Siyaset-din-bilim çatışması…

MAKALEYİ DİNLE

Siyaset, din ve bilim…

İnsan yaşamını düzenleyen üç unsur!

Ülkeleri yönetenler, bu unsurları kendi ağırlıkları içinde uyumlu olarak kullanırlarsa, yönettikleri insanları mutlu ederler.

Yok, birini diğerinden daha fazla ön planda tutarlarsa, o ülkede huzur olmaz!

***

Bu konuda acaba Türkiye’nin ve İslam dünyasının durumu ne?

Önce kendimize, sonra İslam dünyasına bir bakalım!

“Siyaset, din ve bilim” arasında bir denge var mı?

Günlük hayatımızda en çok ne var?

“Siyaset” mi, “din” mi, “bilim” mi?

En çok ne konuşuluyor?

Siyaset ve siyasi kavgalar değil mi?

Bizde herkes siyaset uzmanı oldu.

Gazeteler siyasetle dolu.

Televizyon programları desen öyle!

Siyaset, artık “geçim kaynağı…

Mesleği olmayan kişiler siyasetçi oldu, siyasetten geçiniyorlar.

***

Daha ötesi de var.

“Siyaset” ve “din”, işbirliği yaptılar, insan yaşamına hoyratça hükmediyorlar.

“Din” din olmaktan çıktı, siyasetin emir ve direktifleri doğrultusunda hareket eder oldu.

“Siyasetçilerin yanlışları”, ne yazık ki, “dinin doğruları” haline getirildi.

Siyasetçiler arasında yolsuzluk yapanlar çoğalınca, “Yolsuzluk, hırsızlık değildir” diye fetva verilerek siyasetçiler aklanır oldu.

Hukuk ezildi…

Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet dosyaları kapatılarak, hırsızlık ve yolsuzluk onurlandırıldı.

Evrensel ahlaki değerler, ayaklar altına alındı.

İşin en üzücü tarafı da, yeni kuşakların “kötü rol modeller” arasında, “ahlaksız ve kanunsuz uygulamalar” arasında yetişmesi!

Bunun acısını ulus olarak hep birlikte çekeceğiz.

Gençler; “bağımsız düşünme” den, “bilim”den, “sanat”tan, “girişimcilik” ten uzak yetiştiriliyor.

Sormayan, soruşturmayan, sorgulamayan bir nesil!

***

Bizim durumumuz böyle de, ya bizim dışımızdaki İslam dünyasının durumu?

Biz, diğerlerinden yine iyiyiz.

Atatürk’ün bize kazandırdığı değerler sayesinde…

Diğer İslam ülkelerinde bu da yok.

Sonuç olarak durumları da ortada!

Bir kısmı, emperyalist devletlerin güdümünde…

Bir kısmı da, etnik ve dinsel iç savaşlar nedeniyle paramparça!

 

Bilimin gücü

Gelişmiş ülkeler ve bazı gelişmekte olan ülkeler, “bilimin gücü”yle yol alıp insanlarını mutlu etmeye gayret gösterirken, çoğu İslam ülkesi olan diğerleri “siyaset ve din kaosu” içinde acınacak durumdalar.

Ülkelerin bilime verdikleri önem, üniversitelerinin uluslararası arenadaki durumuyla ölçülür.

Tamam, bizim de üniversitelerimiz var da, bu üniversitelerimizin dünya ölçeği içindeki sıraları ne?

Geçenlerde dünyaca itibarlı iki kurum tarafından “Gelişen Ülkelerde Üniversiteler” raporu hazırlandı.

Raporu inceledim, ilk 50 içinde, Türkiye hariç diğer İslam ülkelerinden tek bir üniversite yok!

Raporda çeşitli yönlerden puanlanıp sıralanan 100 üniversite bulunuyor.

İlk iki sırada Çin üniversiteleri, Pekin Üniversitesi ve Tsinghua Üniversitesi…

Üçüncü sırada bizim gözbebeğimiz, ODTÜ…

Gurur duydum.

(ODTÜ biliyorsunuz dünya üniversiteleri sıralamasında da çok önemli bir yerde. 85’nci…)

Daha sonra ilk 50 üniversite içinde 5 üniversitemiz daha var.

7’nci sırada Boğaziçi…

8’nci sırada İstanbul Teknik…

15’nci sırada Sabancı…

19’ncu sırada Bilkent…

Ve 29’ncu sırada Koç…

50-100 arasında ise iki üniversitemiz bulunuyor.

51’nci sırada İstanbul Üniversitesi…

82’nci sırada ise Hacettepe Üniversitesi…

                                                                             

İlk 100’de, İslam dünyasından kaç üniversite var?

Biliyorsunuz, İslam dünyası ülkelerinin nüfusu 1, 5 milyara yakın.

Sıralamada, 50-100 arasında İslam dünyasından şu üniversiteler bulunuyor:

50’nci sırada Fas Cudi Ayyad Üniversitesi…

71’nci sırada Birleşik Arap Emirlikleri Üniversitesi…

84’ncü sırada yine Birleşik Arap Emirlikleri’nden American Sarjah Üniversitesi…

93’ncü sırada Malezya Teknoloji Üniversitesi…

95’nci sırada Pakistan National University Of Science and Technology…

Hepsi bu kadar!

İlk 100’de bizden 8 üniversite, diğer tüm İslam ülkelerinden sadece 5 üniversite!

Diğer bazı ülkeleri de vereyim…

Bir milyar nüfuslu Çin’den 24, 23 milyon nüfuslu Tayvan’dan 17 üniversite var.

Şimdi, Çin ve Tayvan deyince Güney Kore aklınıza geldi değil mi?

Türkiye ile aynı zamanda ve aynı şartlarda “gelişmişlik yarışı” na başlayan ülke…

Güney Kore artık “gelişmekte olan” değil, “gelişmiş” ülkeler arasında.

Üniversiteleri de artık Almanya ve Fransa üniversiteleriyle yarışıyor.

 

Söylemek istediğim şu!

İçinde bulunduğumuz çağda, artık ülkeler üniversiteleriyle ve buralarda üretilen bilimle yarışıyorlar.

Bilimin gücü üretimi yönlendiriyor, üreten ve artı değer yaratan ülkelerin insanları da ekonomik ve sosyal refaha kavuşuyor.

“Siyaset-din” ekseni etrafında yönetilen ülkelerde ise fakirlik var, kaos var!

Unutmayalım…

Bilim; kalkınmanın, refahın, mutluluğun en büyük güç kaynağı!   

Bilime doğru koşmazsak…

Geldiğimiz noktada elimizdekileri de kaybedip, bilimden uzaklaşırsak…

Sonunda diğer Müslüman ülkelerinin zavallı durumuna düşeriz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR