taşın altına elini koyması, “Bu yolda ben de varım” demesi…
Gün, “sorumluluktan kaçma” değil, “sorumluluk alma” günü…
Cüneyd Hoca, bunu yapıyor…
Keşke, bilgi birikimi olan ve toplumsal duyarlılık sahibi herkes, bu cesareti gösterse…
Ülkemizin, özellikle içinde bulunduğu şartlarda, buna ihtiyacı var!

Mehmet Eryürek, ne demek istiyor?
*******
Sizi bilmem ama ben, “yaramazlık yaptığı “gerekçesiyle Derince İlçe Başkanlığı’ndan uzaklaştırılan Mehmet Eryürek ile partisi AKP arasındaki “atışmayı” ilgiyle izliyorum.
Mehmet Eryürek, ilçe başkanlığına tekrar aday gösterilmediği günden beri partisine “veryansın” ediyor.
Şimdiye kadar kendisine ait web sayfasında 131 yazı yazmış.
Bu yazıların 20’si “sakıncalı” bulunmuş ve ihraç talebiyle disipline sevk edilmiş.
Önceki gün, dört sayfalık savunmasını il disiplin kuruluna gönderdi ve gazetelere de şu açıklamayı yaptı:
“Hiç kimse beni bu partiden ihraç edemez. Partimden ancak ben istersem giderim…”
Yenilir yutulur gibi değil.
Müthiş bir iddia…
“Tehdit” kokuyor…
Mehmet Eryürek, demek istiyor ki, “Beni bu partiden atmaya kalkarsanız, ben de bildiklerimi, sahip olduğum sırları kamuoyuyla paylaşırım…”
“Hiç kimse beni bu partiden ihraç edemez. Partimden ancak ben istersem giderim” sözünden başka anlam çıkaran varsa, beri gelsin!
Bu filmin sonunu çok merak ediyorum doğrusu…

Selman-Çınar ve Hamdi üçlüsü…
********
VATAN’ın Pazar ekinde vardı.
Yılmaz Vural’la lezzet durakları…
Türkiye’nin en renkli teknik direktörü olan Yılmaz Vural, şimdiye kadar 20 şehirde 27 kulübün futbol takımını çalıştırmış.
Boğazına düşkün olan Yılmaz Hoca, gittiği şehirlerde “nerede, ne yenir” i de araştırmış.
O şehirlerin çoğuna ben de gittiğimden, önerdiği lokantalarda yemek yiyip yemediğimi çek ettim.
Yüzde 90’ı aynıydı.
Demek, Yılmaz Hoca’yla damak zevklerimiz uyuşuyor.
********
Biliyorsunuz, Yılmaz Vural Kocaelispor’u da çalıştırmıştı.
Yılmaz Hoca’nın Kocaeli’ deki “lezzet durakları” nereler acaba?
*KEBAPÇI SELMAN…
*ÇINAR LOKANTASI…
*BALIKÇI HAMDİ…
Aradan yıllar geçmesine rağmen, SELMAN, ÇINAR ve HAMDİ’ de yiyip içtiklerini unutamamış.
Bu “üçlü”, tartışmasız benim için de “Kocaeli’ deki lezzetin durakları”…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR