Şüphe ne kadar makulse o kadar makbuldür…

MAKALEYİ DİNLE

En başında şunu izah etmekte fayda görüyorum. Kimse kalkıp da beni buradan cemaatçi diye yaftalamasın. Zira beni tanıyanlar, cemaat gruplarına yönelik düşüncelerimi, siyasetin içinde olmalarının toplum ve millet adına oluşturabileceği zararlar, özellikle de dinler arası diyalog masalları hakkındaki kanaatlerimi iyi bilirler.

Ancak bunlar işin bir tarafı. İşte perdenin diğer tarafına geldiğimizde ise daha farklı bir durum var.

İnsan hakları ihlali süreci var…

Şovperestlik var…

Ahlak ve insani kimliğin yok edilmişliği var…

Sosyal bir dağılmışlık var…

Bütün bunlardan daha da önemlisi, devlet idaresinin artık travma halinde olduğu yönünde çok ciddi “makul şüphe” lerim var…

Umarım bu “devlet travması”, farklı bir “sosyal travma” ya dönüşmez.

İşte o zaman ne akıl kalır, ne izan…

Ne insanlık kalır, ne siyaset, ne gelecek…

Yapılan 14 Aralık operasyonuna bu haliyle bakmak lazım bence. Sadece bir intikam senaryosu ile de izah edemezsiniz yaşananları. Olay bu çizgiyi de geçmiş durumda. Mesele çılgınlığın da ötesinde aslında.

Çıldırmışlık seviyesinde…

Hukuksuzluğu; hukuka, yargıya, mahkemeye, hakime kalkan olarak yeniden düzenlemek çıldırmışlık değil de nedir…

İnsanları gözaltına alabilmek için ortaya atılanlara “Makul Şüphe” fikrini yasalaştırmak çıldırmışlık değil de nedir…

Her zaman sağduyu yaklaşımı ile baktığım hükümet, işte tam burada yanlış yaptı.

Cemaatten intikam mı alacaksın, bunu en azından Zaman ve Samanyolu’na dokunmadan yap ki, adına çıldırmışlık demesinler.

Neden mi?

Şöyle ki, hükümet ile aralarında yaşananlar bana göre Gülen Hareketi içinde de bazı çalkantılara sebep olmuştu. Açıkçası kopmaların fazla olabileceği fikrine sahiptim. Fakat çıldırmışlık öylesine bir zamanda zirve yaptı ki, Gülen Hareketi, yeniden Hizmet Hareketi’ne döndü.

Yani hükümete karşı bana göre şimdi çok daha büyük ve güçlü bir hareket var artık.

Şimdi hareketten kopacaklar da artık kol kola girdi.

Hepsinin elinde Kur’an, hepsinin elinde Risaleler ve hepsi adliye kapılarında “Allah Allah” diyor…

Hükümet hiç yoktan karşısında bir kitle oluşturdu.

Bu işin bir bedeli olacak elbette. Fethullah Gülen tarafı mutlaka bu bedelden nasiplenecek. Ancak bu bedeli tek başlarına ödeyeceklerine ihtimal vermiyorum. Bu çamur mutlaka AK Parti’ye de bulaşacaktır.

Çok yanlış oldu, hem de çok…

 

***

 

Başarı Efe ve ekibinin…

Körfez Ticaret Odası’nın başına geldiği günden bu yana büyük işler yapan Mustafa Efe, yapılan her kongrenin ardından odanın çıtasını hep bir miktar daha yukarı çıkardı.

Düşünün, yerin dibinde bulunan bir odayı alıp plazalara taşıyorsunuz. Odayı bir cazibe merkezi haline getiriyorsunuz. Geçmişte kimsenin yüzüne bakmadığı bir kurum, artık herkesin başkanı olmak için yarıştığı bir yer haline geliyor.

Son olarak oluşan yönetim kurulunun yeni başarısı ise akreditasyon sürecinde yaşandı. Oda artık öyle bir iki değil, çok daha fazla sayıda basamağı birden zıpladı.

Bu durum elbette kıskandıracak düzeyde bir sonuç. Kolay da elde edilen bir başarı değil. Her ne kadar işin başında Mustafa Efe olsa da, başarıda bütün oda çalışanlarının ve yönetimin de katkısı var. Yani bir ekip başarısıdır bu netice.

Haliyle bu ekibi bir araya getiren ve çalışma azmini veren de Mustafa Efe’dir…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mehmet Özmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR