Diş Hekimlerimiz

MAKALEYİ DİNLE

İnsan için en büyük zenginlik, hiç kuşkusuz “sağlık” olmalı.

Sağlık, her insan için önce ana-babanın sağlıklı olmasından başlıyor.

Sağlık, hem “beden” hem de “akıl” anlamıyla bir bütündür.

Akıl sağlığı; insanın çocukluktan itibaren yaşadığı aile ve toplumsal çevre içinde “huzur ve mutluluk” içinde yaşamasına ve alabildiği eğitim-kültür düzeyine bağlıdır.

Beden sağlığı ise, ağızdan başlıyor.

Çocuk yaştan itibaren dişlerimize titizlikle bakmalı, her gün en az iki kez fırçalamalı, altı ayda bir de diş hekiminin kontrol ve bakımından geçmeliyiz.

Peki bu bilinç ailelerde ve bireylerde var mı?

Ne yazık ki yok!

Yapılan araştırmalar ve somut gözlemler gösteriyor ki, toplumun büyük çoğunluğunda diş fırçalama alışkanlığı yok! Ağız kokusu hayli yaygın!

İnsanlarımız cep telefonu kullanma alışkanlığının onda biri kadar diş fırçası kullanma alışkanlığına sahip değil.

Peki; “siyasi iktidarlar” diş sağlığı konusunda bilinçli mi? Halkın diş sağlığını korumak için gerekli önlemleri alıyor ve uyguluyorlar mı?

Ne yazık ki HAYIR!

Diş sağlığı en önemli, birincil öncelikli sağlık sorunu olduğu halde, önem ve öncelikten yoksun.

Diş Hekimlerimizin büyük çoğunluğu işsiz, halkın da büyük çoğunluğu dişsiz!

Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamındaki kişilerin diş tedavileri basit tedavilerle sınırlı; hastanelerde sıra bekleme sabrınız varsa, diş çektirme, dolgu gibi tedavileriniz yapılabilir. Peki ya protez tedavisi?

Ancak paranız varsa mümkün! Üstelik hayli pahalı.

Diş tedavisi ile ilgili sosyal güvenlik kapsamı genişletilmeli ve diş hekimleri de halkın sağlığını korumaya yönelik “ilk ve hayati” bakım ve tedavi hizmetlerini keyifle verebilmelidirler.

 

Diş hekimliği eğitimi hayli pahalı bir eğitim. Eğer yüksek gelir grubunda değilse, çocuğunun diş hekimi yapmak için çabalayan bir anne-babanın ağzında diş kalmaz!

Çocuğunuz mezun oldu, ne yapacak?

Ya resmi ya da özel bir hastane ya da klinikte ücretli dişçi olacak, ya da özel muayenehane açacak.

Muayene açmak kolay mı? Hayli yüksek bir yatırım. Haydi, kredi aldınız, borca girdiniz diyelim, o borcu ödeyebilme ve geçiminizi sağlama garantiniz var mı? YOK!

Ancak, yüksek gelir grubundan bir ailenin, yine yüksek gelir grubunun yaşadığı bir çevrede muayenehane ya da özel klinik açması ile bu meslekte ayakta kalmak olasıdır.

Ücretli çalışma garantisi var mı? O da yok!

Ücretli çalışma ile bu meslekle geçinme güvencesi de yok!

Bu yüzden, diş hekimlerinin bir kısmı da mesleklerini icra edemiyor, başka alanlarda geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar.

“Eğitim üretim içindir.”

Siyasi iktidarlar, ya bu temel ilkeyi benimser ve ülkenin gelişme sürecine göre “İnsan Gücü Planlaması” yapar ve eğitim düzenini buna göre kurgularlar; ya da insanların “mesleksiz ve üretimsiz” kılacak çağdışı eğitim düzenlerine köle ederler!

Türkiye’de, özellikle AKP iktidarının tercihi, ikincisidir!

Diş hekimlerinin sorunu işte bu çarpık anlayıştır.

Bu çarpık anlayışı değiştirmenin yolu; tüm diş hekimlerinin meslek odalarının yanısıra,  ciddi bir “Halkla İlişkiler” çalışması ile  tüm vatandaşları da  bu haklı mücadeleye katmalarıyla mümkün olabilecektir.

Sağlığımız için, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlığı için diş hekimlerimize sahip çıkalım.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR