Öğretmenler Günü’nün hatırlattıkları!

MAKALEYİ DİNLE

Her yıl öğretmenler gününde cep mesajı veya e-mail yolu ile çok sayıda kutlama mesajları alıyorum. Buradan tüm öğrencilerime sevgilerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum.

25 yılı süre ile öğretmenlik mesleğini severek ve olanca gücümle faydalı olmak amacı ile yaptım. Çok güzel anılarla dolu yıllar geçti. Bir daha dünyaya gelsem yine öğretmen olurum. 15-18 yaş grubu, içi tertemiz, hiç kirlenmemiş, sizden bir şeyler öğrenmek arzu ve isteğinde olan gençlere faydalı olabilmenin verdiği duyguyu yaşamanın bedeli ve onuru sınırsızdır. O nedenle öğretmenlik kutsaldır ve saygındır. Öğretmenlik mesleğinin saygınlığı onun genelde ve özel uzmanlılık alanında bilgi birikimiyle de orantılıdır. Bilgi saygınlığın en önemli unsurudur. Zorbalıkla saygı yaratılmaz. Öğretmenlik formasyonu ise, öğretmen öğrenci iletişiminde kolaylığı sağlar. İyi bir öğretmenin bence başarı performansını etkileyen iki unsur, bilgi ve hoşgörüdür. Hoşgörüden kastım öğrencisi ile kuracağı empatidir. Bizim öğretmenlerimiz bize şunu söylerlerdi. Öğretmen olacaksınız her şeyi duyup, görmeyeceksiniz, bir kulağınız sağır, bir kulağınız kör olacak derlerdi. Belki bu sözle biraz abartılı gelebilir. Ancak buradan kastedilen hoşgörüdür. 25 yıl bu mesleği yaptım. Bu süre içerisinde hiçbir öğrencime bir fiske dahi dokunmadım. Hiçbir öğrencimden en ufak bir saygısızlık görmedim. Bu süre içinde disiplin kurullarına yazdığım tek dilekçe yoktur. Şunu hep gözlemledim ve kendi yaşamımdan biliyorum. 15 – 18 yaş grubu gençlerin içi tertemizdir. Heyecanlıdır ve kendini çok güçlü hisseder. Öğretmenine karşı gelişi bile saygısızlığından değil, çevresine hava atmak arzusundandır. Onun bu halini anlarsanız, onlar o haliyle bile sevecendir. Bu konuda özet olarak şunu söylemek istiyorum. Onlara sevginizi verirseniz, fazlasıyla saygı olarak size geri döner.

Yalnız çok üzüldüğüm bir konu var ki öğretmenlik mesleği her geçen zamanda ciddi kan kayıpları yaşıyor. Bizim öğretmenlerimiz bizim ve toplumun gözünde çok önemli insanlardı. Hatırlıyorum ilkokul öğretmenim köy kahvesinde konuştuğunda tüm köylü sessiz ve saygıyla dinlerdi. Bugün ise, okey masalarında aşırı yüz göz olunmuş silik şahsiyetler gördükçe çok üzülüyorum. Tabi bu durumu genellemiyorum. Ancak eski saygınlığın da. Bugün ise, okey masalarında aşırı göz göz olunmuş silik şahsiyetler gördükçe çok üzülüyorum. Tabi bu durumu genellemiyorum. Ancak eski saygınlığın da olmadığı net bir gerçek. Bunun nedeni sadece öğretmen değil. Ailelerde öğretmene saygının aşınmasında önemli unsur oluyor. Aile çocuğunun yanında öğretmene saygısız ifadeler kullanırsa, çocukta bu davranışa paralel davranır. Duyuyorum. Öğretmen, öğrencisini hafif azarlamış, veli ertesi gün bütün hışmıyla okula gelip öğretmene hakaret edebiliyor. Velinin bu davranışı Milli Eğitim Müdürlüğü veya bakanlık nezdinde de onaylanıyor. Eğitimde bir başarısızlık varsa hemen önce bakan tarafından fatura öğretmene kesiliyor. Mutlaka öğretmenin de bu başarısızlıkta payı vardır. Ancak diğer faktörlere oranla daha düşüktür.

Bugün gördüğüm manzara da öğretmen yalnızlaştırılmış durumda, savunmasız bırakılmıştır. Onun ne il müdürlüğü ne de bakanlık arkasında durmuyor. Baskı altında tutulan, kişiliği ve onuru zedelenmiş ruh hali içinde olduklarını düşünüyor ve çok üzülüyorum. Ben inanın benim öğretmenlerimin olduğu dönemdeki öğretmenliği arzuluyorum. Öğretmenlerimize inanalım, güvenelim. Bu durumun topluma olumlu yansıyacağından hiç kuşku duymayalım.

Bu vesileyle tüm öğretmenlerin gününü kutluyor, başarılar diliyorum.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Fikret Gökmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR