Şimdi Eskişehir’de yaşamak vardı!..

MAKALEYİ DİNLE

Yıllardır, Eskişehir’i gidip, adım adım gezmek ve her gidenin anlata anlata bitiremediği “Eskişehir Mucizesini” görmek istiyordum. “Çocuk Dostları Derneği’nin” Eskişehir gezisinden haberdar olunca, hemen katıldım.

Öncelikle altını çizmeliyim ki, bu köklü derneğin bugünkü başkanı lise sınıf arkadaşım Av. Ömür Nalçacı başta olmak üzere, tüm yöneticilerini kutluyor ve teşekkür ediyorum. Her ayrıntısı düşünülmüş, mükemmel bir gezi yaşadık ve dernek yöneticilerinin içten ilgi ve emeklerine tanık olduk.

Eskişehir’de ilk durağımız, “Odunpazarı Evleri” oldu. Burası, yaşayan bir “Kültür Merkezi” haline getirilmiş.

Bizi, Eskişehir Kent Konseyi üyesi genç bir hamımefendi karşıladı ve kusursuz bir evsahipliği-rehberlik yaptı.

Önce, grup halinde  “Canlı Tarih Sahnesi’ne” aldılar.  Orada, Mustafa Kemal Atatürk’ü sonra da İsmet İnönü’yü birebir mumya kopyalarından “görsel-sesli simultane” ile dinledik ve çok etkilendik. Sonra, aynı mekan içindeki “Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi’ni” ve ardından “Çağdaş Cam Sanatları Müzesini” büyük bir hayranlıkla gezdik.

Odunpazarı, Eskişehir’in ilk ve en eski yerleşim alanı. Buradaki tüm tarihi binalar bir bir ve aslına uygun olarak restore ediliyor. Kimileri butik otel olmuş. Kimilerinde mülk sahipleri yaşıyor.

Yine Odunpazarı’nda bulunan “Kurşunlu Camii ve Külliyesi’ni” hayranlıkla gezdik. Külliye bahçesinde dinlendik.

Dikkatimiz çeken önemli bir ayrıntı; birinin diğerine uzaklığı 5 metreyi geçmeyen çöp kutuları oldu. Her kutunun kenarında da “kül tablaları” yer alıyordu. Cadde ve sokaklarda çöp ya da kapakları kalkmış, lebalep dolu çöp konteynırları da görünmüyordu!

Kenti geziyoruz; trafik aksamadan akıp gidiyor. Birbirini paralel ve dikey kesen büyük caddeler, bulvarlar üzerinden yol alıyoruz. Yol kenarları ve bulvar ortaları yemyeşil ve ağaçlık. Köşebaşları ve göbeklerde kent tarihini yansıtan heykeller  ve kent içinde süzülüp giden Tramvaylar dikkatimizi çekiyor.

Sonra, Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı’na” varıyoruz. Yine rehberimiz bizimle.  Tam 400 bin metrekarelik bir alan üzerinde adeta bir Dİsneyland oluşturuluyor. Şimdilik, “Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Bilim-Uzay Evi, Hayvanat Bahçesi ve Su altı dünyası” gibi bölümler yer alıyor.  Öte yandan, çalışmalar sürüyor ve sürekli gelişiyor.

Sonra, bir zamanlar çöplük halini bildiğim, Eskişehir’in ortasından geçen Porsuk Çayı’nda “Tekne Turu” yapıyoruz. Sanki Venedik’teymiş gibi hissediyorum. Gezi boyunca her biri taç gibi kenti süsleyen yaya köprüleri birer sanat eseri.

Son durağımız, yine devasa bir alamda kurulmuş “Kent Parkı” oluyor. Parkın ortasında, Porsuk Çayı’nın suyu ile oluşturulmuş büyük bir gölet, adeta bir “iç deniz” bulunuyor. Gölet çevresinde spor yapabiliyor, lokanta ve çay bahçelerinde dinlenebiliyorsunuz. Ama en önemlisi, bu alanda oluşturulan “HALK PLAJI” nın arıtılmış suyunda yüzmek olmalı.

Bizim kafile 90 kişiydik. Ama bizim dışımızda da bir çok turist grubu gördük.

Eskişehir bir “TURİZM KENTİ” olmuş.

Eskişehir’e, bilimin, kent planlama bilincinin, kültür-sanat ve estetiğin sihirli elleri dokunmuş. “Yaşanası bir kent” ortaya çıkmış. O sihirli ellerin sahibi YILMAZ BÜYÜKERŞEN ve ekibini içtenlikle kutluyorum…

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder



YÜKLENİYOR