Türkiye işte tam bu noktaya getirildi

MAKALEYİ DİNLE

Allah selamet versin!

Tam zamanında, ülke olarak büyük sıkıntılar yaşarken,  Nobel ödülü alarak göğsümüzü kabarttı…

Türkiye’yi, Türklüğü ve Atatürk’ü dilinden düşürmeyerek bizleri gururlandırdı…

Aldığı ödül için, “Bu, Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in madalyasıdır” diyerek, değerlerimizi göklere çıkardı…

Ziyaretlerini tamamlayarak yaşamını devam ettirdiği ABD’ye geri döndü.

***

Prof. Aziz Sancar, ödül aldığının açıklanmasından sonra çok özlü konuşmalar yaptı.

Ancak bunlardan biri öyle bir konuşmaydı ki, tam Türkiye’nin getirildiği noktayı anlatıyordu.

“Ben Türk’üm… Bunu iftiharla söylüyorum. Eskiden kimimiz solcuyduk, kimimiz sağcıydık, ama hepimiz milliyetçiydik. Şimdi bana röportajlarda Türkiye’yi sorduklarında ‘memleketimi seviyorum’ dediğim için ‘kahraman’ yapıyorlar beni… Bunu anlayamıyorum. Memleketini herkes sever. Kahramanlık mı bu?”

Bu ifadeyi tekrar tekrar okuyun!

Ne kadar hazin değil mi?

Türkiye’nin bugünkü durumunu nasıl da güzel anlatıyor.

“Anlamıyorum” diyor, “memleketimi seviyorum dediğim için beni kahraman yapıyorlar…”

Bilmem, ülkemizin bugünkü durumunu daha iyi anlatabilecek başka bir söz bulunabilir mi?

AKP iktidarı, toplumu işte bu hale getirdi.

Toplum milli değerlerden o kadar uzaklaştırıldı ki, “memleket severlik” çok önemli bir özellik, “kahramanlık” oldu.

Bizler, ülkemizde olup bitenleri artık kanıksadık…

Ancak Aziz Sancar gibi yaşamlarını başka dünyalarda devam ettiren Türkler, bir vesileyle ülkemize geldiklerinde, Türkiye’nin ne hale getirildiğini çok net olarak görebiliyorlar.

Şaşırıyorlar, “Memleketini herkes sever, kahramanlık mı bu?” diye soruyorlar.

Aziz Sancar, değerlerimizi bize bir kez daha hatırlattı.

Binlerce kez teşekkür!

 

Hani OHAL kalkmış, baskılar bitmişti?

O yılları hatırlarsınız…

AKP’nin iktidar olduğu yılları…

Terör olayları “sıfır” noktasındaydı.

Yılda bir veya iki olay…

Güya, akılları sıra “OHAL” i kaldırıp, baskıyı bitirip memlekete demokrasiyi getireceklerdi.

“Sıkıyönetim” ve “olağanüstü hal” de neyin nesiydi?

Doğu ve Güneydoğu’da herkes özgürce yaşayacaktı.

“OHAL” i kaldırdılar…

Baskıları bitirdiler…

“Barış süreci” başlatıyoruz diye yola çıkıp, hainlerin önde gelen isimleriyle “müzakere masası” na oturdular.

Barış geldi geliyor diye yıllarca milleti kandırdılar.

İşte bu arada…

Devleti yönetenler, “lay lay lom” vaziyetindeyken…

Hainler, bırakın dağı taşı, kentin tüm sokaklarını ve damlarını silah ve patlayıcılarla donatmışlar.

Bölgeyi tam “kalkışmaya” hazır hale getirmişler.

***

İyi de, o dönemde devletin bölgedeki temsilcileri ne yapıyormuş?

Polisler…

Askerler…

İstihbaratçılar…

Avam tabiriyle elleri armut mu topluyormuş?

Yoksa olup bitenleri duyuyorlarmış, görüyorlarmış da, kendilerine “Aman görmeyin ve duymayın, gördüklerinizi ve duyduklarınızı konuşmayın, yoksa barış süreci bozulur” mu deniyormuş?

Bu kadar insan, yıllar boyunca “kör, sağır ve dilsiz” olabilir mi?

Ama oldu işte.

Korkudan, oldu…

Geçim derdinden, çoluk çocuğunun rızkını düşünmek zorunda olduğu için, oldu…

Ülkeyi yönetenlerin şerrinden korktukları için, oldu…

 

Şimdi geçmişin faturasını ödüyoruz

Geldiğimiz noktada, Güneydoğu’daki bazı bölgeler, bazı yerleşme yerleri kelimenin tam anlamıyla “felaket”i yaşıyor.

Tahminen 1.5 milyon kişi ev hapsinde.

300-350 bin kişi doğup büyüdüğü ve yaşamını sürdürdüğü köyünü, ilçesini, kentini terk etmek zorunda kaldı.

Batı illerine göç etti.

Eskiden “Sıkıyönetim de neymiş?”, “OHAL de neymiş?”diyenler, bugün sıkıyönetimin de OHAL’in de daniskasını uyguluyorlar.

“Neden uyguluyorlar?”, diye sormuyorum, uygulamak zorundalar.

Yıllar önce terörle mücadele etmeyi bırakmışlardı, hainlerle kol kola girerek terörü bitireceklerini sanmışlardı, geç de olsa anladılar, tekrar başa döndüler.

Ama aradan yıllar geçmiş, ödenecek fatura ağırlaşmıştı.

Şimdi, AKP iktidarının bu hatasının faturasını milletçe hep birlikte ödüyoruz.

Hem de en ağır şekilde…

Canımızla… Malımızla…

İnşallah ödediğimiz bu bedel, iktidarın aklını başına getirmiştir.

Terörle “müzakere” değil, ancak “mücadele” edileceğini iktidar mensupları geç de olsa anlamışlardır.

***

Daha önceki yazılarımda tarihleriyle birlikte tek tek yazmıştım…

Emperyalist devletler, Kürtçü terör örgütlerini ve Ermeni terör örgütlerini kullanarak Osmanlı Devleti’ni yıktılar.

Cumhuriyetin ilk yıllarında da defalarca “Kürt isyanı” yaşadık.

Hepsi de emperyalist devletlerin kışkırtmasıydı…

Bu yaşadığımız da bir isyan.

“Hafif yoğunluklu savaş” halindeyiz…

Atlatacak mıyız?

Elbette atlatacağız.

Biraz zor olacak…

Ödeyeceğimiz bedel daha ağır olacak…

Ama bu işin üstesinden geleceğiz.

Ancak benim üzüntüm şundan.

Tarihi bilmiyoruz…

Tarihten ders almasını bilmiyoruz…

Aradan yıllar geçmesine rağmen, dönüp dolaşıp burnumuzu yine aynı pisliğe sokuyoruz.

İnşallah bu son olur!

***

Yazıyı bitirirken şunu söylemek istiyorum…

Köşeme aldığım AKP’nin 7 Haziran seçim afişine bir bakın!

Afişte yazılanları dikkatle okuyun!

“OHAL KALKTI

BASKILAR BİTTİ

KÖYÜMDE ÖZGÜRCE YAŞIYORUM

ONLAR KONUŞUR AK PARTİ YAPAR”

7 Haziran’dan bugüne, Türkiye nereden nereye geldi!

Güneydoğu bu afişlerle donatılmıştı, şimdi Güneydoğu kan gölü!

Başladık, bitirelim…

Bedeli ne olursa olsun!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

İsmail Yılmaz,Antakya - Sevgili Tanzer,diline sağlık ne güzel ifade etmişsin.Seni çok seviyorum.İsmail Yılmaz-HATAY

Yanıtla . 0Beğen 18 Aralık 17:20
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR