Zeytinyağlı yiyemem aman!..

MAKALEYİ DİNLE

Benim çocukluğumda, halk arasında söylenen en güzel türkülerden biri, “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” türküsüydü.

Meğer o türkü, 1950’li yıllarda ülkemize giren “yabancı”  bir margarin firmasının siparişi üzerine yazılmış ve bestelenmiş!

Dağı taşı zeytin ağaçlarıyla dolu bir ülkede, halkı zeytinyağından uzaklaştırmak ve margarin yağının tüketimini özendirmek içinmiş bu türkü!..

Şimdi de, pancar üretimini ve şeker fabrikalarını yok etmek pahasına genetiği değiştirilmiş “ithal mısırdan tatlandırıcı” üretimi teşvik ediliyor!

Kaç kişi farkında?

Ya da kimin umurunda!?

Halkımızın büyük bir çoğunluğu , “Kültür Emperyalizmi” nedir bilmiyor ki?

Ülkemizde, özellikle de Ege bölgemizde zeytin ve zeytinyağı üretimi vardı ama biz, ekmek üzerine sürülmüş margarin yağı ile yaşadık çocukluğumuzu.

Oysa yıllar sonu anladık ki; insanın sağlıklı yaşaması için en yararlı besin kaynağı zeytinyağı imiş!..

“Akdeniz tipi beslenme” nin  insan sağlığı için en  doğru ve sağlıklı beslenme biçimi olduğunu çok sonrası anladık!..

Ancak, “Küresel ekonomik düzen” ülkelerin kendi üretimleriyle yaşamalarına karşıydı!

Güzelim Türk Mutfağını bir kenara atıp,  “Fast-Food” beslenmenin tuzağına düştük!

“Obezite” ile tanışmamız da bu sayede oldu!..

Neyse, uzatmayalım!

Ailemin beslenme biçiminde zeytinyağı kullanımı ağırlıktaydı. Orhangazi-Yeniselöz köyündeki akrabalarımızdan gelen halis zeytinyağı, mutfağımızın efendisiydi.

Son 10 yıldır, zeytinyağımızı Milas’tan sağlıyoruz. Zeytin rekoltesine göre zeytinyağının fiyatı da değişiyordu. Örneğin, geçen yıl, litresi 9 TL. idi. Daha önceki yıl 8 buçuk liradan almıştık. Bu yıl ise, litresini 15 TL’den  alabildik!

Bizden kısa bir süre sonra, bir komşumuz litresi 18 TL ‘den zeytinyağı aldığında; “hesaplı aldım. Göreceksiniz, bu yıl zeytinyağı 25-30 liradan satılacak” diyordu!

Birden, HES inşaatı için kesilen zeytin ağaçları geldi aklıma!

“Yine birileri bu ülkenin genetiği ile oynamaya başladı” diye düşündüm!

Turizm tesisi, HES inşaatı ya da “maden arama” amaçlı olarak zeytin ağacı kıyımları sürüyor!

Zeytin ağacı kolay yetişmiyor ve ilk 4-5 yıl içinde ürün de vermiyor. Oysa, özellikle Ege Bölgemiz, zeytin üretimi için çok elverişli.

Şair Nazım Hikmet’in “Yaşamaya Dair” adlı şiiri geliyor aklıma; “Yaşamayı seveceksin/ Hem de öylesine seveceksin ki/ mesela, yetmişinde bile zeytin dikeceksin.” diyor Nazım.

Sevgili dostlar;

“BU ÜLKE BİZİM”

Ve bu ülkede, kimseye boyun eğmeden “insanca ve özgür” olarak yaşamalı, kendi ülkemizin bereketli topraklarından kendi emeğimizle beslenebilmeliyiz.

Bugün içine düşürüldüğümüz “dışa bağımlı ekonomik düzen” yüzünden hemen her türlü gıdayı başka ülkelerden alır hale geldik.

Tarım Bakanımıza “et ithalatı yaptığı için” Fransa “Üstün Hizmet Madalyası” takıyor!

Bu, ödül mü ,onur mu, utanç belgesi midir?

Samanı bile başka ülkelerden alan, hayvan ithal eden bir ülke “ÖZGÜR ve MUTLU” bir ülke olabilir mi?

Siyasette “YERLİ ve MİLLİ” milletvekili palavrası atanlar, “Yerli Malı ve Milli Ekonomi” sözünü niye etmiyorlar?

Küresel ekonomik düzenin tuzağına düştük!

Farkında mısınız?

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR