Ulusal yasımız!

MAKALEYİ DİNLE

 

 

                Sevgili okurlarımız yüreğimiz burkulup, içimiz yanıyor. Soma da kömür ocağında ki toplu ölümler başımıza balyoz gibi indi. 1999 Marmara Depreminde toplu ölümleri birebir yaşayan bizler bu acıların yıllarca insanın içinden çıkmadığını çok iyi anlıyor ve biliyoruz.

            Ülkemizde bütün gözler,  kulaklar ve kalpler Soma’ya çevrilmiş bulunuyor. Ülke çapında üç gün yas ilan edildi. Türkiye’de,  Azerbaycan’da ve Türk dilli bazı ülkelerde bayraklar yarıya indirildi.

            İktidar, muhalefet, Sivil Toplum Örgütleri, kurumlar ve kuruluşlar Soma’ya akın ederek acıları paylaşmaya gidiyorlar. Acılar paylaşılarak azaltılır sözü hepimiz için geçerlidir.

            Buradan siyasi çıkar beklemek bu amaçla yola çıkarak yorum yapmak en hafif deyimle insani değildir.

            Objektif değerlendirmelerden ve yorumlardan kaçmak ta asla insani olamaz.

            Basından, televizyondan takip ettiğimiz haber ve yorumlara göre elbette ki cevap arayan sorularla karşı karşıya kaldığımız da bir gerçektir.

            İşletmenin yapması gereken, alması gereken önlemler de eksiklikler ve ihmalleri göz ardı etmemesi gerekir.

            Taşeron sistemi ile işletmeyi çalıştırmak işçileri mağdur edip güçsüz düşürdüğü bir hakikattir. Taşeron sistemi tamamen standartlardan uzak olup işçiyi üç beş kuruşa muhtaç bırakan, mahkûm eden bir yoldur.

            Burada çalışan işçilerin ifadelerine göre denetime gelen müfettişlerin bir hafta önceden bilinmesi ile göstermelik ve göz boyama ile hazırlıklar yapılıyor.

            Bu şekilde denetim sağlıklı ve gerçekçi olmadığı gibi hatalar zincirini erteleme ve görmeme anlamına gelir.

            Burada çalışan işçilerin siyasi figür olarak kullanıldığı, bizzat kendilerinin ağzından çıkıyor.

            Türkiye maden kazaları ve ölümler bakımından Avrupa birincisi ve dünya üçüncüsü olması ihmallerin olduğuna karinedir.

            Almanya’da kömür madenlerinde çalışan binlerce insan standartlara uyulması ve teknolojik yapılara uygunluğu ile 40 yılda sadece üç ölümlü vaka oluyor.

            Türkiye’mizde ise nerede ise her yıl artan oranlarda ölümler oluyor. Bu ve benzer gerçekleri görmemek ihmal ve kastın ta kendisidir.

            Bu kazaları, ölümlü olayları kader ve alın yazısı diye yorumlayanlar asla gerçekçi olamazlar.

            Türk halkı Soma gerçeğini en ince detaylarına kadar öğrenmek istiyor. Bu hepimizin doğal hakkıdır. İhmal ve çıkar yüzünden her yıl suçsuz, günahsız ve çaresiz insanların ölümlerini görmek ve duymak istemiyoruz.

            Her sorumlu kurum ve şahıslar bu gerçekleri ortaya çıkarmayı bir vicdan ve ahlak borcu olarak algılanmalıdır.

            İhmal ve eksikler halının altına süpürülmemelidir.

            Ateş düştüğü yeri yakar diyorlar ama hepimizin içi yanıyor.

            Hayatını bir lokma ekmek için yüzlerce metre yerin altında çalışıp ölen işçi kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyor ulusumuzun başı sağ olsun diyorum.

 

Xxxxxxxxxxx

 

Kocaeli gazetesi 40 yaşında

 

            İlimizin en eski gazetesi KOCAELİ Gazetesidir. Acıları paylaşmada ve kent halkının olan bitenden anında bilgi sahibi olmasını sağlayan gazetemiz birçok ilklere imza atmıştır.

            Yüzlerce kişi Kocaeli Gazetesinin mutfağında yetişmiş iş ve ekmek sahibi olmuştur.

            Nice yıllara dileğimizle tebrik edip başarılar diliyoruz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR