Dilimiz özgürlüğümüzdür…

MAKALEYİ DİNLE

Bugün “Dil Bayramı.”

Emperyalizme karşı verilen mücadelenin önderi Mustafa Kemal, Türk dilinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla, 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu’nu kurar.

26 Eylül 1932’de ise, 1. Türk Dil Kurultay’ını toplanır. Bu kurultaya, çok sayıda bilim adamı, yazar, öğretmen, gazeteci, sanatçı ve devlet adamı katılır.

Osmanlı döneminde Türkçeyi beğenmeyen, küçümseyenler vardı. Türk diline birçok Arapça ve Farsça sözcükler girdi ve bunların karışımı ile, “Osmanlıca” denilen “yapay bir dil” oluşturuldu. Bu dili, memurlar ve aydınlar kullanıyordu.  Ama, Anadolu’daki halk, Yunus Emre’nin, Karacaoğlan’ın, Dadaloğlu’nun Türkçesi ile konuşuyor ve anlaşıyordu.

Osmanlı’nın son dönemlerinde, yönetici ve aydın sınıfın dili ile halk dili arasındaki çelişkiye son verebilmek için, kimi aydınlarımız da “dilde sadeleştirme” çabaları içine girdiler. Ziya Gökalp, bu çabanın öncülerindendir.

Gökalp; “Başka dile uymaz annemin sesi / Her sözün ararsan vardır Türkçesi” diyerek, Türk dilinin zenginliğini ortaya koymuştur.

Mustafa Kemal;  “Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” diyor.

Dil, bir ulusu birbirine bağlayan en güçlü bağdır.

Dil, aynı zamanda “siyasal bağımsızlığın” bir parçasıdır.

Ulusal Kültür’ün geliştirilmesi için, ulusu oluşturan kişiler arasında konuşulan dilin sade, anlaşılır ve zengin olması gerekir.

İşte, bu nedenlerle, bugün de Türk dilinin yabancı sözcük, deyim ve kuralların tecavüzünden korunması ve kurtarılması gerekir!

Acı bir gerçektir ki; Türk dili “Kültür Emperyalizmi” nin saldırısı altındadır!

Ekonomik ve siyasal açıdan güçlü emperyalist ülkeler, öncelikle kendi dillerini bu ülkede yaygınlaştırmaya çalışıyorlar. Yabancı film ve dizilerle, Türk diline yabancı “sözcükler, deyimler ve argo ifadeler” sokulmaktadır!

En basit örneğiyle; “affedersiniz, bağışlayın” demek varken, “pardon” diyoruz! “Teşekkür ederim” demek varken, “mersi” diyoruz!

Örnekleri çoğaltmak mümkün.

Altını çizmek istediğim şu; bir ülkede “ulusal dil” yozlaşırsa, “ulusal anlaşma” olanağı ortadan kalkar!

Ne yazık ki günümüzde, daha ilkokul sıralarında “Arapça” öğretiliyor!

“Osmanlıca” denilen, ancak alfabesi bile olmayan “yapay dil” özendiriliyor! Keza, “yabancı dille eğitim” de bir başka sorun.

Başka dilleri de öğrenelim, bunda bir sakınca yok. Ama, Türkçeyi de yozlaştırmayalım.

“Türkçe bilim dili değildir” yalanlarına kanmayalım!

Bu “aşağılık kompleksine” karşı dik duralım! Çünkü, bilimsel bir dayanağı yok! Sadece, “siyasi bir palavra” olduğunu unutmayalım!

Bugün Türkçe, dünyada en çok konuşulan 5. dildir ve halen 200 milyonu aşkın insan Türkçe konuşmaktadır.

Lütfen, şu gerçeği unutmayalım; “Dilimiz, özgürlüğümüzdür!”

Diline sahip çıkma bilinç ve duyarlılığındaki tüm yurttaşlarımızın dil bayramı kutlu olsun…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

cenk - Syn. Yazar,

Bir şeyi savunmaya çalışırken insan tutarlı bir yazı kaleme almalıdır. "Affetmek" ve "Teşekkür " kelimeleri Türkçe olmadığı halde """En basit örneğiyle; “affedersiniz, bağışlayın” demek varken, “pardon” diyoruz! “Teşekkür ederim” demek varken, “mersi” diyoruz!"""diye yazmışssınız ! Yazınızı ezbere yazdığınız bir gerçek...

Arapça ve Farsça kelimelerinden kurtulmayı hedeflerken baltayı tamamen taşa vurmuşsunuz !

Yanıtla . 0Beğen 25 Eylül 17:45
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR