Vali Bey aradı…

MAKALEYİ DİNLE

“Yanlış konuşuyorsunuz Vali Bey” başlıklı yazım için Kocaeli Valisi Ercan Topaca telefonla aradı ve yazıda ismi geçen kız öğrenci ile görüşmediğini, böyle bir öğrenciyi tanımadığını, yazıda geçen konuşmanın konferansa gelen Özürlüler İdaresi Başkanlığı’ndan bir yetkili ile yapılmış olabileceğini hatta konuşmasında “özürlü” diye hitap etmediğini, “engelli” kelimesini kullandığını belirtti.
Sizi bu konuda bilgilendirenler yanlış bilgilendirmişler, dedi.
Ben oldum olası devletin valilerine inanmışımdır.
Kocaeli Valisi Ercan Topaca’nın bu açıklamasını köşeme koyacağımı kendisine söylemiştim. Ben sözümde duruyor ve vali beyin telefonla belirttiği açıklamayı sizlere sunuyorum.
Amma
Konuyla ilgili yaptığım araştırma ve edindiğim bilgileri de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sabancı Kültür Merkezinde Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı isteği ile yapılan “özürlü bireyler ve ailelerine yönelik” konferansta Vali Ercan Topaca’nın konuşmasında kullandığı “özürlüler” ifadesini kabul etmeyen 18 yaşındaki bir kız öğrencinin, konuşmasından sonra konferanstan ayrılmakta olan vali beye söylediklerini nakletmiştim.
Pazar günü yayımlanan yazının ertesi günü sabahı Vali Ercan Topaca’dan bu konuşma ile ilgili olarak yukarıdaki açıklamayı alınca konunun muhatapları kız öğrenci Şeymanur Sarı ve annesi Semra Hanım’ı buldum, olayı bir kez daha dinledim.
Şeymanur eksiksiz, ilavesiz o gün ne söylediyse hepsini aynen tekrarladı.
Annesi Semra Hanım olaya daha açıklık getirdi ve “Kızım büfeden su alacağım diye yanımdan ayrılmıştı. Bir ara sesini duydum. Merdivenlerden inmekte olan vali beyin arkasında ‘Bize özürlü diyemezsiniz, yanlış konuşuyorsunuz, biz özürlü değil özel insanlarız’ diye bağırıyordu.
Hemen yanına koştum. İki elimle ağzını kapamaya, kızımı susturmaya çalıştım.
O sırada vali beyin yanında 3 beyefendi, bir de hanımefendi ile sarışın bir bayan vardı.
Hatta sarışın bayan bana ‘Neden çocuğun ağzını kapatıyorsunuz. O bizim söyleyemediklerimizi söylüyor. Bırakın söylesin’ dedi” açıklamasında bulundu.
Ve Vali Ercan Topaca’nın “ özürlü” kelimesi kullanmadım, engelli sözcüğünü kullanmıştım açıklamasını üzüntü ile karşıladığını, vali beyin konuşmasında salondakilere devamlı “özürlüler” diye hitap ettiğini iddia etti ve gerekirse vali beyin konuşmasının kayıtlardan dinlenmesini istediklerini söyledi.
Ben, vali beyin açıklamasına da kendilerine, özürlü değil “özel” insanlar denmesini isteyen ve bu isteğini konferansta konuşma yapan valiye merdivenlerden inerken duyurmaya çalışan 18 yaşındaki kız öğrenci ile onun konuşmasına ağzını kapayarak mani olmaya çalışan annesi Semra Hanım’ın anlattıklarına da inanıyorum.
Devlet hiçbir zaman vatandaşın gözünde küçültülemez ve küçülmez. Devlet her zaman “haklı”dır.
Bunun için size küçük bir anekdot anlatayım:
Yıl 1968.. Türkiye Petrolleri’nin Batman rafinerisinde işçiler grev yapıyor. İşveren 5 otobüs dolu işçiyi rafineriye sokmak istiyor. Grevciler tren yolundan geçecek otobüsleri traveslerden aldıkları taşlarla taşlıyor. Ortalık kan gölü. Bir ara havaalanını korumakla görevli jandarma komutanının askerlere “ Ateş aç!” emri verdiğini duyuyoruz. Bir tarafta silahlarını doldur boşalt yapan askerler, bir tarafta taşlarla tahrip edilmiş içi işçi dolu otobüsler. O zaman Cumhuriyet’te olan gazeteci arkadaşım Doğan Katırcıoğlu ile ölenlerin mi öldürenlerin mi resimlerini nasıl çekeceğimizi tartışıyoruz ama açılacak ateşte öleceğimizi bile düşünemiyoruz.
Olay, Siirt Jandarma Alay Komutanı’nın yetişmesi ile ateş açılmadan bastırıldı. Aynı gün saat 13.00 de “Bizim Radyoda” Batman’da askerlere grevci işçilere ateş aç” emri verildiği haberi yayımlandı.
Bizim, ateş aç emri sırasında askerlerin pozisyonlarını çektiğimiz görüntüler gazetelerde boy boy çıktı.
Tabi “ateş aç” emri haberi de. Ama, o zamanın İçişleri Bakanı Faruk Sükan, devlet radyolarından haberi yalanladı. Askere ateş emri verilmediğini açıkladı. Aynı gün akşam geç saatlerde Diyarbakır’dan İçişleri Bakanı Sükan’la özel telefonundan 45 dakika konuştum. Bana “Komutan ateş aç dememiş, siz yanlış anlamış olabilirsiniz”, diye dil döktü.
Kendisine, “Peki Bizim Radyo’nun muhabiri de mi yanlış anlamış?” diye sordum. Gazetelerde çıkan resimleri örnek göstermiştim ama nafile o devletti, devlet yalan söylemezdi!
Sevgili bakanımızın adı “Furko” Sükan’dı. Toplum polisine giydirdiği kasklardan ötürü basın ona o adı takmıştı. İyi, sevecen ve hoş insandı, aynı zamanda iyi devlet adamıydı. Allah rahmet eylesin.
Ben yine de devlete ve devletin valisine inanıyorum.
Ama, özürlü olmadıklarını, “öZEL” insanlar olarak kabul edilmelerini isteyen Şeymanur ve annesi Semra Hanım’ın tek istekleri var. Bu konuda Kocaeli Valisi’ni makamında ziyaret edip, kendisi ile yüzleşmek istiyorlar, hepsi o kadar.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdullah Karagöz - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR