Füsun Yıldız’ın istifası ve CHP’nin yönetim tarzı

MAKALEYİ DİNLE

CHP’de yaşananlar sanki “şaka” gibi.

20 günde il yönetim kurulundan iki üye istifa etti.

Güzin Çelik, sağlık sorunlarını neden göstererek 4 Ocak’ta istifa etmişti.

Prof. Dr. Füsun Yıldız ise, hafta başında YÖK’ün izin vermediğini öne sürerek partideki görevinden ayrıldı.

Bugünlerde bir CHP’li diğer bir CHP’li ile karşılaştığında, “Bugün yönetimden istifa var mı?” diye takılıyor.

İş bu hale geldi.

 

***

 

Güzin Çelik’in istifa nedenini geçenlerde yazmıştım.

Güzin Hanım, salt “kadın kotası” nedeniyle il yönetimine alınmıştı, tüzüğe uyularak seçim yapıldı, birkaç gün sonra da ayrıldı.

“Sağlık sorunlarım var” diye açıklama yaptı, oldu bitti.

“Prof Dr. Füsun Yıldız’ın yönetime alınması ve istifası”,  tam bir garabet!

Tam bir bilgisizlik, ilgisizlik, ciddiyetsizlik örneği…

Böyle bir uygulama ancak CHP gibi bir partide olabilirdi, oldu da.

Öğretim elemanlarının siyasetle ilgileri yasayla belirlenmiş.

Kısa adı YÖK olan Yüksek Öğretim Kurumu’nun 59’uncu maddesi aynen şöyle diyor:

“Yükseköğretim kurumlarının öğretim elemanları, siyasi partilere üye olabilirler; yükseköğretim kurumlarındaki görevlerini aksatmamak ve bir ay içinde kurumlarına bildirmek kaydıyla, siyasi partilerin merkez organları ile onlara bağlı araştırma ve danışma birimlerinde görev alabilirler. Şu kadar ki, bu durumdaki öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulu ve Yükseköğretim Denetleme Kurulu üyesi, rektör, dekan, enstitü ve yüksekokul müdürü ve bölüm başkanı olamazlar, onların yardımcılıklarına seçilemezler.”

 

Yasa açık, yapılan yanlış

Sevgili okurlarım, yukarıda yasanın ilgili maddesini okudunuz.

Gayet net!

Öğretim elemanlarının, siyasi partilerin genel merkezlerinde il ve ilçe örgütlerinde görev almalarına hiçbir engel yok.

Ancak görev alanları haklı olarak sınırlandırılmış.

Üniversitelerde yönetim kadrosundaysan, partilerde yönetime giremezsin denilmiş.

Doğru…

Füsun Yıldız Kocaeli Üniversitesi’nde ana bilim dalı başkanı…

Bu görevini sürdürürken ve sürdürmeye devam etmek isterken, CHP’de il yönetimine girmemeliydi.

Veya…

Cengiz Sarıbay, kendisini il yönetimine almamalıydı.

Dediğim gibi, burada bilgisizlik, ilgisizlik ve ciddiyetsizlik var.

Siyasetle uğraşan bir öğretim elemanının ve siyaseti yönetme iddiasında olan bir il başkanının, ilgili yasanın bu maddesini bilmemesi düşünülemez.

Prof. Yıldız, kendisine il yönetim kurulu üyeliği önerildiğinde, ya “Ben ana bilim dalı başkanıyım ve görevime devam etmek istiyorum, bu görevim nedeniyle parti yönetiminde görev alamam” diyecekti, ya da “Tamam, ana bilim dalı başkanlığını bırakıyorum, parti yönetiminde çalışacağım” kararını verecekti.

Bunu yapmayıp, parti yönetimine seçildikten sonra, “YÖK izin vermiyor” diye istifa etmek, pek hoş olmadı.

Kamuoyunda, sanki “YÖK, CHP’li olduğu için izin vermiyor” algısı uyandı.

Halbuki ilgisi yok.

Yasanın ilgili maddesi açık!

Hatırlıyorum…

Geçmişte, sanırım 2010 yılında, yine Kocaeli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cüneyd Özkürkçügil, yine ne tesadüftür ki Cengiz Sarıbay’ın il yönetim kurulunda idi, bir yıla yakın görev yaptı, hiç de sorun olmadı.

Çünkü Cüneyd Hoca’nın üniversitede hiçbir idari görevi yoktu.

Demek ki neymiş?

İşini yasa ve yönetmeliklere uygun yaparsan, sorun yokmuş.

İşte bütün bu olaylar, küçük ve basit görünse de, milletin kafasını bulandırıyor.

Kadro kuramayan, doğru dürüst organize olamayan bir parti, nasıl olacak da ülkeyi yönetecek, diye CHP’ye kuşkuyla bakılıyor.

Tam bu satırları yazarken CHP’nin tanınmış isimlerinden biri aradı…

“Abi gördün mü” dedi, “Füsun Hanım’ı bile bile listeye yazdılar, nasıl olsa istifa eder, yerine Hasan Akar’ı getiririz diye kurguladılar. Hasan Akar da biliyorsunuz Milletvekili Haydar Akar’ın kuzeni…”

“Yok artık” dedim kendi kendime, Güzin Çelik’in istifası önceden kurgulanmıştı da, bu da mı öyle?

Eğer söylenenler doğruysa, ne diyeyim, vah CHP’nin haline!

 

Mustafa Koç’un ölümü…

Ölüm, her yaşta kötüdür.

Sekseninde de olsa, doksanında da olsa…

Ama “genç” ölümleri, “orta yaş” ölümleri daha büyük üzüntü verir.

“Gençliğine doyamadan gitti” denir…

“Daha yaşayacakları vardı, daha yapacakları vardı” diye üzüntülü sözler edilir arkasından.

Dün sabah kahvaltı yaparken televizyona ilk “ön haber” düştü.

“İşadamı Mustafa Koç kalp krizi geçirdi, hastaneye kaldırıldı…”

Üç beş dakika sonra biraz daha ayrıntı…

“İşadamı Mustafa Koç kalp krizi geçirdi, Beykoz Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, hayati tehlikesinin olduğu açıklandı…”

Gazeteye geldim, toplantı masasına oturur oturmaz İstanbul’dan çok “özel bir kaynak”tan telefon.

“Mustafa Koç öldü, iki saat sonra şu saatte açıklanacak…”

Arkadaşlara Mustafa Koç’un öldüğünü söyledim, inanmadılar.

Aradan iki saat geçti, o saat gelince, Koç’un ölümü resmen açıklandı.

 

***

 

Üzüldüm…

55 yaşında öldüğü için üzüldüm…

Ülkemizin iyi yetişmiş bir insan gücüydü, onun için üzüldüm…

Koç Holding’i başarıyla yönetiyordu.

Yaşasaydı, Türk iş dünyasına, ülkemize daha büyük hizmetleri olacaktı.

Vadesi bu kadarmış.

Ne söylesek boş!

Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum.

Koç ailesinin, Türk iş dünyasının, hepimizin başı sağ olsun!

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

sezer - Amin gerçekten üzüldüm. Zaten ülkemiz yangın yeri içimiz her gün yanıyor ölüm gerçek ama zamansız olunca yanmamak mumkun değil

Yanıtla . 0Beğen 21 Ocak 17:30
Anket Kocaelispor'un yeterince desteklendiğini düşünüyor musunuz?

YÜKLENİYOR