4. Küresel Bakü Formu

MAKALEYİ DİNLE

Azerbaycan son yıllarda uluslararası düzeyde büyük etkinliklere ev sahipliği yaparak büyük takdir toplamaktadır. Erovision yarışması, spor karşılaşmaları gibi birçok dalda etkinliklere ev sahipliği yaptı. Hepsinde de birçok devletin göze alamadığı konularda başarılı sonuçlar aldı. Bu faaliyetler için de büyük paralar harcandı.  Şimdi de 4. Küresel Bakü Formu’na ev sahipliği yaptı.

Azerbaycan’ın başkenti Bakü 10-11 Mart günlerinde iki gün süren Form’da çok önemli konular gündeme alınarak tartışıldı. Özellikle dünyadaki küresel güvenlik konularına öncelik verildi. İŞİD ve Terör, Suriye, Ukrayna çatışmaları gibi güncel konularda bilgilendirmeler yapılıp öneriler dile getirildi.

Bölgesel dinamiklik ve tehlikeler olarak İran, Hazar Bölgesi, Suriye ve Avrupa gündeme alınarak tartışıldı.

Batının problemleri ve zayıflaması, küresel ekonomik zorlukların sonuçları, iklim değişikliği, enerji politikaları, petrol üretici ülkelerin rolü, çok kültürlülük, dinler arası diyalog ve karşılıklı entegrasyon gibi konular müzakere edildi.

Ayrıca dünyada ekonomik, siyasi ve insani süreçler, global güvenlik, etnik, dini ve siyasi zeminde yaşanan krizler. İnsan hukukları, gençler, göç, çok kültürlülük, entegrasyon ve diğer önemli konular müzakere edilip mevcut sorunların çözüm yolları araştırıldı.

Foruma 7 Cumhurbaşkanı, 1 Cumhurbaşkanı Yardımcısı, 27 Eski Cumhurbaşkanı, 23 Başbakan çok sayıda mevcut üst düzey yetkililer, siyaset adamları, akademisyenler ve isim yapmış uzmanlar katılacaklarını bildirmiştiler.

Geçmişteki sorunları ve çözüm yollarını bilen tecrübe sahibi kişilerin katılması biriken problemlerin çözümünde önemli bir adımdır.

 

BİZİM KADINLARIMIZ

Kadınlar Günü esasında hak arama ve eşitlik mücadelesi olarak başlangıcı 1857 yılı 8 Mart tarihine dayanır. Bir işyerinde erkeklerle beraber çalışan 129 kadın eşit iş, eşit ücret ve eşit hak mücadelesine soyunurlar. Bu mücadele onların yanarak ölümleri ile sonlanır. Bu neden ile 8 Mart her yıl Dünya Kadınlar Günü adıyla anılır ve konuşulur. Bizde kadınlarımız iki kategoriye ayrılmıştır. Maalesef kadınlarımızın büyük ekseriyeti çağdaş yaşam şartlarından uzak olarak hayatlarını sürdürmektedir. Kadınlarımızın büyük bir ekseriyeti ya okumamıştır yahut da az okumuştur. Bu nedenle de ekonomik özgürlüklerini kazanmamışlardır. Kocasının gelirine muhtaçtırlar. Bu durum ister istemez kadınları ikinci plana itmiştir. İstediklerini yemek, giyinmek ve önemli karar almakta genellikle kocasından izin alma durumundalar.
Anadolu’nun birçok yerinde örf ve adetler geçerli olduğu için ne zaman ve kiminle evleneceklerine babaları karar verirler. Küçük yaşlarda evlendirilirler. Çocukluklarını ve gençliklerini yaşamadan anne olurlar. Tabir yerinde ise geneli küçük annedirler.
Evde ev işleri, yemek, çamaşır, bulaşık, çocuk bakımı yanında hayvanların bakımı ve tarlada çalışmak onların hayatının parçasıdır. Evin kadını olduğu kadar erkek işlerini üstlendikleri içinde evin erkeği konumundadırlar.
Birçok aile ataerkil tarzda yaşadıkları için evin gelini kaynana, kayınpeder, kayınbirader ayrımı yapmadan hepsine bakma ve hizmet etme mecburiyetindeler.
Bir ağır işçi gibi çalışkan bu kadınlarımız aile meclisinin inandığı ve uyguladığı töre kurallarına asla karşı gelemezler. Günümüzde töre cinayetlerine kurban giden onlarca genç kızımız, kadınımız toplumumuzun kanayan bir yarasıdır.
Kadınların önemsenmemesi, eğitimsizliği, ekonomik özgürlüklerinin olmaması onları hep arka plana itmiştir. Tek hâkimiyet sahibi olan erkekler sınırsız ve kontrolsüz bir yaşamlarının sonucu olacak ki özellikle de Güney Doğu ve Doğu da ikinci ve üçüncü evliliklere sık sık rastlanmaktadır. Geçim sıkıntısı, çok çocuklu olan bu aile tiplerinde genellikle mutsuzluk ortamı yaratıyor.

Yasa önünde eşit hak sahibi gibi görünen kadınlarımız maalesef gerçek hayatta hep itilip kakılan, horlanan, ezilen, hakkı yenilen bir ortamda yaşamaktalar. Bu kadınlarımıza Dünya Kadınlar Günü bir ninni, bir masal gibi gelmektedir. Gazete ve televizyonlardan duyulan o anlamlı, süslü kelimeler ve kutlamalar bunları hiç ilgilendirmez. Ancak mutlu azınlık diyebileceğimiz kadınlarımız bugünü içeriğine uygun olarak anar ve yaşarlar.
Kadınlarımız çağdaş haklarını ancak mücadele vererek alabilirler düşüncesindeyim. “Hak verilmez alınır” veciz sözü de bu tezimizi doğruluyor. Bu duygu ve düşünce ile tüm kadınlarımızın “Kadınlar Günü”nü içtenlikle kutluyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR