Belediye ve halk otobüslerinde emniyet kemeri yok mu?

MAKALEYİ DİNLE

Bir okurumdan bir ileti aldım.

Okurumuz, İzmit merkezden Yuvam Akarca’ya doğru “ayakta seyahat” ederken, bir aracın ani çıkışı nedeniyle belediye otobüsü şoförü sert bir fren yapınca, ayaktaki yolcuların birbiri üzerine savrulduklarını belirttikten sonra soruyor; “Ya o araçla çarpışsaydık ne olurduk?”

Okurumuz haksız mı?

Yasalara öncelikle uyması gereken kamu kuruluşları değil mi?

Kimi zaman Halk Otobüslerine “ ayakta fazla yolcu aldığı için” ceza  kesildiğini biliyoruz. Ama, yine biliyor ve tanık oluyoruz ki; yaklaşık 45-50 dakika süren “belde taşımacılığında” da ayakta yolcu alınıyor!

 Tıka basa insan dolu araçları kullanan kimi şoförlerin hız tutkularına ve sık sık ani fren yapmalarına da tanık oluyoruz!

Yani, “ayakta seyahat eden yolculara saygı yok!”

“Maddi değeri” olan eşya için her olumsuz koşula karşı önlem alan, en komplike ambalajla eşyayı korumaya çalışan bir toplumda, “insan güvenliği ve onurunu hiçe sayan” bu ilkel anlayışın kaynağı nedir acaba?

Kanımca; “Bilinç yoksulluğu ve sorumsuzluk!

 

DEVLET ADAMI OLMAK!..

Demokrasi kültürü gelişmiş, “HALKINDAN KORKMAYAN” yöneticilerin olduğu ülkelerde, bisikletle makamına giden ya da “KORUMA ORDUSU” olmadan halk arasında dolaşabilen Başbakanlar görüyoruz!

Yıllar önce, (1998) Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın “kırmızı ışıkta durduğuna” tanık oldum.

Kimi “Devlet Adamları” görev döneminde ve sonrasında “mütevazı” bir yaşam sürdürüyorlar.

Bizde de, Cumhurbaşkanı olduğu dönemde, eşiyle birlikte alışveriş yapabilen, koruma ordusu taşıyarak halkı taciz etmeyen Ahmet Necdet Sezer, istisnai örneklerden biridir!

Bizim gibi ülkelerde “Siyasetçi olmak” zor değildir!

Ama; DEVLET ADAMI OLMAK çok ama çok zordur!

Çünkü, “Siyasetin okulu yoktur!” anlayışı egemendir!

Bu anlayıştaki kişiler, es kaza iktidar gücünü ele geçirdiklerinde “her şeye kadir” olduklarını düşünürler! Bu tip siyasetçiler için iktidar olduklarında “İster asar ister kesersin!” anlayışında olurlar!

Ne “HUKUK DEVLETİ” tanırlar, ne “GÜÇLER AYRILIĞI” ilkesi ne de “İNSAN HAKLARINA SAYGI” bilirler!

Yargı da onlara biat etmelidir!

Korku içindedirler!

Korktukları için korkuturlar!

Bu yüzden çok sayıda “koruma gücüne” ihtiyaç duyarlar!

Her şeyi bilirler!

Örneğin, DIŞ POLİTİKA onlar için çocuk oyuncağıdır!

Dış politika uzmanlarını  “Monşerler!” diye aşağılayarak yükseldiklerini sanırlar!

Her konuda çok ve küstahça konuşurlar!

Danışmanları da “korku içinde” oldukları için, gerçeği söyleme ve gerektiğinde “uyarma” görevlerini yapamazlar!

Üstelik, hiç hak etmedikleri yüksek maaşlarını da kaybetmek istemezler!

Sonunda kaybeden bütün bir HALK olur!

Velhasıl, “DEVLET ADAMI OLMAK” zor zenaattir!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Izmit li 41 61 - Agzina saglik gazeteci kardesim helal olsun sana

Yanıtla . 0Beğen 28 Temmuz 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR