Osmanlı’dan Türkiye’ye bilim ve siyaset (1)

MAKALEYİ DİNLE

Bilim; doğa yasalarını anlama, kavrama ve formüle etme etkinliğidir.

Bilim ve onun getirdiği teknolojiye yüzünü dönmek, “Uygarlık” yarışından kopmaktır.

Bugünkü dünyaya bir bakın; bilimsel araştırmalarla buluş yapan, “BATENT SAHİBİ” yani “yeni teknolojik ürünler üretebilen” toplumlar gelişiyor ve zenginleşiyor.

Bir de 60’a yakın, halkının çoğu Müslüman olan ülkelere bakalım; başkalarının artık kullanmaktan vazgeçtikleri “geri teknoloji” ile sözde üretim yapan, bilim kurumlarına siyasetin kirli ellerini sokan, bilimsel ve teknik araştırmalara yeterli kaynak ayırmayan, “ÜRETİM EKONOMİSİ” yerine, “RANT EKONOMİSİNE” yönelen, yoksulluk ve eğitimsizliğin pençesinde,  birbirini boğazlayan, emperyalizmin oyunlarına gelen bir nitelik gösteriyorlar.

Oysa bilim; özgür bir ortam ister.

Bilimsel gelişmenin olabilmesi için, “Siyasetin” bilime müdahale etmemesi gerekir.

Hep tartışılan bir konudur; Koskoca Osmanlı İmparatorluğu nasıl küçüle küçüle Anadolu coğrafyasına sıkışıp kaldı? Osmanlı neden bilime, sanata ve teknolojiye uzak kaldı?

Şu günlerde, “OSMANLILARDA BİLİM” adlı, Osman Bahadır’ın kitabını okuyorum.

Araştırmacı yazar diyor ki; “Bir toplum, bilim olmadan yaşamını sürdüremez veya bir toplum varlığını koruyor ya da geliştirebiliyorsa, mutlaka belirli düzeyde bilim ile ilişki içindedir.”

Yazar daha sonra, Osmanlı eğitim düzenini anlatıyor.

Temel eğitim kurumu Medreselerden mezun olanlar Kadı ya da Yönetici oluyor. Medrese eğitiminin esası, dini ve ahlaki bilgilerin verilmesi. 15. Ve 16. Yüzyıllarda medreselerde doğa bilimleri, tıp ve matematik eğitimine de yer veriliyor. Bir de ENDERUN denilen eğitim kurumu var ki, “Devşirme çocukları” bu okulda okuyor ve Devlet kadrolarında görev alıyorlar!

 Ya “HALK ÇOCUKLARI?” Onlar, mahalle mekteplerinde, daha sonra maddi güçleri yeterliyse “İdadi” adı verilen kurumlarda okuyorlar. MESLEK mi? Bu okullarda meslek öğretilmiyor! Din ve ahlak eğitimi veriliyor!

Halkın tamamına yakını “okuma yazma bilmiyor!” Yani, Osmanlı döneminde de mezar taşlarını herkes okuyamıyor!”

Yazımıza yarın, kaldığımız yerden devam edeceğiz.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR