Bu seçim, başka seçim!

MAKALEYİ DİNLE

 

                                               **********

Siz, siz olun…

30 Mart 2014 seçimini…

2004 ve 2009 seçimleriyle bir tutmayın!

2004’te…

“AKP füzesi” yeni fırlatılmıştı.

Bizim millet, “yükselen değerler”i, “güç”ü pek sever.

Bu nedenle “AKP füzesi”ni, ağzı açık hayran hayran seyretti.

Memleket, kalkınacaktı…

Memleket, pisliklerden temizlenecekti…

Memleket, bölgenin, hatta dünyanın lider ülkesi olacaktı.

Söylenenlere inandılar.

Tatlı vaatlere kandılar…

Bir 5 yıl böyle geçti.

Geldik 2009 seçimlerine.

2009’da da, 2002 yılında fırlatılan füzenin yükselişi devam ediyordu.

Maşallah, maşallah!

Ne yükseliş, sanki göğü delecek mübarek!

Bu yükselişin düşüşü olmazdı.

Füze çıktıkça, çıktı…

Milletin hayranlığı ve tutkusu devam ediyordu.

Partide, ayaklar yerden kesildi.

“Güç zehirlenmesi” başlamıştı.

Artık “en büyük” onlardı.

Astıkları astık, kestikleri kestik!

AKP’den daha güçlü bir kurum…

Recep Tayyip Erdoğan’dan “daha güçlü” bir lider bulunamazdı.

Dedikleri dedik, çaldıkları düdüktü.

Artık birkaç yıllık, bir dönemlik  “küçük hedefler” onlara yetmiyordu.

Önce, 2023 yılı “hedef” alındı.

“Hedef 2023!” diye afişler bastırıldı.

Tamam, 2023 cumhuriyetimizin 100’ncü kuruluş yıldönümüydü de, AKP’nin 2023 ile ilgili ne gibi hedefleri vardı?

Rejimin tam değişikliğinin nihai tarihi miydi?

Yoksa kayıtsız şartsız, her ne olursa olsun iktidarda kalış süresi mi?

Sonra 2023 tarihi de kesmedi AKP’yi…

“Hedef, 2071 denildi.

Hey babam, hey!

2009 seçimleri de AKP’nin böyle “şaşaalı” bir dönemine rastladı.

Arkasından bir “referandum” ve bir “genel seçim”…

Bir füzeyi fırlatırsın, yükselir yükselir, arkasından düşmeye başlar.

“AKP füzesi” hâlâ yükselmeye devam ediyordu.

Düşüşe henüz geçmemişti.

Füzecibaşı, füzeyi ateşledikçe ateşliyordu.

Bu, nasıl işti?

Bunda nasıl bir hikmet vardı?

 

 

Sonunda işin sırrı çözüldü…

                                               *********

Evet, sonunda “hikmetin nedeni” anlaşıldı.

AKP iktidarı, “kazan kazan sistemi” uyguluyordu.

Kendisi kazanıyordu, başkalarına da kazandırıyordu.

Veya…

Sadece kendisine kazandıranlara kazandırıyordu.

Diğerlerine “zırnık” yoktu.

Kendisine oy vermeyenleri, bu memleketin vatandaşı bile saymıyordu.

Onları horluyor, azarlıyor, olan haklarını dahi ellerinden almaya çalışıyordu.

Artık devleti ortadan kaldırıp, “parti devleti” kurmanın zamanı gelmişti.

Nokta atışlarla kurumlar bir bir ele geçirildi.

*Türk Silahlı Kuvvetleri…

*Üniversiteler…

*Medya…

*Emniyet teşkilatı…

*Yargı…

“Yasama”yı zaten takan yoktu.

Tek kişi, Recep Tayyip Erdoğan ne derse, o oluyordu.

“Yasama” da o idi, “yürütme” de o idi, “yargı” da o idi.

Her nedense, hep eski “pislikler” ortaya dökülüyor, kendi dönemleri “pür-ü pak”, yani “tertemiz” olarak gösteriliyordu.

 

 

Meğer ülkeyi Erdoğan yönetmiyormuş!

                                               *********

17 Aralık 2013’e kadar…

Bu memlekette yaşayan bizler…

Bu memleketi, AKP’nin ve Recep Tayyip Erdoğan’ın yönettiğini sanıyorduk.

17 Aralık sabahı…

Lağım patlayıp pislikler ortalığa saçılınca…

Memleketi bir “paralel devlet”in yönettiğini öğrendik.

O “paralel devlet”, memleketi yönettiğini sandığımız kesimin pisliklerini ortaya saçıverdi.

Ayakkabı kutularındaki milyon dolarlar…

Evinde yedi para kasası ve para sayma makinesi bulunan bakan çocukları…

Verilen rüşvetler…

Yolsuzluklar…

“Memleketi yönettiğini sandığımız kesim”, bu işe fena bozuldu.

 O zamana kadar her şeyin üstü ne güzel örtülüyordu.

Rüşvet ve yolsuzlukları ortaya dökmenin anlamı var mıydı?

Hemen karşı atak başlatıldı.

Rüşvet ve yolsuzluğu ortaya çıkaranlara, “Bunlar, devlet içinde devlet. Paralel devlet!” suçlaması yapıldı.

Ben, o zaman da yazdım, şimdi de yazıyorum…

Eğer varsa, o “paralel devlet”e teşekkür borçluyuz.

Onlar ortaya çıkarmamış olsalardı, rüşvet ve yolsuzluk olaylarını öğrenemeyecektik.

 

 

Türkiye gerçekleri öğrendi, “AKP füzesi” düşüşe geçti

                                                               *********

17 Aralık, bence, “AKP’nin sonunun başlangıcı”…

Halk gerçekleri öğrendi, AKP’de kırılma başladı.

Ne kadar “farklı algı” yaratılmaya çalışılıyorsa da, bu mümkün değil.

Bakmayın siz, halkın “sert ve gösterişli tepki” göstermediğine!

Fanatikleri çıkın, AKP’ye oy veren normal vatandaşlar, AKP’ye kırgın.

“Biz dürüstüz. Haram lokma yemeyiz ve yedirtmeyiz” diye kandırıldıkları için kırgın.

Bunu söylemiyorlar, tepki vermiyorlar, ama şuna emin olun ki, sandık başına gidince gereğini yapacaklardır.

                                                               ******

Kaldı ki…

Gazetecilik hislerim bana diyor ki…

“17 Aralık operasyonu”, bu kadarla kalmaz!

Daha önce de yazdığım gibi, şimdiye kadar seyrettiklerimiz, sadece “fragman”dı.

Seçim tarihi yaklaştıkça, yenilerini göreceğiz.

Hele şu adayların adaylıkları bir kesinleşsin.

Yani adayların adaylıkları “geri alınamaz” bir noktaya gelsin.

(O tarih 20 Şubat…)

Yeni yolsuzluk dizileri gösterime girer.

Sakın bildiğim şeyler olduğunu sanmayın!

Bir şey bilmiyorum, hissediyorum.

 

 

30 Mart’ta bakın nelere oy vereceğiz?

                                               ********

Bu seçim, başka seçim!

Normal bir “yerel yönetim seçimi” değil.

Başka şeyleri de oylayacağız.

Türkiye’nin geleceğini…

Nelere oy vereceğimizi sıralamaya çalışayım.

Okurken, sizler de ek yapabilirsiniz.

*17 Aralık operasyonunu oylayacağız.

*Ayakkabı kutularında çıkan milyon dolarları…

*Bakan çocuğunun evinde bulunan para kasalarını ve para sayma makinesini…

*Dört bakanla ilgili iddiaları…

 *Emniyetteki atama ve yer değiştirmeleri…

*AKP’nin yargıyı ele geçirme operasyonunu…

*Suriye sınırı çevresinde yakalanan TIR’ları…

*Türkiye’nin Suriye’ye silah göndermesini…

*Gezi olaylarına hükümetin verdiği tepkiyi…

*İktidarın PKK ile pazarlık masasına oturmasını…

*Barzani-Erdoğan kardeşliğini…

*Bütün komşularımızla düşman olmamızı…

*Fırlayan döviz kurlarını…

*Suriye’nin kuzeyinde, PKK ve El Kaide’nin ayrı ayrı devlet kurmalarına vesile olmamızı...

*Türkiye’nin etnik ve dinsel olarak ayrıştırılmasını…

Bir anda aklıma geliverenler bunlar.

Sandık başına gittiğimizde, bunlara da oy vereceğiz.

Bu nedenle, bu seçim çok önemli!

Ülkemiz için inşallah hayırlı olur.

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR