AY ŞİŞEDEN Mİ ÇIKACAK!?

MAKALEYİ DİNLE

Yaşlı kadın, uzunca bir süre bahçede kalan kızı ve yeğenini merak eder ve bahçeye çıkar. Kızı, annesinin geldiğini görünce şarap şişesini saklamaya çalışır. Ama, annesi şişeyi görmüştür!

Kadın; “Kızım merak ettim, ne yapıyorsunuz?” diye sorar.

Kızı; “Ay ışığını seyrediyoruz anneciğim” der.

Oysa, gökyüzünde ay ışığı yoktur! Güngörmüş anne sözü yapıştırır; “Ay şişeden mi çıkacak kızım!?”

Bu, yaşanmış bir öykü.

Kişisel ve toplumsal yaşamımıza biraz dikkatle baktığımızda, bu öyküye benzer nice örnek olaylara tanık oluyoruz.

15 Temmuz gecesinden bu yana, yaklaşık bir aydır “darbe” ile yatıyor, darbe ile kalkıyoruz.

Şimdi herkes benden çok demokrat!

Düne kadar demokrasi ile yıldızı barışık olmayan, “din devleti” özlemi içindeki fanatikler bile “demokrasi havarisi” kesildi!

Şimdi soru şudur; ülkemizde “gerçek anlamıyla demokrasi” ne zaman, nasıl gelecek?

Dini, “siyaset malzemesi” yapan ve uzun yıllardır Ordu’ya, Milli Eğitime, Yargı’ya ve mülki yönetimlere sızan, sınavlarda her türlü hileyi yaparken, bu sayede çeşitli makamlara gelenlerin; “Bu bir hırsızlık değil mi? KUL HAKKI YEMEK DEĞİL Mİ?” diye sormadıkları bir cemaat, suçüstü yakalandı.

İyi de, aynı yolun yolcusu ve toplumu uyutup uyuşturmakla meşgul diğer cemaatler ne olacak? Onların da farkına varmak için, darbe girişiminde bulunmalarını mı beklemek gerek? Bunların “demokrasi” ile bir ilgileri var mı?

“Demokrasi için ölürüz” diyoruz!

Ama, OHAL- Olağanüstü hal koşullarında, Ordu’nun ve Devlet’in yapılanmasında, birkaç kişinin iradesi ile radikal değişimler yapıyoruz!

Bu değişimler, Meclis’te tartışılsa ve Meclis Kararı ile yapılsa olmaz mı? Gerçek demokrasi bunu gerektirmez mi?

Adı üstünde; “Olağanüstü hal” koşullarında alınan karar ve uygulamalar, olağanüstü koşulların ortadan kalkması için alınır. Olağanüstü hal koşulları ortadan kalkınca da “meşru karar organı olan MECLİS” devreye girer.

Ordumuz, geçmişteki darbelerle zaten yıpratılmıştı. Sonra, “Kumpas Davaları” ile kolu kanadı kırıldı. Ordu mensuplarının onurlarıyla, özgürlükleriyle, aile saadetleri ile oynandı! Şimdi de “Ordu içindeki Cemaat kölelerinin” darbe girişimi ile ağır yaralandı! Savaş uçaklarını kullanacak pilot kalmadı! “Stratejik bir bölgede ve kan gölünde” yaşıyoruz. Bölgesel ve iç savaşların yanı sıra, terör örgütlerinin insanlık dışı eylemleriyle sarsılıyor yakın çevremiz. Ülke içinde de “terör belası” ile boğuşuyoruz.

Ordumuz, böylesine ahlak dışı kumpaslar, cemaat oyunları ve darbe girişimleri ile perişan edilirken, ulus olarak kendimizi nasıl güvende hissedebiliriz?

 “Cemaatlerin hizmetkarları” Savcı ve Yargıç kürsüsünde otururken, Adalete nasıl güvenebiliriz?

Çocuklarımıza, “en güzel yönetim padişahlık yönetimidir” diyen ya da “hurafelerle beyinlerini yıkayan” öğretmen kılıklı militanların elinde “nitelikli insan yetişir mi?” Bu ülkede, “bilim ve teknolojide gelişme” sağlanabilir mi?

“Yalanlarla birbirimizi kandırma ve ikiyüzlülük” huyumuzdan vazgeçmeli ve 21. Yüzyılın bilin ve teknolojisine sahip olmalı, ülkemizi ve ulusumuzu yüceltmeliyiz.

Bunun yolu da, gerçek bir demokrasi, laik düzen ve HUKUK DEVLETİ ilkelerine uyumdan geçiyor.

Demokrasi, bir “kültür” yani “yaşam biçimi” olmadan, insanca bir yaşam olanaksızdır…

 

 

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR