Yeni yıl yeni umut

MAKALEYİ DİNLE

Yaşadığımız bölgemizde, ülkemizde ve dünyada çalkantılarla dolu acısı ile tatlısı ile geçen koskoca 2011 yılının son günündeyiz. Bu geçen yılda daha şimdiden unuttuklarımız çoğunlukta olmakla birlikte yaşantımızda unutamayacağımız şeylerde yaşadık.
Van depremi kışta kıyamette hepimizi üzdü ve perişan etti. Kocaeli olarak bu acıları birebir 1999 depreminde yaşadığımız için herkesten fazla etkilendik. Yapılan yardımlarda Kocaeli olarak başı çekip elimizi taşın altına soktuk. Azerbaycan’ın yardımda öncülük yaptığını gururla gördük. Van depremi kabuk tutan yaralarımızı yeniden kanattı. Ama deprem gerçeğini kafamıza balyoz vurarak yeniden hatırlattı. Bugüne kadar hasarlı olup da yıkılmayan binaların yıkılması için start verildi. Bu konuda inşallah geri adım atılmaz ve tekrar uyuma dönemine girilmez. Nedense tekrar tekrar yaşadığımız acılardan bir türlü ders almıyoruz.
Bu yıl ülkemizde AK Parti’nin üçüncü kez tek başına iktidarı ile sonuçlanan bir seçim geçirdik. 2011 yılına damgasını vuran bir başka olay Arap Baharı olarak isimlendirilen Ortadoğu’da bir sürü değişikliği yaşadık. Siyaset dünyasında yaşantısı ile damga vuran Libya lideri Muammer Kaddafi’nin acı sonunu ibretle izledik.
Şimdi de en uzun sınıra sahip ve içinde sayıca fazla akrabalarımızın da bulunduğu komşumuz Suriye’de acı olayları görüyor ve yaşıyoruz. Yakın gelecekte Suriye de acılarla bitecek sonuca hızla ilerliyor. Bugünlerde Suriye’de yaşanan olaylar nedeni ile her şey birden bire bozulup yeniden başa dönüldü.
Terör örgütünü kendi çıkarları için destekleyen ve kullanan Beşar Esat ve ekibi ile son dönemlerde sıfır sorunlu komşuluk ilişkilerimizin balayı dönemini yaşadık.
Mavi Marmara Gemisi’nde olan ölümlerden sonra İsrail ile ilişkilerimiz gittikçe gerginleşti. Amerika’nın çabalarına rağmen rayına oturamıyor.
Bu yıl unutamayacağımız endişeli ve tartışmalı bir Avrupa Birliği dönemini yaşıyoruz. AB’ye dahil başta komşumuz Yunanistan başta olmak üzere birçok ülke ekonomik kriz içinde boğuşuyor. Kendi aralarında derinleşen yarayı tedavi edebilecek yolları deniyorlar. Sonuç AB için yol ayrımı ve hüsran da olabilir. Bekleyip görmek gerekir.
Fransa’da 2012 yılı seçim yılıdır. Gittikçe puan kaybeden seçilmesi için her çareye başvuran Sarkozy Ermeni oylarını alabilmek için “Soykırım olmadı” diyenlere 1 yıl hapis ve 45000 Euro para cezası veren yasayı 577 kişilik parlamentoda 38 parlamenterlerin oyu ile yasalaştırdı. Bu trajik komik gelişme iki ülke arasında gerginlik yarattı. Fransa’nın ilkeli demokrasi prestijini yerle bir etti. Bana göre Sarkozy ve 38 yandaşı hem kendilerini hem de Fransa’yı ayaklarından vurdular. Mutlu sonla bitmeyen bir maceraya sürüklediler Fransa’yı.
Ülkemizde hemen hemen herkesi demokrasi, adalet ve özgürlük bakımından endişelendiren uzun tutukluluk dönemini yaşamaktayız. Adalet herkese her zaman gereklidir. Cezaya dönüşün tutukluluk dönemi adaleti sarsar ve yaralar. Geciken adalet, adalet değildir. Türkiye hızlı bir şekilde hatta hemen bu konuyu çözme mecburiyetindedir.
Bir başka unutulmaz konu ise her bayramlarda, özel günlerde olduğu gibi yılbaşı gelmeden iğneden ipliğe zam furyası başladı. Çalışana verilen yüzde 4 zam ellerine geçmeden olduğu gibi uçup gitti. Normal maaşlarda tırpanlanmış oldu. Almadan vermek buna derler. Daha açık bir deyimle emekçilerin ve dar gelirlilerin soyulması.

Zamansız kıyak emeklilik
Her şeyin bir zamanı, zemini ve dozu olmalıdır. Fransa da “soykırım olmadı” diyenleri cezalandıran meclis kararının şokunu yaşarken bizim fırsatı ganimete dönüştüren vekillerimiz araya sıkıştırdıkları bir madde ile maaşlarını yüzde 75 artıran gece yarısı golü attılar. Bu büyük şok ve ayıbı yaşamak ve yaşatmak ahlaki olamaz.
Millet (asiller) işsizlikten, açlıktan, zamlardan yerlerde sürünürken vekillerin bir eli yağda bir eli balda olamaz. İlkel yapılı devletlerde bile bu durum yaşanmaz.
Dünyaya kör bakmayalım. Fert başına 40-50-60 bin dolar düşen ülkelerde bile milletvekilleri 3500-4000-5000 dolar maaş alırken size ne oluyor? Bu hakkı, bu ayrıcalığı hangi vicdani nedenlerle gerçekleştirdiniz. Milletin yüzüne bakmak yürek ister. Japonya’da bu ölçüsüz ve adaletsizliklerin sonu harakiridir. Öbür dünyaya kul hakkı ile gideceksiniz. Hiç kimsenin sizlere hakkını helal etmediğini şimdiden biliniz.
Ayıptır, yazıktır ve günahtır!
Evet, bütün kızgınlık ve kırgınlıklarımıza rağmen 2011 yılı bitti.
Umut fakirin ekmeğidir diye bir deyim var.
Yeni yılınızın sağlık, mutluluk ve başarı dolu günler getirmesi dileğim ile tebrik ediyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR