Başbakan’ın çıkışı saygı sınırları dışında

MAKALEYİ DİNLE

 

 

 

Kabul edilmeli ki, Başbakan Erdoğan, son dönemde Türkiye siyasetine büyük bir damga vurmuş bir isim olmuştur. 2001 yılında bazı yol arkadaşları ile kurduğu AK Parti, girdiği ilk genel seçimde tek başına iktidar olmuş, sonraki iki genel seçim ile üç yerel seçimde oy oranını sürekli artırarak iktidarını güçlendirmiş, iki de referandumu kayıpsız geçerek, iktidar olmanın ötesinde artık muktedir bir yapıya bürünmüştü.

Hatta 17 Aralık operasyonu ve devamı niteliğinde sonrasında yaşananları hesap ettiğimizde çok daha önemli hale gelen 30 Mart yerel seçimlerini de neredeyse kayıpsız kapatarak, gücünü artık zirve noktalara taşımıştı.

Bu durumun yaşanmasındaki en temel özellik, elbette Başbakan Erdoğan’ın şahsında gizliydi. Çünkü onun katıldığı coşkulu mitingleri bile seçimlerin kazanılması için etki yapıyordu.

Kısacası Başbakan Erdoğan, parti lideri olmanın ötesinde milletin de kendisinden bir şeyler gördüğü bir isim olarak siyaset sahnesinde yer alıyordu. Artık kabul edilmeli ki, kazandıkları, Başbakanlık performansı ve diğer siyasi gelişmeler de kendisinin doğal olarak cumhurbaşkanlığı adayı olarak gösterilmesine neden oluyordu.

Bu gelinen nokta itibariyle en temel bir haktır.

Gerçi arada ‘3 dönemin kalkmasını istiyorum, partimizin ve Türkiye’nin Erdoğan’a ihtiyacı var’ diyenler de yok değil. Ancak genel kanı artık hemen herkesin Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına sıcak bakıyor olmasıydı. Bu durum millet nezdinde ve vicdanında böyle gelişiyor.

xxx

Malum, önceki günden bu yana herkes Başbakan Erdoğan’ın, Danıştay’daki tören sırasında Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmasına yaptığı müdahaleyi konuşuyor. Açıkçası Feyzioğlu’nun yaptığı konuşmayı dinlediğinizde öyle ortaya fırlayarak, ayağa kalkarak, bazı aşağılayıcı kelimelerle birinin üstüne yürümenize sebep olacak herhangi bir ifade bulamıyorsunuz.

Başbakan Erdoğan, hemen her fırsatta tam bağımsız ve demokratik bir Türkiye hayalini milletle ve basınla paylaşıyor. Fakat kabul edilmeli ki, Metin Feyzioğlu’nun konuşması sırasındaki tavırları, sözleri, bir insana, hele ki bir Başbakan’a kesinlikle yakışmamıştır.

Her şeye rağmen Feyzioğlu’nun söyledikleri bir fikir hürriyeti, düşünce özgürlüğü kapsamındadır. Kaldı ki, öyle ortamı gerecek bir ifade ise bu konuşma metninde bulunmamaktadır. Tahammül gösterilebilecek bir düşüncenin dışa yansımasıdır.

Şayet ülkemizin tam manası ile demokratik bir yönetimle idare edilmesini istiyorsak bu gibi olaylarda daha tahammül gösterebilir nitelikte davranmakta fayda vardır.

Başbakan, yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde gergin bir dönemden geçiyor olabilir. Fakat böylesine anlamsız çıkışlarla çevresine ve kamuoyuna vereceği mesaj, ‘henüz cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili karar veremediği’ şeklinde olacaktır.

Bu da kendisinin bir sıkıntı içinde bulunduğunu ortaya koyar ki, açıkçası bu durum böylesine önemli bir seçim sürecinde çok da kolay izah edilebilir bir durum değil. Zararı da yine kendisine olacaktır.

Kısacası bir Başbakan, demokratik haklar çerçevesinde yapılmış olan böylesine bir konuşmaya hakaretvari ifadelerle müdahale etmemeli, yeri geldiğinde ise yöneltilecek eleştirilere karşı tahammülkar davranmalıdır. Başbakan maalesef bu yönü ile cumhurbaşkanlığı seçimi ile alakalı hiç güzel bir tablo oluşturmamıştır. Hele ki kendisine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sakinleştirmeye çabalaması da durumun vahametini daha da artırmıştır.

Çünkü Feyzioğlu’nun da söylediği gibi seçilecek olan cumhurbaşkanı, 76 milyonun reisi cumhuru olmalıdır. Sakin ve sükunet içinde süreci götürmekte, gerekli gereksiz gerginliklerden uzak durmakta fayda vardır…

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR